top of page

Mirasçılıktan Çıkarma (Iskat) 2026

  • 22 Mar
  • 18 dakikada okunur

Güncelleme tarihi: 5 gün önce


Evlatlıktan Reddetme


Türk hukuk sisteminde toplum içinde sıkça evlatlıktan reddetme veya nüfustan düşürme olarak adlandırılan, bir ebeveynin çocuğunu tek taraflı iradesiyle soybağından tamamen çıkarmasını sağlayan resmi bir evlatlıktan reddetme davası yahut kurumu bulunmamaktadır. Ancak evlatlıktan reddetme kavramının yasal mevzuattaki tek hukuki karşılığı Türk Medeni Kanunu kapsamında düzenlenen mirasçılıktan çıkarma (ıskat) işlemidir.


Mirastan Men Etme


Halk arasında mirastan men etme olarak bilinen ve Türk Medeni Kanunu kapsamında mirasçılıktan çıkarma (ıskat) şeklinde düzenlenen hukuki işlem mirasbırakanın saklı pay sahibi yasal mirasçısını miras hakkından mahrum bırakmasıdır.


Hukuken geçerli bir mirastan men etme işleminin tesis edilebilmesi için mirasçının, mirasbırakana veya yakınlarına karşı ağır bir suç işlemesi yahut hastalık ve yaşlılık gibi zorunlu dönemlerde aile hukukundan doğan yükümlülüklerini kusurlu ve önemli ölçüde ihlal etmesi zorunludur.


Saklı paylı mirasçıyı mirastan men etme süreci, mutlak surette yasanın aradığı katı şekil şartlarına uygun bir ölüme bağlı tasarruf yani kusurlu eylemlerin detaylıca gerekçelendirildiği resmi bir vasiyetname ile gerçekleştirilmelidir. Vasiyetnamede mirastan men etme sebebinin somut olaylara dayandırılarak şüpheye yer bırakmayacak açıklıkta gösterilmemesi halinde, mirasçılıktan çıkarma iradesi vefatın ardından açılacak iptal veya tenkis davası ile geçersiz kılınabilir.


Mirasçılıktan Çıkarma (Iskat) Nedir? Mirasçılıktan Çıkarmanın Şartları Nelerdir?


Türk Miras Hukuku sistemi, mülkiyet hakkının ölümden sonraki akıbetini düzenlerken mirasbırakanın (murisin) irade özgürlüğü ile ailenin ekonomik bütünlüğünün korunması arasında hassas bir denge kurmuştur.


Bu dengenin en önemli aracı, kanun koyucunun belirli hısımlara tanıdığı ve mirasbırakanın dahi kural olarak dokunamayacağı saklı pay(mahfuz hisse) kurumudur. Mirasbırakan, sahip olduğu malvarlığı üzerinde dilediği gibi tasarrufta bulunma, mallarını üçüncü kişilere veya vakıflara bırakma hakkına sahip olsa da bu hakkın sınırı yasal mirasçıların saklı paylarıdır.


Ancak kanun koyucu aile bağlarının temelinden sarsıldığı, mirasçının sadakat, sevgi ve yardım yükümlülüklerini ağır bir biçimde ihlal ettiği istisnai ve vahim durumlarda mirasbırakana kendi saklı paylı mirasçısını bu yasal korumadan mahrum bırakma yetkisi tanımıştır. Hukuk terminolojisinde bu tek taraflı işleme mirasçılıktan çıkarma veya geleneksel ve teknik adıyla ıskat denilmektedir.


Mirastan çıkarma anlık bir öfke, geçici bir kırgınlık veya basit ailevi uyuşmazlıklar neticesinde gerçekleştirilebilecek sıradan bir işlem değildir. Hukuk düzenimiz ıskat müessesesini son derece katı şekil şartlarına, somut, kanıtlanabilir ve yasa metninde tahdidi (sınırlı) olarak sayılmış hukuki sebeplere bağlamıştır. İşlemin vasiyetnamede nasıl kurgulanacağı, mahkeme aşamasındaki ispat yükünün kimde olacağı ve bu ağır kararın altsoyun (çocukların ve torunların) miras haklarına olan etkileri sürecin baştan sona hukuki bir titizlikle ve mutlak surette uzman bir stratejiyle yürütülmesini zorunlu kılmaktadır.


Mirasçılıktan Çıkarma (Iskat) Kavramı ve Saklı Pay İlişkisi


Mirasçılıktan çıkarma kurumunun hukuki doğasını kavrayabilmek için öncelikle saklı pay kavramının sınırlarının netleştirilmesi gereklidir. Mirasçılıktan çıkarma, mirasbırakanın tek taraflı irade beyanını içeren bir ölüme bağlı tasarrufla (vasiyetname veya miras sözleşmesi) yasada belirtilen sebeplerden birinin varlığı halinde sadece saklı pay sahibi bir yasal mirasçısını miras hakkından tamamen veya kısmen mahrum bırakmasıdır.


