top of page

Muris Muvazaası (Mirastan Mal Kaçırma) 2026

  • 24 Mar
  • 14 dakikada okunur

Güncelleme tarihi: 26 Mar


Muris Muvazaası (Mirastan Mal Kaçırma) Davası Nedir?


Miras hukuku pratiğinde en sık karşılaşılan hukuki ihtilafların başında muris muvazaası gelmektedir. Muris muvazaası yahut halk arasındaki yaygın ve yerleşik tabiriyle mirastan mal kaçırma mirasbırakanın (murisin) yasal veya atanmış mirasçılarının miras paylarını almalarını engellemek maksadıyla terekesinde yer alan tapulu taşınmazlarını gerçek iradesine aykırı hukuki kılıflar altında üçüncü kişilere veya kayırmak istediği diğer mirasçılara devretmesi işlemidir.


Mirasbırakanın sağlığında kendi malvarlığı üzerinde dilediği gibi tasarrufta bulunma, mülkiyet hakkını devretme serbestisi kural olarak anayasal bir güvence altındadır. Ancak bu tasarruf yetkisinin kötüye kullanılarak mirasçıların haklarının salt bir aldatma kastıyla bertaraf edilmesi Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) dürüstlük kuralına ve Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) irade sakatlığına ilişkin amir hükümlerine aykırılık teşkil eder. Bu tür hileli devir işlemlerinin tespit edilmesi ve tapu iptal ve tescil davası yoluyla mülkiyetin gerçek hak sahiplerine döndürülmesi miras hukukunun kapsamlı inceleme gerektiren süreçlerinden biridir.


Muris Muvazaasının Hukuki Niteliği ve TBK Madde 19 Kapsamındaki Yeri


Hukuk sistemimizde muvazaa, en temel tanımıyla; tarafların üçüncü kişileri aldatmak maksadıyla, gerçek iradelerine uymayan ve aralarında hiçbir hukuki hüküm ve sonuç doğurmayan bir görünüş yaratmak hususunda gizlice anlaşmalarıdır.


6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 19. maddesi muvazaayı düzenlemekte olup, "Bir sözleşmenin türünün ve içeriğinin belirlenmesinde ve yorumlanmasında, tarafların yanlışlıkla veya gerçek amaçlarını gizlemek için kullandıkları sözcüklere bakılmaksızın, gerçek ve ortak iradeleri esas alınır" hükmünü amirdir.


Öğretide ve Yargıtay uygulamasında muvazaa, mutlak muvazaa ve nisbi muvazaa olmak üzere iki ana kategoride incelenmektedir. Muris muvazaası davası, niteliği itibarıyla nisbi muvazaaya dayanır.



Muvazaa türleri tablosu, Mutlak ve Nisbi Muvazaa'yı açıklıyor. Muris Muvazaası açısından değerlendirmeler var. İstanbul Miras Avukatı


Mirasbırakan, gerçekte ivazsız (karşılıksız) olarak bağışlamak istediği bir malvarlığını tapu sicilinde resmi memur önünde iradesini satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi doğrultusunda açıklayarak devreder. Burada tarafların gerçek iradesini yansıtmayan ve sırf mirasçıları aldatmak için kurulan görünürdeki ivazlı işlem mutlak butlanla batıl iken tarafların gerçek iradesini yansıtan gizli bağış işlemi de kanunun aradığı resmi şekil şartlarına uyulmadan (tapuda resmi bağış şeklinde yapılmadan) akdedildiği için şekil eksikliğinden dolayı kesin hükümsüzdür.


Muris Muvazaasında 01.04.1974 Tarihli İçtihadı Birleştirme Kararı ve Etkileri


Muris muvazaası, doğrudan Türk Medeni Kanunu metninde tanımlanmış bir maddeye dayanmamaktadır. Türk hukukuna bu kurumu kazandıran, sınırlarını ve uygulama şartlarını çizen temel dayanak Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 01.04.1974 tarihli, 1974/1 Esas ve 1974/2 Karar sayılı emsal içtihadıdır. Bu karar, mirastan mal kaçırma uyuşmazlıklarının çözümünde tüm mahkemeleri ve Yargıtay dairelerini bağlar.


Bir kimsenin mirasçısını miras hakkından yoksun etmek amacıyla, gerçekte bağışlamak istediği tapu sicilinde kayıtlı taşınmaz malı hakkında tapu sicil memuru önünde iradesini satış doğrultusunda açıklamış olması durumunda ortada iki yönlü bir hukuki sakatlık mevcuttur. 01.04.1974 tarihli İçtihadı Birleştirme Kararı çerçevesinde; görünürdeki satış sözleşmesi Borçlar Kanunu'nun muvazaa hükümlerine (mülga 818 sayılı BK m.18, yeni 6098 sayılı TBK m.19) istinaden taraf iradelerinin uyuşmaması nedeniyle batıldır, arkada yatan ve tarafların gerçek niyetini yansıtan gizli bağışlama sözleşmesi ise Medeni Kanun ve Tapu Kanunu'nun emrettiği resmi şekil koşulundan yoksun bulunduğu için geçersizdir.


