Ortaklığın Giderilmesi Davasında İlamlı Takip Yoluyla Satış İstenebilir Mi?
- 9 Şub 2024
- 2 dakikada okunur
Güncelleme tarihi: 20 Oca
Hukuk pratiğinde en sık yapılan usul hatalarından biri, mahkemelerden alınan her türlü ilamın (mahkeme kararının) doğrudan icra dairesine götürülerek ilamlı icra takibi yoluyla infaz edilebileceği yanılgısıdır. Özellikle ortaklığın giderilmesi (izale-i şüyu) davalarında verilen satış suretiyle paylaşma kararları, niteliği gereği klasik bir alacak davası hükmü taşımaz.
Bu davalar "iki taraflı" (actio duplex) davalar olduğundan, taraflar arasında klasik anlamda bir alacaklı-borçlu sıfatı oluşmaz. Dolayısıyla mahkemenin verdiği satış kararı borçlunun malvarlığına haciz konulmasını gerektiren bir tahsilat işlemi değil, mülkiyetin tasfiyesi sürecidir.

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi’nin 2014/25583 E., 2016/8594 K. sayılı kararı, bu usul ayrımını netleştiren emsal bir içtihattır. Karara konu olayda; alacaklı taraf, elindeki ortaklığın giderilmesi ilamına dayanarak İcra Müdürlüğü nezdinde ilamlı icra takibi başlatmış ve karşı tarafa icra emri göndermiştir. Ancak Yüksek Mahkeme, ortaklığın giderilmesi ilamlarının infazı için ayrıca bir icra takibi başlatılamayacağını, bu yolla satış istenemeyeceğini hüküm altına almıştır.
Mahkemeye göre, bu tür ilamların gereği, doğrudan mahkeme tarafından görevlendirilen Satış Memurluğu aracılığıyla yerine getirilmelidir.
Sonuç olarak, elinde kesinleşmiş bir ortaklığın giderilmesi kararı bulunan hissedarların, satış sürecini başlatırken İcra Takibi ile Satış Talebi arasındaki teknik farka dikkat etmesi gerekir. Eğer yanlışlıkla ilamlı takip yolu seçilirse, karşı tarafın (borçlu görünen diğer hissedarın) şikayeti üzerine İcra Hukuk Mahkemesi takibin iptaline karar verecektir.
Bu durum, hem zaman kaybına hem de gereksiz yargılama gideri ve vekalet ücreti ödenmesine neden olur. Doğru yol, ilamın doğrudan mahkeme bünyesindeki Satış Memurluğu nezdinde işleme konulmasıdır.
Ortaklığın giderilmesi davasıyla alakalı detaylı bilgi için Yargıtay Kararları Işığında Ortaklığın Giderilmesi (İzale-i Şuyu) Davası, Ortaklığın giderilmesi davasına konu taşınmaz üzerinde intifa hakkı sahibi varsa bu kişinin de davaya dahil edilmesi gerekir mi?, Kat mülkiyetine geçiş suretiyle ortaklığın giderilmesi (izale-i şuyu) usulü nasıldır?, Ortaklığın giderilmesi (izale-i şuyu) davasında aynen taksim nasıl yapılır?, Ortaklığın giderilmesi davalarında davalı yararına vekalet ücretine hükmedilir mi?, Davacı ortaklığın giderilmesi davasından feragat ederse ne olur? gibi yazılarımızı da okuyabilirsiniz.
Ortaklığın giderilmesi davası, hukuki süreçler ve taşınmaz üzerindeki haklar açısından oldukça kapsamlı bir prosedürdür. Hukuki danışmanlık ve detaylı bilgi için bizimle iletişime geçebilirsiniz.
Ortaklığın giderilmesi davasında ilamlı takip yoluyla satış istenemeyeceğine ilişkin Yargıtay Kararı
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2014/25583 E., 2016/8594 K.
KARAR
Borçlular vekili, takibe dayanak ilamın ortaklığın satış suretiyle giderilmesine ilişkin olduğunu, ilamda satış için icra dairesi görevlendirilmesine rağmen, alacaklının ilamlı icra takibi başlatmasının yanlış olduğunu, ayrıca haczedilmiş bir taşınmaz bulunmamasına rağmen müvekkiline 103 davetiyesi gönderildiğini ileri sürerek, öncelikle icra takibinin; olmadığı taktirde davetiye gönderme işleminin iptalini istemiştir.
Mahkemece, icra dairesinin görevinin ilama konu taşımazın usulünce ihale ile satılarak elde edilecek bedelin paylaştırılmasından ibaret olduğu, taşınmazın tahliyesi ve teslimine ilişkin icra emri gönderilmediği, 103 davetiyesi gönderilerek şikayetçilerin satıştan haberdar edildikleri, bu durumda müdürlük işleminin hukuka uygun olduğu gerekçesiyle şikayetin reddine karar verilmiş, karar borçlular vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Takip konusu ilam ortaklığın satış suretiyle giderilmesine ilişkin olup, ilamın infazı için öncelikle ilam mahkemesine başvurularak işlemlerin başlatılması gerekir. İlamlı takip yoluyla satışın sağlanması mümkün değildir. Bu nedenle takibin iptaline karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde şikayetin reddine karar verilmesi doğru değildir.
SONUÇ: Borçlu vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK'nun 366 ve 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA; taraflarca İİK'nun 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 25,20 TL peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 10.05.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.


Yorumlar