Mirasçılıktan çıkarma müessesesi yalnızca saklı paylı mirasçılara karşı işletilebilir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'na (TMK) göre saklı paylı mirasçılar şunlardır:


  • Altsoy (Çocuklar, Torunlar): Yasal miras paylarının yarısı (1/2) saklı paydır.

  • Anne ve Baba: Her birinin yasal miras payının dörtte biri (1/4) saklı paydır.

  • Sağ Kalan Eş: Birlikte mirasçı olduğu zümreye göre değişmekle birlikte (birinci veya ikinci zümre ile birlikte mirasçıysa tamamı, tek başına veya üçüncü zümre ile mirasçıysa dörtte üçü) saklı paya sahiptir.


Saklı pay sahibi olmayan mirasçılar (örneğin mirasbırakanın kardeşleri, yeğenleri, amcası, dayısı veya halası) kanun gereği zaten mutlak bir miras korumasına sahip değildir. Mirasbırakan, saklı payı bulunmayan bir kardeşini veya yeğenini mirastan uzaklaştırmak istiyorsa bunun için ıskat gibi ağır, ispatı zor ve gerekçeli bir hukuki prosedüre başvurmak zorunda değildir.


Sahip olduğu terekenin (malvarlığının) tamamını bir vasiyetname ile eşine, çocuklarına, üçüncü bir kişiye veya bir kuruma bırakarak saklı payı olmayan yasal mirasçıların mirastan pay almasını hiçbir gerekçe göstermeksizin ve hiçbir yasal engele takılmaksızın engelleyebilir.


Dolayısıyla mirastan çıkarma (ıskat); altsoy, anne-baba ve sağ kalan eş gibi kanunun özel olarak koruduğu en yakın aile üyelerine karşı işletilebilecek son derece spesifik, istisnai ve yasal sınırları keskin bir şekilde çizilmiş bir hukuki yaptırımdır.


Mirasçılıktan Çıkarma Şartları Nelerdir?


Türk Medeni Kanunu, mirasçılıktan çıkarmayı amaçlarına ve dayandıkları hukuki sebeplere göre iki ana başlık altında sistematize etmiştir: Cezai (Olağan) Mirasçılıktan Çıkarma ve Koruyucu (Aciz Sebebiyle) Mirasçılıktan Çıkarma.


Bu iki tür, gerek uygulanma koşulları gerekse doğurdukları hukuki sonuçlar bakımından birbirinden tamamen farklı kurallara tabidir.


1. Cezai (Olağan) Mirasçılıktan Çıkarma (TMK m. 510)


Cezai ıskat, saklı paylı mirasçının kusurlu ve ağır eylemlerine dayanan, mirasbırakan tarafından uygulanan bir tür özel hukuk cezalandırması niteliği taşır. Türk Medeni Kanunu Madde 510 hükmü son derece açıktır; mirasbırakan ancak ve ancak aşağıdaki iki somut durumdan birinin gerçekleşmesi halinde saklı paylı mirasçısını mirasçılıktan çıkarabilir:


A. Mirasçının, Mirasbırakana veya Yakınlarından Birine Karşı Ağır Bir Suç İşlemesi


Kanun metni, işlenen suçun niteliğini ağır olarak belirlemiş ancak bu ağırlığın ölçütünün doğrudan Türk Ceza Kanunu'ndaki ceza sürelerine göre mi yoksa aile hukuku prensiplerine göre mi değerlendirileceği hususunu içtihatlara bırakmıştır.


Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve ilgili dairelerin yerleşik içtihatlarına göre, burada kastedilen ağır suç kavramının tespiti için mutlak surette bir ceza mahkemesi mahkumiyet kararı (kesinleşmiş bir ceza hükmü) aranmaz. Hatta failin ceza ehliyetinin olmaması veya eylemin şikayete bağlı olup şikayet süresinin kaçırılması gibi nedenlerle ceza davası açılamamış olsa dahi eylemin aile bağlarını bir daha onarılamayacak şekilde sarsan haksız bir fiil olması Hukuk Hakimi önünde ıskat sebebi olarak kabul edilebilir.


Mirasbırakanı kasten yaralamak, canına kastetmek, ağır hakaret ve tehditlerde bulunmak, hürriyeti tahdit veya şantaj gibi eylemler bu kapsama girer. Dikkat edilmesi gereken bir diğer hayati husus, suçun sadece mirasbırakana karşı değil, onun yakınlarına karşı işlenmesinin de yeterli olmasıdır.


