top of page
SON YAZILAR


Fazla Çalışma Ücretinin Aylık Ücrete Dahil Edilmesi
İş hayatında en sık karşılaşılan konulardan biri, fazla mesai uygulamalarıdır. Özellikle iş sözleşmelerine konulan “fazla mesai ücrete dahildir” şeklindeki hükümler, hem işverenler hem de işçiler açısından dikkatle değerlendirilmesi gereken hukuki sonuçlar doğurur. Bu yazıda, fazla çalışma ücretinin aylık ücrete dahil edilmesinin hangi şartlarda geçerli sayıldığını, Yargıtay kararları ve ilgili mevzuat ışığında sade ve anlaşılır bir dille ele alıyoruz. Fazla Çalışma Nedir? İş


Velayet Hakkına Sahip Anne Çocuğa Kendi Bekarlık Soyadının Verilmesini İsteyebilir Mi?
Velayet hakkı, çocuğun bakım, eğitim ve korunması gibi hak ve yükümlülükleri kapsar. Ancak velayet hakkına sahip bir annenin çocuğuna bekarlık soyadını vermesi, yalnızca velayet hakkına dayanarak kendiliğinden mümkün değildir. Bu konuda çocuğun üstün yararı esas alınır ve yasal prosedürlere uyulması gerekir. Çocuğun üstün yararını belirlerken çocuğun soyadı değişikliğinin ruhsal gelişimine etkisi, çocuğun toplumsal ilişkilerinde yaşayabileceği zorluklar, anne ve babanın boşan


Alt İşverenin İleri Sürdüğü Zamanaşımı Defi Asıl İşverene Sirayet Eder Mi?
İş hukukunda asıl işveren ve alt işveren ilişkisinden doğan uyuşmazlıklarda, "müteselsil sorumluluk" ilkesi gereği işçi, alacaklarını her iki işverenden de talep edebilmektedir. Ancak yargılama sürecinde tarafların savunma stratejileri, özellikle zamanaşımı defi gibi teknik itirazlar söz konusu olduğunda karmaşık bir hal alabilir. Hukuk pratiğinde sıkça tartışılan hususlardan biri; asıl işverenin sessiz kaldığı veya süresinde ileri süremediği zamanaşımı definin, alt işveren t


Satın Alınan Gayrimenkulün Orman Vasfında Olduğu Anlaşılırsa Ödenen Paranın İadesi Mümkün Müdür?
Gayrimenkul alım satım süreçlerinde güven ilkesinin temel dayanağı tapu sicil kayıtlarıdır. Türk Medeni Kanunu'nun "Tapu sicilinin açıklığı" ilkesi gereği, alıcılar bir taşınmazı satın alırken tapu kütüğündeki haklara ve şerhlere güvenerek işlem yaparlar. Ancak uygulamada, mahkeme kararıyla "orman vasfı" kesinleşmiş olmasına rağmen, bu durumun henüz tapu kütüğüne işlenmediği veya "beyanlar" hanesinde gösterilmediği vakalarla karşılaşılmaktadır. Satın alınan arazinin bir kısmı


Kayınbabasına Araç Alan Damat Kayınbabasının Vefatından Sonra Ödediği Bedeli Mirasçılardan Talep Edebilir Mi?
Türk yargı sisteminde, belirli bir tutarı aşan (HMK m. 200 uyarınca) hukuki işlemlerin ve borç ilişkilerinin "senetle" (yazılı belgeyle) ispat edilmesi zorunludur. Ancak hayatın olağan akışı ve Türk toplumunun aile yapısı gereği, yakın akrabalar arasındaki para alışverişlerinde veya mal alımlarında tarafların birbirlerinden senet veya yazılı belge istemesi manevi açıdan imkansız kabul edilmektedir. Bu nedenle Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK), yakın akrabalar arasındaki uyuşmaz


Mirasbırakanın Şirket Hisselerinin Tamamını Tek Mirasçısına Devretmesi Halinde Devrin İptali Mümkün Müdür?
Miras hukukunda "muris muvazaası" denildiğinde akla ilk gelen genellikle taşınmazların (ev, arsa, tarla) tapuda satış gösterilerek bedelsiz devredilmesidir. Ancak günümüz ticari hayatında mal varlıklarının önemli bir kısmı şirket hisselerinden oluşmaktadır. Peki, mirasbırakanın sağlığında sahibi olduğu Anonim veya Limited şirket hisselerini, diğer mirasçılardan mal kaçırmak amacıyla tek bir çocuğuna veya üçüncü bir kişiye devretmesi halinde hukukumuz nasıl bir yol izlemektedi


Tahliye Taahhüdünde Düzenlenen Cezai Şart Geçerli Midir?
Tahliye Taahhüdü Nedir? Tahliye taahhüdü veya bir diğer deyişle tahliye taahhütnamesi Türk Borçlar Kanunu 'nun (TBK) 352’nci maddesinde düzenlenen ve kiracının, kiralanan taşınmazı belirli bir tarihte tahliye edeceğini yazılı olarak beyan etmesidir. Tahliye taahhüdü, kira ilişkisi devam ederken kiracının bu taahhüdü vermesiyle kiraya verene önemli bir hukuki koruma sağlar. Ancak, tahliye taahhüdünün geçerli olabilmesi için belirli şartların sağlanması zorunludur: Kira sözle


Kira Bedelinin Artırılması İçin İhtarname Gönderilmiş Olması İhtiyacın Samimiyetsiz Olduğunu Gösterir Mi?
Türk Borçlar Kanunu 'nun 350. maddesi uyarınca, kiraya verenin kendisi, eşi, altsoy-üstsoyu veya kanun gereği bakmakla yükümlü olduğu kişilerin konut ya da işyeri ihtiyacı için tahliye davası açma hakkı bulunmaktadır. Ancak bu davaların kazanılabilmesi için Yargıtay'ın aradığı en temel kriter, ihtiyacın gerçek, samimi ve zorunlu olmasıdır. Uygulamada kiracılar, kendilerine karşı açılan tahliye davalarında genellikle "Ev sahibi aslında kirayı artırmak istiyordu, kabul etmeyinc
bottom of page