Söz konusu kararın hukuk sistemimize getirdiği en büyük özellik muris muvazaası davasında dava açma ehliyetine ilişkindir. Anılan İçtihadı Birleştirme Kararı, bu davayı açma hakkını sadece saklı pay sahibi olan mirasçılarla sınırlı tutmamış, saklı pay sahibi olsun ya da olmasın, muvazaalı işlem nedeniyle miras payı ihlal edilen tüm yasal ve atanmış mirasçıların görünürdeki işlemin geçersizliğini ileri sürerek tapu iptal ve tescil davası açabileceğini hüküm altına almıştır.


Satış gibi gösterilen bağış işlemlerinde, tapudaki devir hileli bir nedene dayandığı için mülkiyetin intikali hukuken gerçekleşmiş sayılmaz ve tapu sicili yolsuz tescil durumuna düşer. Yolsuz tescile dayanan bu iddialar, herhangi bir süre kısıtlamasına tabi olmaksızın ileri sürülebilmektedir.


Mirastan Mal Kaçırma İşleminin Şartları ve Unsurları


Bir hukuki devir işleminin mirastan mal kaçırma davası kapsamında muvazaalı kabul edilebilmesi ve iptal yaptırımıyla karşılaşabilmesi için, Yargıtay uygulamalarında katı bir biçimde aranan dört temel unsurun somut olayda birlikte var olması gerekmektedir. Bu şartlardan herhangi birinin eksikliği davanın reddi ile neticelenecektir.


1. Görünürde İvazlı Bir İşlem Yapılmış Olması


Muris muvazaasının ilk unsuru, mirasbırakan ile lehine devir yapılan kişi arasında tapu memuru huzurunda resmi olarak akdedilmiş ve ivazlı (karşılıklı edimler içeren) bir işlemin varlığıdır. Tapu sicilindeki kayıtlarda bu işlem genellikle satış, ölünceye kadar bakma sözleşmesi veya daha nadir olarak trampa (takas) şeklinde tescil edilir.


Dışarıdan bakıldığında mirasbırakanın taşınmazını belli bir bedel karşılığında devrettiği ve alıcının da bu bedeli ödediği yönünde hukuki bir manzara yaratılır. Ancak bu görünürdeki işlem mirasçıları ve hukuki düzeni aldatmak maksadıyla kurgulanmış sahte bir senaryodur.


2. Gerçek (Gizli) İradenin Bağış Olması


Tarafların aralarındaki asıl mutabakat ve gerçek niyet taşınmazın herhangi bir bedel ödenmeksizin, tamamen karşılıksız olarak karşı tarafa temlik edilmesidir. Mirasbırakan, mülkiyetini devrettiği kişiden hukuken geçerli hiçbir maddi ivaz (karşılık) beklememekte, fiiliyatta bir satış bedeli tahsil etmemektedir. Asıl irade bağışlama iken bunun resmi senette satış olarak gösterilmesi irade ve beyan arasında bilerek yaratılmış bir uyumsuzluktur.


3. Mirasçılardan Mal Kaçırma Amacı (Kastı)


Muris muvazaasını, genel hükümlere tabi diğer nisbi muvazaa hallerinden ayıran en belirleyici unsur mirasçılardan mal kaçırma kastıdır. Mirasbırakanın bu hukuki işlemi kurgularken temel motivasyonu, vefatı sonrasında terekesinde yer alması gereken malvarlığının yasal mirasçılarına intikal etmesini engellemektir.


Yargıtay kararlarında açıkça ifade edildiği üzere murisin işlemde mal kaçırma amacı bulunmadığı kanıtlanırsa, örneğin devre konu işlemin minnet duygusuyla, gerçek bir bakım hizmetinin karşılığı olarak veya hukuki bir borcun ifası amacıyla yapıldığı tespit edilirse, diğer tüm şartlar gerçekleşmiş olsa dahi muris muvazaası davası dinlenmez. Kastın tespiti davanın esasına girildiğinde incelenecek en önemli husustur.


4. Muvazaa Anlaşmasının Varlığı


Mirasbırakan ile taşınmazı devralan taraf yaptıkları görünürdeki işlemin sadece üçüncü kişileri aldatma amacı taşıdığı, aralarında hiçbir şekilde alacak-verecek ilişkisi doğurmayacağı hususunda zımni veya açık bir irade uyuşmazlığına varmış olmalıdır. Taşınmazı devralan tarafın, mirasbırakanın mal kaçırma kastından haberdar olması ve bu hileli kasta iştirak ederek tapuda işlem yapması şarttır.