Yargıtay'ın benimsediği yakınlık kriteri biyolojik veya hukuki bir kan bağını zorunlu kılmaz; mirasbırakanın derin sevgi, saygı ve bağlılık duyduğu nişanlısı, manevi evladı, uzun yıllardır bakımını üstlenen bir bakıcısı veya çok yakın bir dostu dahi bu kapsamda yakın olarak değerlendirilebilir.


B. Mirasçının, Mirasbırakana veya Ailesi Üyelerine Karşı Aile Hukukundan Doğan Yükümlülüklerini Önemli Ölçüde Yerine Getirmemesi


Miras hukuku pratiğinde vasiyetnamelerin iptali davalarına en sık konu olan ve ispatı en zorlu mirasçılıktan çıkarma sebebi budur. Aile hukukundan doğan yükümlülükler; Türk Medeni Kanunu'nun ilgili maddelerinde düzenlenen sadakat, yardım, saygı gösterme, çocuklara özen, yaşlılıkta ve hastalıkta maddi-manevi bakım sağlama gibi temel ailevi ödevleri kapsar.


Mirasçının, mirasbırakanın ağır hastalığı döneminde onunla ilgilenmemesi, bakımından bilerek ve isteyerek kaçınması, haklı ve mantıklı bir hukuki sebep olmaksızın ailesiyle tüm iletişimini yıllarca koparması, ahlaka ve adaba aykırı bir hayat sürerek ailenin onurunu zedelemesi bu kapsamda değerlendirilir.


Yargıtay'ın emsal kararlarına yansıyan somut olaylarda; evi rıza dışı terk eden, yıllarca ebeveynlerini bayramlarda dahi arayıp sormayan, ağır hastalık haberini almasına rağmen "ben bakamam, beni ilgilendirmez" diyerek ilgisiz kalan altsoyun bu tavrı, ailevi görevlerin ağır ve kusurlu ihlali olarak kabul edilmiş ve vasiyetname ile yapılan ıskat işlemi Yüksek Mahkemece hukuka uygun bulunmuştur.


Ancak bu noktada hukuki bir sınır çizmek gerekir; ihlalin mutlak surette önemli ölçüde ve kusurlu olması şarttır. Ebeveyn ile çocuk arasındaki olağan kuşak çatışmaları, haklı bir kırgınlığa veya mirasbırakanın kendi ağır kusuruna (örneğin çocuğuna yıllarca şiddet uygulamış bir babanın yaşlandığında çocuğunun kendisini aramamasını gerekçe göstermesi) dayanan uzaklaşma halleri mirastan çıkarma için geçerli bir yasal zemin oluşturmaz.


Yargıtay, "bana yeterince ilgi göstermedi", "istediğim kişiyle evlenmedi" veya "siyasi görüşüme karşı çıktı" gibi sübjektif, soyut ve aile bağlarını temelden sarsacak ağırlıkta olmayan gerekçelerle yapılan ıskat işlemlerini kural olarak iptal etmektedir.


2. Koruyucu (Aciz Sebebiyle) Mirasçılıktan Çıkarma (TMK m. 513)


Cezai ıskatın cezalandırıcı mantığının tam aksine koruyucu mirasçılıktan çıkarmada mirasçının mirasbırakana karşı işlediği herhangi bir fiili kusur, suç veya ihlal söz konusu değildir. Bu kurumun amacı ekonomik olarak tamamen çöküntüye uğramış, borca batık durumdaki bir mirasçının eline geçecek olan tereke payının doğrudan alacaklıların, bankaların veya icra dairelerinin kasasına gitmesini engellemek; bu payı ailenin kendi içinde, bilhassa da borca batık mirasçının çocuklarında (mirasbırakanın torunlarında) muhafaza etmektir. Kanun koyucunun tamamen altsoyu koruma ve ailenin refahını sürdürme gayesiyle ihdas ettiği bir müessesedir.


Koruyucu ıskatın geçerli olabilmesi için yasada öngörülen spesifik şartların tamamının eksiksiz olarak bir arada bulunması gerekir:


  • Sadece Altsoya Uygulanabilirlik: Cezai ıskat tüm saklı paylı mirasçılara uygulanabilirken, koruyucu ıskat sadece ve sadece mirasbırakanın altsoyuna (çocuklarına veya torunlarına) karşı yapılabilir. Mirasbırakanın anne, babası veya eşi borca batık ve icralık durumda olsa dahi, onlara karşı koruyucu ıskat hükümleri işletilemez.


  • Aciz Vesikası Şartı: Çıkarılacak mirasçı hakkında mutlaka İcra ve İflas Kanunu (İİK) normlarına uygun olarak alınmış kesin bir borç ödemeden aciz belgesi bulunmalıdır. Salt çok borçlu olmak, hakkında çok sayıda icra takibi başlatılmış olmak, ticari işletmesinin iflasın eşiğinde olması veya bankalardan kredi alamaması hukuken yeterli değildir; aciz halinin icra müdürlüklerince resmi olarak belgelenmiş ve vasiyetnamenin yapıldığı an itibariyle veya en geç mirasın açıldığı tarih (ölüm tarihi) itibariyle mevcut olması zorunludur.


  • Saklı Payın Yarısı Oranında Sınır: Mirasbırakan, borca batık altsoyunu mirastan tamamen silemez. Koruyucu ıskatta altsoy ancak saklı payının en fazla yarısı (1/2) oranında mirastan çıkarılabilir. Saklı payın diğer yarısı mecburen ve kanun gereği borçlu mirasçıda kalacak ve büyük ihtimalle alacaklıları tarafından haczedilecektir.


  • Altsoyun Çocuklarına Özgüleme Zorunluluğu: Mirasbırakanın, borca batık mirasçının saklı payından kestiği bu %50'lik kısmı mutlaka ama mutlaka çıkarılan mirasçının doğmuş veya ileride doğacak olan çocuklarına (mirasbırakanın torunlarına) özgülemesi (tahsis etmesi) emredici bir şarttır. Bu pay mirasbırakanın diğer çocuklarına, eşine veya üçüncü bir kişiye bırakılamaz. Eğer borca batık olan altsoyun (çocuğun) kendi altsoyu (çocuğu/torunu) yoksa koruyucu ıskat işlemi yasal olarak uygulanamaz.


Koruyucu (Aciz Sebebiyle) Mirasçılıktan Çıkarmanın İptali


Mirasbırakanın vefatı anında (mirasın açıldığı tarihte) çıkarılan mirasçı hakkındaki borç ödemeden aciz belgesi iptal edilmişse, borçlar ödenerek dosya kapatılmışsa veya aciz belgesinin kapsadığı borç tutarı mirasçının elinden alınan o yarılık miras payını artık aşmıyorsa, koruyucu çıkarma işlemi amacını yitirmiş sayılır ve mirasçının mahkemeden talep etmesi üzerine iptal olunur.


Mirasçılıktan Çıkarma İşlemi Nasıl Yapılır?


Mirasçılıktan çıkarma iradesinin hukuki alemde sonuç doğurabilmesi için işlemin mutlak surette bir ölüme bağlı tasarruf formunda gerçekleştirilmesi şarttır. Bu da ancak kanunda belirtilen sıkı şekil şartlarına uygun olarak düzenlenmiş bir Vasiyetname (Resmi Vasiyetname, El Yazılı Vasiyetname veya istisnai durumlarda Sözlü Vasiyetname) yahut Noter huzurunda iki tanıkla düzenlenen bir Miras Sözleşmesi yoluyla mümkündür.


Aile meclisinde sözlü olarak ifade edilen "seni evlatlıktan reddediyorum", "hakkımı helal etmiyorum", "mirasımdan pay alamazsın" şeklindeki beyanların, noter onayı olmayan adi yazılı kağıtların veya video kayıtlarının miras hukuku bakımından ıskat iradesi yönünden hiçbir geçerliliği yoktur.


1. Vasiyetname Türleri ve Mirastan Çıkarma (Iskat) İşlemi


Mirasçılıktan çıkarma iradesinin en güvenli şekilde kayıt altına alındığı yöntem Resmi Vasiyetnamedir. TMK uyarınca resmi vasiyetname; noter, sulh hukuk hakimi veya kanunla kendisine bu yetki verilmiş resmi bir memur önünde, iki şahidin katılımıyla düzenlenen oldukça katı şekil şartlarına tabi bir işlemdir. Resmi vasiyetnamenin iptal edilmesi (sahtelik, ehliyetsizlik vb. iddialarla) diğer türlere göre çok daha zordur.


El Yazılı Vasiyetname, mirasbırakanın kendi el yazısıyla baştan sona yazdığı, düzenleme tarihini (gün/ay/yıl olarak) bizzat el yazısıyla atıp imzaladığı vasiyetname türüdür. Her ne kadar noter masrafı gerektirmese de el yazılı vasiyetnamelerle yapılan ıskat işlemleri iptal davalarına çok açıktır.


Zira belgenin bir yere teslim edilmemesi kaybolma riskini doğururken, yazının bizzat mirasbırakana ait olup olmadığı (grafolojik inceleme), tarihte eksiklik olup olmadığı gibi hususlar yıllar süren yargılamalara sebep olmaktadır.