Muris Muvazaası Davasının Tarafları


Mülkiyet hakkına müdahale eden tapu iptal ve tescil davası niteliğindeki bu yargılamada davanın tarafları titizlikle tespit edilmelidir. Usul hukukunda husumet (aktif ve pasif dava ehliyeti), mahkemenin re'sen dikkate alması gereken ve davanın reddine veya kabulüne doğrudan etki eden mutlak bir dava şartıdır.


Muris Muvazaası Davasında Davacı (Aktif Husumet)


Muris muvazaası davasında davacı taraf, mirasbırakanın hileli ve muvazaalı tasarrufu neticesinde kanuni miras payı haleldar olan, miras hakkı zedelenen kişilerdir.


  • Yasal Mirasçılar: Muris muvazaası davasında mirasbırakanın kan hısımları (altsoyu olan çocukları ve torunları, anne-babası, kardeşleri) ile sağ kalan eşi mirasçı olmaları şartıyla her zaman dava açabilirler.

  • Evlatlıklar: Türk Medeni Kanunu uyarınca evlat edinilen kişi ve onun altsoyu kan hısımları gibi yasal mirasçı statüsünde olduğundan, mal kaçırma davalarında davacı olabilirler.

  • Atanmış Mirasçılar: Mirasbırakanın vasiyetname veya miras sözleşmesi ile terekede belirli bir oran tahsis ettiği atanmış mirasçılar da muris muvazaası davasını ikame edebilirler.


Mirasbırakan sağken bu iddiayla dava açılamaz, zira yasal miras hakkı murisin ölümüyle birlikte doğar. Bununla birlikte, mirası mahkeme kararıyla usulüne uygun olarak reddedenler, haklı yasal sebeplerle mirastan ıskat edilenler (çıkarılanlar) ve mirasbırakanla sağlığında mirastan feragat sözleşmesi akdeden kişiler mirasçı sıfatını kesin olarak kaybettikleri için muris muvazaası sebebiyle tapu iptal ve tescil davası açamazlar.


Muris Muvazaası Davasında Davalı (Pasif Husumet)


Muris muvazaası davasının yöneltileceği davalı, muris ile muvazaalı işlemi gerçekleştiren, tapu sicilinde hileli devrin lehine yapıldığı kişidir. Bu kişi, murisin erkek çocuğu, ikinci eşi gibi bir diğer mirasçısı olabileceği gibi aile dışından tamamen yabancı bir üçüncü şahıs da olabilir.


Muvazaalı olarak taşınmazı devralan kişi, bu malı elinde tutmayıp tapuda bir başka üçüncü kişiye devretmişse ihtilaf çok boyutlu bir hal alır. Bu aşamada Türk Medeni Kanunu'nun 1023. maddesi devreye girer.


Tapu siciline güven ilkesi gereği tapu kütüğündeki sicile iyiniyetle dayanarak ayni hak kazanan üçüncü kişinin bu kazanımı kanunla korunur. Taşınmazı son devralan üçüncü kişi muvazaadan habersiz, tamamen iyiniyetli bir alıcı ise muris muvazaası nedeniyle tapu iptal davası ona karşı dinlenmez.


Bu durumda mirasçıların yapması gereken mülkiyetin iadesi yerine, muvazaalı işlemi yapan ilk devralana (kötüniyetli ilk alıcıya) karşı taşınmazın dava tarihindeki rayiç bedeli üzerinden tazminat davası açmaktır.


Ancak, son devralan 3. kişi muvazaayı biliyor veya durumun gereklerine göre bilmesi gerekiyor idiyse (kötüniyetliyse) tapu siciline güven ilkesinden yararlanamaz ve mirasçılar muris muvazaası sebebiyle tapu iptal davasını bu kişiye de yöneltebilirler.


Muris Muvazaası Davasında İspat Yükü ve İspat Araçları


Muris muvazaası davalarında kural olarak ispat yükü muvazaanın varlığını iddia eden davacı mirasçılara aittir. Mirasçılar, mirasbırakan ile davalı arasında tapuda yapılan resmi işlemin görünürde bir tarafı olmadıkları, bilakis bu gizli sözleşme ile mülkiyet hakları zarara uğratılan üçüncü kişi statüsünde bulundukları için iddialarını yazılı delil veya senetle ispatlama zorunluluğuna tabi tutulmazlar.


Yargıtay içtihatları doğrultusunda davacı mirasçılar iddialarını her türlü yasal delille ispat etme hakkına ve serbestisine sahiptirler.


Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve ilgili dairelerinin yerleşik içtihatları uyarınca, mahkemeler murisin mal kaçırma kastını ve gerçek iradesini tespit ederken belirli objektif karineleri ve olguları bir bütün halinde değerlendirir. Muris muvazaası davasının ispatında kullanılan en temel ispat araçları ve dikkate alınan kriterler şunlardır:


Banka Kayıtları ve Finansal Hesap Hareketleri


Tapuda satış bedeli olarak gösterilen meblağın mirasbırakanın banka hesaplarına fiilen intikal edip etmediği muvazaanın çözümünde en önemli tespittir. Alıcı (davalı) taraf, satış bedelini murisin hesabına yatırdığını resmi dekontlarla ispatlayabiliyorsa davanın seyri değişebilir.


Fakat uygulamada çok sık rastlandığı üzere, göstermelik bir tutarın bankaya yatırılıp hemen aynı gün muris tarafından nakit çekilerek elden alıcıya iade edilmesi (danışıklı para hareketi) veya hiç para transferi yapılmaması durumlarında finansal kayıtlar muvazaanın en somut kanıtı haline gelir.


Bilirkişi Raporları ve Satış Bedelindeki Fahiş Fark


Tapu sicilindeki resmi senette harca esas gösterilen satış bedeli ile taşınmazın devir tarihinde sahip olduğu gerçek piyasa (rayiç) değeri arasında izah edilemeyecek bir uçurum bulunması muvazaanın varlığına işaret eden en güçlü karinelerden biridir. Mahkeme, mahallinde yapacağı keşif ve uzman gayrimenkul değerleme bilirkişilerinin sunacağı raporlar vasıtasıyla bu hususu tespit eder.


Tanık (Şahit) Beyanları


Mirasbırakanın sağlığındaki beyanları, diğer mirasçıları mirastan mahrum etme yönündeki sözleri, aile içindeki güç dengeleri, murisin kiminle yaşadığı, davalının muris üzerinde manevi baskı kurup kurmadığı gibi teknik delillerle ispatı zor olan hususlar yeminli tanıkların mahkeme huzurundaki ayrıntılı ifadeleriyle somutlaştırılır.


Ekonomik ve Sosyal Durum Araştırması


Taşınmazı satın aldığı iddia edilen davalının (örneğin henüz öğrenci olan, sabit geliri bulunmayan bir torun veya çalışmayan bir eş) devir tarihinde o ölçekte bir taşınmazı satın alabilecek ekonomik güce ve birikime sahip olup olmadığı kolluk kuvvetleri aracılığıyla araştırılır.


Eş zamanlı olarak mirasbırakanın mal satmaya, elden çıkarmaya nakit ihtiyacı olup olmadığı da irdelenir. Geniş tarım arazilerine, düzenli emekli maaşına ve bankada nakde sahip varlıklı bir murisin en değerli malını satmasını gerektiren makul bir sebep yoksa devrin satış değil bağış olduğu kabul edilir.


Yöresel Adet, Gelenekler ve Aile İçi Husumet


Yargıtay'ın bilhassa kırsal bölgelerden gelen uyuşmazlıklarda sıklıkla atıf yaptığı bir kriterdir. Taşınmazların aile dışına çıkmaması veya tarımsal bütünlüğün bozulmaması bahanesiyle gayrimenkullerin kız çocuklarından kaçırılarak yalnızca erkek çocuklara veya onların altsoyuna devredilmesi gibi bölgesel adetler mahkeme nezdinde muvazaanın tespiti için önemli bir parametre kabul edilir. Ayrıca, muris ile davacı mirasçılar arasında geçmişe dayanan husumet, uzun süreli küslük veya adli makamlara yansımış ceza davaları bulunması mal kaçırma kastının ispatını son derece kolaylaştırır.



Muris Muvazaası (Mirastan Mal Kaçırma) İstanbul Miras Avukatı


Ölünceye Kadar Bakma Sözleşmelerinde Muvazaa


Mirasbırakanlar, muvazaa iddialarının önüne geçmek ve işlemi hukuken daha sağlam bir zemine oturtmak amacıyla taşınmaz devirlerini tapuda düz bir satış yerine ölünceye kadar bakma sözleşmesi adı altında gerçekleştirebilmektedir.


TBK madde 611 ve devamında yer bulan ölünceye kadar bakma sözleşmesi, bakım borçlusunun, bakım alacaklısına (murise) ölünceye dek bakma ve onu gözetme borcunu üstlendiği, karşılığında da belirli bir malvarlığını devraldığı yasal bir akittir.