Sözlü Vasiyetname, sadece yakın ölüm tehlikesi, savaş, salgın hastalık, ulaşımın kesilmesi gibi olağanüstü hallerde, mirasbırakanın son arzularını iki tanığa anlatması ve tanıkların bu beyanı vakit kaybetmeksizin Sulh veya Asliye mahkemesine tutanakla sunmaları şeklinde gerçekleşir. Olağanüstü durum ortadan kalktıktan 1 ay sonra sözlü vasiyetname kendiliğinden hükümsüz kalacağı için ıskat gibi kalıcı bir işlemde bu yola başvurulması son derece risklidir.


2. Mirasçılıktan Çıkarma (Iskat) Sebebini Açıkça Gösterme ve Somutlaştırma Zorunluluğu


Türk Medeni Kanunu sistematiğinde mirastan çıkarma işleminin ayakta kalmasını sağlayan en kritik emredici kural çıkarma sebebinin tasarruf belgesinde (vasiyetnamede veya sözleşmede) hiçbir şüpheye, tereddüde ve farklı yoruma yer bırakmayacak açıklıkta belirtilmesi zorunluluğudur.


Yargıtay ilgili hukuk dairelerinin içtihatları bu konuda tavizsiz bir çizgi izlemektedir. Vasiyetnamede sebep hiç gösterilmemişse veya gösterilen sebep sadece genel geçer, muğlak ifadelerden ibaretse, işlem derhal iptal veya tenkis yaptırımı ile karşı karşıya kalır.


Örneğin; vasiyetnamede "Oğlum Ahmet bana hayırsızlık yaptığı için onu mirasçılıktan çıkarıyorum", "Kızım Ayşe'ye hakkımı helal etmiyorum, terekenin tamamen dışında kalsın", "Bana layık bir evlat olmadıkları için tüm malvarlığımı Mehmetçik Vakfına bağışlıyorum" şeklindeki soyut, temelsiz ve gerekçesiz ifadeler mirastan cezai çıkarma şartlarını sağlamaz. Bu tür ibareler Yargıtay denetiminden geçemez ve genellikle iptal edilir.


Hukuken geçerli, sağlam ve iptal edilmesi zor bir ıskat vasiyetnamesinde, mirasçının kusurlu eylemi adeta bir dava dilekçesi titizliğiyle somutlaştırılmalıdır. Örneğin: "Kızım Ayşe, 2023 yılının Ekim ayında geçirdiğim ağır açık kalp ameliyatı sonrasında hastanede yattığım bir aylık sürede ve sonrasındaki evde bakım sürecimde, kendisine defalarca haber verilmesine ve durumu bilmesine rağmen beni bir kez bile ziyarete gelmemiş, telefonlarıma çıkmamış, bakımımla maddi ve manevi olarak hiçbir şekilde ilgilenmemiş, hatta akrabalara 'ölürse ölsün' şeklinde beyanlarda bulunarak ailevi yükümlülüklerini ağır, kasıtlı ve kusurlu bir şekilde ihlal etmiştir. Bu sebeple kendisini TMK m. 510 hükmü gereğince mirasçılıktan çıkarıyorum." şeklindeki detaylı, tarih, yer ve somut olay örgüsü barındıran bir metin ölümden sonra açılacak olası bir iptal davasında ispatı kolaylaştıracak ve işlemi hukuken ayakta tutacaktır.


Mirastan Çıkarılan Kişinin Altsoyunun (Çocuklarının) Miras Hakkı Ne Olur?


Miras hukuku, bir kişinin şahsi kusurundan veya eyleminden dolayı onun tamamen masum altsoyunun (çocuklarının veya torunlarının) cezalandırılmasını engellemek adına çağdaş ceza hukukundaki suç ve cezanın şahsiliği ilkesine paralel bir halefiyet (yerine geçme) mekanizması ihdas etmiştir.


TMK Madde 511 hükmü uyarınca, geçerli bir cezai mirasçılıktan çıkarma işlemi halinde ıskat edilen mirasçı mirasbırakandan hiçbir pay alamaz, tereke üzerinde hak iddia edemez ve saklı payının ihlal edildiği gerekçesiyle tenkis (indirim) davası açma hakkını tamamen kaybeder.


Ancak mirasbırakan, vasiyetnamesinde çıkardığı kişinin miras payı üzerinde başkaca bir tasarrufta bulunmamışsa (örneğin "oğlumu çıkardım, onun payını diğer kızıma bırakıyorum" dememişse), mirastan çıkarılan kişinin saklı payı sanki o kişi mirasbırakandan önce vefat etmiş gibi, doğrudan çıkarılan kişinin varsa altsoyuna (çocuklarına) geçer.


Yani bir dede, oğlunu ağır kusurundan dolayı mirastan çıkarırsa ve bu payı vasiyetname ile bir başkasına açıkça tahsis etmezse o saklı pay yasa gereği torunlara intikal eder. Torunlar, dedelerinin mirasında kendi babaları/anneleri ölmüşçesine hak sahibi olurlar.


Eğer ıskat edilen mirasçının kendi altsoyu (çocuğu veya torunu) yoksa bu defa o kişiye düşmesi gereken miras payı, mirasbırakanın diğer yasal mirasçılarına (örneğin mirasbırakanın diğer çocuklarına, sağ kalan eşine veya anne-babasına) intikal eder.


Mirasbırakan, saklı pay sınırlarını aşmamak kaydıyla mirastan çıkarttığı kişinin o boşa çıkan payını tamamen üçüncü bir kişiye (örneğin bir derneğe veya arkadaşına) vasiyet edebilir. Zira ıskat edilen kişi devreden çıktığı için, onun daha önce saklı olan payı artık mirasbırakanın tasarruf edilebilir alanına (serbest oranına) dahil olmuştur.


Mirastan Çıkarmanın Diğer Kavramlardan Farkları


Hukuk pratiğinde ve halk arasında mirastan çıkarma (ıskat), mirastan yoksunluk (mahrumiyet) ve mirastan feragat gibi kavramlar sıklıkla birbirine karıştırılmakta ve yanlış kullanılmaktadır. Bu kurumların her biri farklı doğuş anlarına, şartlara ve mahkeme süreçlerine tabidir.


1. Mirasçılıktan Çıkarma (Iskat) ve Mirastan Yoksunluk Farkları


Mirastan yoksunluk (TMK m. 578), mirasçının mirasbırakana karşı işlediği çok daha ağır suçlar neticesinde (örneğin mirasbırakanı kasten öldürmek veya öldürmeye teşebbüs etmek, vasiyetnameyi zorla yaptırmak veya kasten yok etmek) hiçbir işleme gerek kalmaksızın doğrudan yasa emriyle mirasçılık sıfatını kaybetmesidir.



Özellik

Mirasçılıktan Çıkarma (Iskat)

Mirastan Yoksunluk (Mahrumiyet)

Kavramın Niteliği

Mirasbırakanın iradesine dayanan hukuki işlemdir.

Kanundan doğan, kendiliğinden işleyen yaptırımdır.

İşlem Gerekliliği

Vasiyetname veya miras sözleşmesi yapılması zorunludur.

Hiçbir işlem veya belge gerekmez.

Uygulanan Kişiler

Sadece saklı paylı mirasçılara karşı uygulanabilir.

Tüm mirasçılara (atanmışlar dahil) uygulanır.

Affın Etkisi

Zımni (eylemli) af veya vasiyetnamenin iptali ile hükümsüz kalır.

Mirasbırakanın affıyla yoksunluk kendiliğinden kalkar.



2. Mirasçılıktan Çıkarmanın Mirastan Feragat ve Reddi Miras ile Farkları


Türk miras hukuku uygulamasında sıklıkla birbirine karıştırılan mirasçılıktan çıkarma (ıskat), mirastan feragat ve reddi miras (mirasın reddi) kurumları hukuki nitelikleri, tarafları ve tesis edildikleri zaman dilimleri itibarıyla birbirinden tamamen farklı yasal sonuçlar doğurur. Mirastan çıkarma, mirasbırakanın henüz hayattayken tek taraflı bir ölüme bağlı tasarruf (vasiyetname) ile yasanın aradığı ağır kusur hallerine dayanarak saklı paylı mirasçısını miras hakkından mahrum bırakması işlemidir.


Buna karşılık mirastan feragat; yine mirasbırakan hayattayken mirasçı ile karşılıklı anlaşmaya vararak belirli bir bedel karşılığında veya bedelsiz olarak noterde resmi şekilde düzenledikleri iki taraflı bir miras sözleşmesidir.


Mirasın reddi (reddi miras) ise mirasbırakanın vefatından sonra mirasın açılmasıyla birlikte devreye giren ve yasal yahut atanmış mirasçının genellikle terekenin borca batık olması (borçların alacaklardan fazla olması) sebebiyle kanuni üç aylık hak düşürücü süre içinde Sulh Hukuk Mahkemesine sunduğu tek taraflı bir ret beyanıdır.