Ancak Yargıtay denetiminde, bu sözleşmelerin de mirastan mal kaçırma kastını perdeleyen bir araç olarak kullanılabileceği kabul edilir. Ölünceye kadar bakma sözleşmesi görünümü altındaki bir devrin muris muvazaası davası neticesinde iptal edilebilmesi için şu hususların aydınlatılması gerekir:


Mirasbırakanın sözleşmenin yapıldığı tarihte özel bir bakıma (yaşlılık, ağır bedensel veya zihinsel hastalık) mutlak surette muhtaç olması şartı aranmasa da murisin terekesindeki tüm malvarlığını veya en kıymetli, en yüksek gelir getiren bağımsız bölümlerini salt bakım karşılığında tek bir mirasçıya devretmesi hayatın olağan akışıyla ve dürüstlük kuralıyla bağdaşmaz.


Eğer devredilen malvarlığının değeri ile bakım borçlusunun üstlendiği fiili bakım külfeti arasında fahiş, açık bir dengesizlik bulunuyorsa ve murisin asıl amacının bakım güvencesi sağlamaktan ziyade o mirasçıyı diğerlerine karşı kayırmak olduğu tespit edilirse sözleşme muvazaa nedeniyle iptal edilir.


Öte yandan mirasbırakan felçli, yatalak veya ağır demans hastası iken davalı konumundaki mirasçının olağanüstü bir çaba, şefkat ve maddi-manevi emekle murise yıllarca bakması, murisin de duyduğu bu haklı minnet duygusu neticesinde makul sınırları aşmayacak ölçüde bir taşınmazını bu kişiye devretmesi durumunda Yargıtay ortada bir mal kaçırma kastı bulunmadığı gerekçesiyle tapu iptal davasının reddine karar vermektedir.


Muris Muvazaası Davasında Miras Paylaştırma (Denkleştirme) Savunması


Muris muvazaası davalarında davalı yanın başvurabileceği en iyi hukuki savunma mekanizmalarından biri miras paylaştırma veya denkleştirme savunmasıdır. Yargıtay'ın istikrar kazanmış içtihatlarına göre, mirasbırakan şayet sağlığında sahip olduğu tüm malvarlığı değerlerini sırf belirli bir mirasçıyı kayırmak kastıyla değil de,yasal mirasçıları arasında hak dengesini, ihtiyaçları ve liyakati gözeterek makul ve adaletli bir şekilde paylaştırmışsa, bu devirlerde görünürdeki işlem tapuda satış olarak gösterilmiş olsa dahi muris muvazaası hükümleri uygulanamaz.


Burada dikkate alınması gereken en hassas ölçüt, murisin tüm mirasçılar arasında matematiksel anlamda mutlak ve kusursuz bir eşitlik sağlamak mecburiyetinde olmamasıdır. Hukukun aradığı kriter, yapılan paylaştırmanın somut olayın şartları dahilinde kabul edilebilir bir oranda ve asgari hakkaniyete uygun yapılmış olmasıdır.


Muris, terekesinin en kıymetli ve büyük bölümünü bir çocuğuna devredip ekonomik değeri son derece düşük küçük bir araziyi diğer çocuğuna devrederek hukuken geçerli bir paylaştırma yaptığını iddia edemez. Yargılama makamı terekenin toplam hacmini, sağlığında yapılan tapulu ve tapusuz tüm devirleri, banka hesaplarındaki nakdi transferleri uzman bilirkişi heyeti vasıtasıyla teraziye koyarak murisin gerçek niyetinin paylaştırma mı yoksa bariz bir mal kaçırma mı olduğuna karar verecektir.


Muris Muvazaası Davasında Zamanaşımı ve Hak Düşürücü Süre


Muris muvazaası davalarının temelini oluşturan mülkiyet uyuşmazlıklarında zamanaşımı konusu davacıların en büyük güvencesini teşkil eder. TBK ve TMK normları uyarınca muvazaa iddiası hukuki niteliği itibarıyla bir mutlak butlan (kesin hükümsüzlük) yaptırımıdır.


Hukuk düzeni tarafından başlangıçtan itibaren geçersiz sayılan, ölü doğmuş bir hukuki işlem aradan ne kadar zaman geçerse geçsin kendiliğinden geçerli hale gelemeyecektir.


Bu temel kuraldan hareketle muris muvazaasına dayalı tapu iptali ve tescil davaları hiçbir zamanaşımı süresine veya hak düşürücü süreye tabi tutulmamıştır. Murisin vefatının üzerinden 10, 20 hatta 40 yıl geçmiş olması dahi mirasçıların muris muvazaasına dayalı tapu iptali ve tescil davası açabilir.


İşlemin geçersizliği her zaman ileri sürülebilir. Burada dikkat edilmesi gereken tek nokta, bu davanın muris henüz hayattayken açılamayacağıdır, zira dava hakkı ancak murisin ölümüyle birlikte mirasın açıldığı tarihte doğar.


İstisnai bir durum olarak, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 12. maddesinden kaynaklanan, kadastro tespitinin kesinleşmesinden itibaren başlayan 10 yıllık hak düşürücü süre kadastro işleminden önceki hukuki devirlere dayanılması hallerinde dikkate alınmalıdır.


Muris Muvazaası Davası ile Tenkis Davası Arasındaki Farklar


Miras hukuku ihtilaflarında sıklıkla birbiriyle karıştırılan ve uygulamada terditli (kademeli) dava dilekçeleriyle aynı mahkemeden talep edilen iki dava muris muvazaası davası ile tenkis davasıdır. Ancak bu iki dava türü kanuni dayanakları, hukuki nitelikleri ve doğurdukları sonuçlar itibarıyla birbirinden tamamen farklı rejimlere tabidir.


Muris Muvazaası (Mirastan Mal Kaçırma): Mirasbırakanın, gerçekte bağışlamak istediği tapulu taşınmazını sırf mirasçılarından mal kaçırmak kastıyla, tapu sicilinde resmi memur önünde satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi gibi ivazlı (karşılıklı) bir işlem olarak göstermesidir. Ortada gizli bir bağış, görünürde ise sahte bir satış vardır.


Tenkis Davası: Mirasbırakanın, sağlığında kanuni sınırları (tasarruf nisabını) aşarak yaptığı geçerli bağışlamaların veya ölüme bağlı tasarrufların (vasiyetname vb.), yasal mirasçıların saklı paylarına tecavüz eden kısımlarının mahkeme kararıyla indirilmesi (tenkis edilmesi) işlemidir.


Uygulamada bu iki dava türü genellikle aynı dilekçede terditli olarak açılır. Davacı mirasçı mahkemeden öncelikle; "muris muvazaası nedeniyle tapunun iptalini ve adına tescilini", şayet mahkeme muvazaa iddiasını sabit görmezse "saklı payının ihlal edildiği gerekçesiyle tenkisine karar verilmesini" talep eder. Bu usul olası hak kayıplarını ve ikinci bir dava masrafını önlemek adına güvenli bir yoldur.


Muris muvazaası kural olarak sadece tapulu taşınmazların devrinde uygulanır (1974 tarihli İBK gereği). Bankadaki paranın, altının veya elden verilen nakdin bedelsiz devri muris muvazaasına konu olmaz, bu tür nakdi kaydırmalar şartları oluşmuşsa ancak tenkis davasına veya genel muvazaa davasına konu edilebilir.


Muris muvazaasında davacı mirasçılar işlemin tarafı olmadıkları için iddialarını tanık beyanları dahil her türlü delille (banka kayıtları, bilirkişi raporu, yöresel adetler) ispat edebilirler. Tenkis davasında ise ispat daha çok matematiksel hesaplamalara (terekenin aktif ve pasifinin tespiti) ve resmi belgelere dayanır.



Karşılaştırma tablosu, iki davayı inceler: Muris Muvazaası davası ve Tenkis davası. Başlıklar: İşlem Geçerliliği, Dava Açma Ehliyeti, Zamanaşımı, Sonuç. İstanbul Miras Avukatı.


Muris Muvazaası Davasında Görevli ve Yetkili Mahkeme


Muris muvazaası iddialarına dayanan tapu iptal ve tescil davaları doğrudan doğruya mülkiyet hakkına ve taşınmazın aynına (kendisine) ilişkin eda davalarıdır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) hükümleri uyarınca bu davalarda malvarlığı hakkı söz konusu olduğundan muris muvazaası davasında görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesidir.


Davanın nerede açılacağı hususunda ise HMK madde 12'de düzenlenen ve kamu düzenini ilgilendiren kesin yetki kuralı devreye girer. Taşınmazın aynına ilişkin muris muvazaası davasında yetkili mahkeme taşınmazın bulunduğu yer mahkemesidir. Taraflar anlaşarak veya sözleşme yaparak başka bir yer mahkemesini yetkili kılamazlar, mahkeme yetkisizliğini yargılamanın her aşamasında re'sen, kendiliğinden gözetir.


Şayet muris muvazaası davasında tapu iptali istenen birden fazla taşınmaz farklı il veya ilçelerde bulunuyorsa HMK m. 12/3 fıkrası uyarınca dava usul ekonomisi gereği bu taşınmazlardan herhangi birinin bulunduğu yer Asliye Hukuk Mahkemesinde toplu olarak açılabilir.