Özetle; mirastan çıkarma mirasbırakanın tek taraflı cezalandırıcı iradesine, mirastan feragat tarafların sağlığındaki hukuki mutabakatına, reddi miras ise vefat sonrasında bizzat mirasçının tereke borçlarından kurtulma hakkına dayanan birbirinden kesin sınırlarla ayrılmış hukuki kurumlardır:



Özellik

Mirasçılıktan Çıkarma

Mirastan Feragat

Reddi Miras (Mirasın Reddi)

Kim Tarafından Yapılır?

Mirasbırakan (Muris) tarafından

Mirasbırakan ve Mirasçı tarafından birlikte

Mirasçı tarafından

Ne Zaman Yapılır?

Mirasbırakan hayatta iken

Mirasbırakan hayatta iken

Mirasbırakan öldükten sonra (3 ay içinde)

Hangi Şartlarda Yapılır?

Kanunda belirtilen ağır kusur sebeplerinin varlığında

Tarafların karşılıklı serbest anlaşması ve bedel/bedelsiz iradesi ile

Mirasçının serbest iradesiyle (genellikle borca batık tereke için)

Hukuki Niteliği

Tek taraflı ölüme bağlı tasarruf

İki taraflı Sözleşme

Tek taraflı hukuki işlem



Mirasçılıktan Çıkarmanın İptali Davası (Haksız Yere Mirastan Çıkarılan Kişi Ne Yapmalı?)


Mirasbırakanın ölümünün ardından Sulh Hukuk Mahkemesi aracılığıyla vasiyetnamenin açılıp okunmasıyla birlikte kendisinin mirasçılıktan çıkarıldığını öğrenen yasal mirasçı bu işlemin hukuka aykırı olduğunu, vasiyetnamede yazan sebeplerin gerçeği yansıtmadığını, abartıldığını veya belgenin şekil şartlarını (örneğin imza eksikliği, akıl sağlığı sorunu) taşımadığını düşünüyorsa Mirasçılıktan Çıkarmanın İptali Davası açmalıdır.


Bu dava, mirastan çıkarma (ıskat) kurumunun yargısal denetim mekanizmasıdır ve doğru stratejiyle yürütülmezse ciddi hak kayıpları doğurur.


Mirasçılıktan Çıkarmanın İptali Davasının Tarafları (Husumet)


Mirasçılıktan çıkarmanın iptali davası, mirastan çıkarılmış olan (ıskat edilen) mirasçı tarafından davacı sıfatıyla açılır. Davalı taraf ise bu çıkarma işleminden maddi menfaat sağlayan, yani çıkarılan kişinin payının kendilerine kalacağı diğer yasal mirasçılar veya vasiyetname ile o payın bırakıldığı vasiyet alacaklılarıdır.


Mirasçılıktan Çıkarmanın İptali Davasında Görevli ve Yetkili Mahkeme


Mirasçılıktan çıkarmanın iptaline ilişkin davalarda uyulması gereken kesin usul kuralları şunlardır:


  • Görevli Mahkeme: Mirasçılıktan çıkarmanın iptali davasında görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesidir. Geçmiş yıllarda Sulh Hukuk Mahkemeleri ile yaşanan görev uyuşmazlıkları Yargıtay'ın emsal kararlarıyla Asliye Hukuk lehine kesin olarak çözülmüştür.


  • Yetkili Mahkeme: Mirasçılıktan çıkarmanın iptali davasında yetkili mahkeme son yerleşim yeri mahkemesidir. Bu yetkili mahkeme HMK gereği kamu düzenine ilişkin kesin bir yetki kuralıdır, değiştirilemez.



Mirasçılıktan Çıkarma (Iskat) İstanbul Miras Avukatı


Mirasçılıktan Çıkarmanın İptali Davasında Dava Açma Süresi (Hak Düşürücü Süre)


Mirasçılıktan çıkarmanın (ıskat) iptali davası çıkarılan mirasçının tasarrufun iptal sebebini ve kendisinin hak sahibi olduğunu öğrendiği tarihten itibaren 1 yıl içinde açılmalıdır. Her halükarda, vasiyetnamenin açılmasının üzerinden iyiniyetli davalılara karşı 10 yıl geçmekle dava hakkı düşer.


Bir yıllık süre zamanaşımı değil, hak düşürücü süredir; yani hakimin resen dikkate alacağı, durmayan ve kesilmeyen bir süredir. Sürenin bir gün dahi kaçırılması halinde mirasçının tüm hakları sonsuza dek ortadan kalkar.


Mirasçılıktan Çıkarmanın (Iskat) İptali Davasında İspat Yükü Kimdedir?


Mirasçılıktan çıkarma davalarında davanın seyrini belirleyen en hayati unsur, TMK Madde 512'de düzenlenen ispat yükü kuralıdır. Medeni usul hukukunun genel prensibi "iddia eden iddiasını ispatla mükelleftir" kuralı iken ıskat davalarında yasa koyucu bu kuralı tersine çevirmiştir.