Muris Muvazaası (Mirastan Mal Kaçırma) Sıkça Sorulan Sorular


1. Babam sağlığında en değerli arsasını mirasçılardan mal kaçırmak amacıyla erkek kardeşime satış göstererek devretmiş, ben babam ölmeden bu duruma itiraz edip tapu iptal davası açabilir miyim?


Hayır, mirasbırakan hayattayken muris muvazaasına dayalı bir dava açılamaz. Hukukumuzda miras hakkı ancak mirasbırakanın vefat ettiği an (mirasın açılmasıyla) doğar. Mirasbırakan sağken yasal mirasçıların beklenen hakları üzerinde dava açma hakları bulunmadığından bu tür davalar ancak murisin vefatından sonra ikame edilebilir.


2. Mirastan mal kaçırma davalarında on yıllık zamanaşımı süresi var mıdır?


Muris muvazaasına dayalı tapu iptal ve tescil davaları hiçbir zamanaşımı veya hak düşürücü süreye tabi tutulmamıştır. Muvazaalı işlemler mutlak butlan ile batıl kabul edildiğinden ve hukuk düzenince hiçbir zaman korunmadığından mirasbırakanın ölümünün üzerinden 20 veya 30 yıl geçmiş olsa dahi mirasçılar haklarını yargı yoluyla arayabilirler.


3. Üçüncü kişiye (aile dışından tamamen yabancı birine) muvazaalı olarak satılan taşınmazlar için dava açılabilir mi, tapu geri alınabilir mi?


Evet, üçüncü kişiye (aile dışından tamamen yabancı birine) muvazaalı olarak satılan taşınmazlar için dava açılabilir ve tapu geri alınabilir. Ancak hukuki sonuç üçüncü kişinin niyetine göre değişir. Muvazaalı işlemi devralan üçüncü kişi murisin mal kaçırma kastını bilen veya durumun gereklerine göre bilmesi gereken (kötüniyetli) bir konumdaysa tapu iptal edilir. Fakat üçüncü kişi durumdan habersiz, tapu siciline güvenen tamamen iyiniyetli bir alıcı ise TMK m. 1023 uyarınca mülkiyet kazanımı korunur. Bu durumda mirasçılar tapunun iptalini değil, taşınmazın rayiç bedelinin ilk hileli işlemi yapandan tahsilini talep eden tazminat davası açmalıdır.


4. Davayı kazandığım takdirde muvazaalı devredilen taşınmazın tamamı benim üzerime mi tescil edilir?


Muris muvazaası davasını kendi adına açan mirasçı muvazaayı ispatladığında mahkeme tapunun iptaline karar verir ancak taşınmazın sadece davayı açan mirasçının yasal miras payı oranındaki kısmı davacı adına tescil edilir. Davaya dahil olmayan veya feragat eden diğer mirasçıların payları kural olarak iptal edilmez ve davalı üzerinde kalmaya devam eder. Tüm taşınmazın terekeye iadesi isteniyorsa tüm mirasçıların birlikte dava açması, davaya muvafakat etmesi veya mahkemeden terekeye temsilci atanmasının talep edilmesi gerekir.


5. Sadece saklı pay sahibi olan yasal mirasçılar mı muris muvazaası davası açabilir? Kardeşler veya yeğenler de dava hakkına sahip midir?


Muris muvazaası davası açabilmek için saklı pay sahibi olmak şart değildir. 01.04.1974 tarihli Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca muris muvazaası davası açmak için saklı pay ihlali aranmaz. Miras payı hukuka aykırı şekilde zarar gören tüm yasal (kardeş, yeğen vb.) ve atanmış mirasçılar bu iddiayla yargıya başvurabilir.


6. Ölünceye kadar bakma sözleşmesi ile yapılan taşınmaz devirleri muvazaa davasıyla iptal edilebilir mi?


Evet, ölünceye kadar bakma sözleşmesi ile yapılan taşınmaz devirleri muvazaa davasıyla iptal edilebilir. Mirasbırakanın özel bir bakıma ihtiyacı yokken veya üstlenilen fiili bakım yükümlülüğü ile devredilen çok sayıdaki değerli taşınmazlar arasında orantısızlık varken tüm malvarlığının tek bir mirasçıya devredilmesi durumunda Yargıtay bu sözleşmeyi de bir mal kaçırma aracı olarak nitelendirip muvazaa sebebiyle iptal edebilmektedir.


7. Muris muvazaası davasını kazanmak için mutlaka elimde yazılı bir belge veya senet mi olmalıdır?


Muris muvazaası davasını kazanmak için yazılı belge (senet veya delil başlangıcı) ibraz etme şartı yoktur. Mirasçılar, mirasbırakan ile karşı taraf arasındaki resmi tapu sözleşmesinin tarafı olmayıp hakları ihlal edilen üçüncü kişi statüsünde oldukları için iddialarını banka kayıtları, bilirkişi raporları, yöresel adetler ve en önemlisi tanık beyanları dahil olmak üzere her türlü hukuka uygun delille kanıtlayabilirler.


8. Banka hesap hareketleri üzerinden yapılan yüksek meblağlı para transferleri veya elden verilen nakit paralar muris muvazaasına girer mi?


Muris muvazaası davası ve 1974 tarihli İçtihadı Birleştirme Kararı kural olarak yalnızca tapu siciline kayıtlı taşınmazların devri için geçerlidir. Bankadaki nakit paranın, dövizin veya altınların bedelsiz devri teknik olarak muris muvazaası kapsamında tapu iptaline konu olmaz. Bu tür nakdi kaydırmalar, doğrudan bağış niteliğinde olduğundan şartları oluşmuşsa Tenkis Davası yoluyla talep edilmelidir.


9. Mirasbırakan sağlığında tarlalarını tüm çocuklarına dağıtmış ancak bana değersiz kıraç bir arazi, diğer kardeşime çok değerli bir sulu tarım arazisi vermiş. Muvazaa davası açabilir miyim?


Bu senaryoda davalı taraf miras paylaştırma (denkleştirme) savunması öne sürecektir. Mirasbırakan mal kaçırma kastıyla değil de mallarını sağlığında tüm mirasçılarına bölüştürme iradesiyle hareket etmişse muris muvazaası davası reddedilir. Paylaştırmada mutlak ve kusursuz bir matematiksel eşitlik aranmaz. Fakat arada izah edilemeyecek boyutta fahiş ve adaletsiz bir orantısızlık varsa Yargıtay hak dengesinin gözetilmediğini kabul ederek işlemi yine muvazaalı sayıp iptal edebilir.


10. Mirası reddeden, mirastan çıkartılan veya mirastan feragat eden bir kişi mal kaçırma davası açabilir mi?


Mirası reddeden, mirastan çıkartılan veya mirastan feragat eden bir kişi mal kaçırma davası açamaz. Mirası usulüne uygun olarak mahkeme kararıyla reddedenler, kanuni şartları oluştuğu için mirastan ıskat edilenler (çıkarılanlar) veya mirasbırakanla sağlığında mirastan feragat sözleşmesi akdederek miras hakkından vazgeçen kişiler, yasal mirasçı sıfatlarını kesin olarak kaybettikleri için muris muvazaası davası ikame edemezler.


11. Mirastan mal kaçırma davası ne kadar sürer, mahkeme süreci kaç yıl alır?


Mirastan mal kaçırma davası ne kadar sürer sorusu mağdur mirasçıların en çok merak ettiği hukuki meselelerin başında gelir. Bu davalar mülkiyet hakkına ve tapu iptaline dayandığından titiz bir ispat süreci gerektirir. Muris muvazaası davasında taraf sayısının çokluğu, keşif ve bilirkişi incelemeleri, tanıkların dinlenmesi ve banka kayıtlarının celbi gibi usul işlemleri nedeniyle yerel mahkeme aşaması ortalama 1 ila 2 yıl arasında sürebilmektedir. İstinaf ve Yargıtay (temyiz) aşamaları da hesaba katıldığında sürecin tamamlanması olay bazında farklılık gösterir.


12. Mirastan mal kaçırma davası avukatlık ücreti 2026 yılında ne kadardır ve dava masrafları nasıl hesaplanır?


Mülkiyetin geri alınmasını hedefleyen bu ihtilaflarda mirastan mal kaçırma davası avukatlık ücreti 2026 yılı itibarıyla Türkiye Barolar Birliği'nin yayımladığı asgari ücret tarifesinin altında kalmamak kaydıyla dava konusu taşınmazın değerine, davanın zorluğuna ve avukatın harcayacağı mesaiye göre serbestçe belirlenir. Muris muvazaası dava masrafları ise nispi harca tabidir, yani iptali istenen tapu payının dava tarihindeki rayiç (güncel) bedeli üzerinden hesaplanacak belirli bir oran (binde 68,31'in dörtte biri peşin olarak) mahkeme veznesine harç olarak yatırılır. Ayrıca keşif, bilirkişi ve tebligat giderleri de masraf kalemleri arasındadır.


Muris muvazaası ve tapu iptal ile tescil davaları ispat külfetinin ağırlığı ve telafisi imkansız maddi hak kayıplarının önlenmesi dikkate alındığında takip gerektiren bu hassas sürecin en başından itibaren uzman bir miras hukuku avukatıyla çalışılması ve profesyonel destek alınması sağlıklı olacaktır. Hukuki danışmanlık ve detaylı bilgi için bizimle iletişime geçebilirsiniz.

Yorumlar


bottom of page