Burada iddia eden (ıskatın haksız olduğunu ileri süren davacı mirasçı) değil; çıkarmadan yararlanan mirasçılar veya vasiyet alacaklıları (davalılar) ıskat sebebinin gerçek olduğunu, fiilin işlendiğini ve yasal şartları taşıdığını ispat etmekle yükümlüdür.


Bunun temel mantığı şudur: Mirasbırakan ölmüştür, iradesinin arkasındaki gerçeği mahkemeye sunamaz. Çıkarılan mirasçı ise "ben bu suçu işlemedim" diyerek menfi (olumsuz) bir durumu ispatlamakta zorlanacaktır. Bu nedenle kanun, mirastan payı artan kişilere (davalılara) bu yükü yüklemiştir.


Örneğin; mirasbırakan vasiyetnamesinde "Oğlum bana şiddet uyguladığı için onu mirastan çıkarıyorum" demişse ve oğul iptal davası açmışsa; mahkemede davacı oğul "ben şiddet uygulamadım" diye bir ispat çabasına girmek zorunda değildir.


Tam aksine, terekenin diğer mirasçıları (davalılar), davacının babalarına gerçekten şiddet uyguladığını tanık beyanları, darp ve hastane raporları, polis tutanakları, savcılık şikayet dilekçeleri gibi somut ispat araçlarıyla mahkemeye kanıtlamak zorundadır. Davalı taraf bu somut sebepleri ispatlayamazsa mahkeme mirasçılıktan çıkarma işlemini geçersiz sayar. Tanık beyanları burada çok kritiktir ancak tanıkların duyuma dayalı değil, bizzat görgüye dayalı şahitlik yapmaları gerekir.


Mirastan Çıkarma Sebebi İspatlanamazsa Ne Olur?


Peki davalılar sebebi ispatlayamazsa vasiyetname tamamen mi çöp olur? Türk Hukuku burada karmaşık bir formül üretmiştir. Eğer mirasbırakan vasiyetnamede geçerli bir sebep göstermiş ancak bu sebep davalılar tarafından yargılama aşamasında ispatlanamamışsa (veya vasiyetnamede şeklen bir sebep yazılmamışsa) işlem tamamen iptal edilip muris hiç vasiyetname yapmamış gibi yasal miras paylarına dönülmez. Kanun koyucu burada mirasbırakanın iradesine kısmi bir saygı göstererek tahvil kuralını işletir.


İspatlanamayan ıskat durumlarında mahkeme davayı kendiliğinden bir Tenkis (İndirim) Davasına dönüştürür. Mirasçılıktan çıkarılan kişi bu durumda yasal miras payının tamamını alamaz; sadece ve sadece saklı payını geri alır. Kendi miras payının, saklı payı aşan kısmı (tasarruf edilebilir kısım), vasiyetnamede lehine tasarruf yapılan kişide (veya diğer mirasçılarda) kalmaya devam eder.


Örneğin, tek çocuğu olan bir baba tüm mirasını bir arkadaşına bırakıp oğlunu ispatlanamayan bir sebeple ıskat ederse; oğul yasal miras payı olan 1/1 oranının tamamını değil, saklı payı olan 1/2 oranını alır, kalan 1/2 babanın arkadaşında kalır.


Ancak bir İstisna Vardır (Açık Yanılma): Mirasbırakanın vasiyetnameyi yazarken çıkarma sebebinde açık bir yanılma (hata) içinde olduğu ortaya çıkarsa durum değişir. Örneğin, muris "kasamdaki paraları çaldığı için kızımı çıkarıyorum" demişse ancak ceza yargılaması sonucunda hırsızlığı kızının değil dışarıdan bir şahsın yaptığı kesinleşmişse burada murisin açık bir yanılgısı vardır. Bu durumda işlem tenkise dönüşmez, tamamen geçersiz olur ve mirasçı (kız) saklı payını değil, yasal miras payının tamamını geri alır.


Mirasçılıktan Çıkarma (Iskat) Sıkça Sorulan Sorular (SSS)


1- Evlatlıktan reddetme mümkün mü?


Türk hukuk sisteminde, halk arasında evlatlıktan reddetme veya nüfustan düşürme olarak bilinen, bir ebeveynin çocuğunu tek taraflı iradesiyle nüfus kütüğünden (soybağından) silmesine imkân tanıyan herhangi bir yasal düzenleme bulunmamaktadır.


Ancak bu kavramın yasal zeminindeki tek geçerli karşılığı Türk Medeni Kanunu'nda (TMK m. 510) düzenlenen mirasçılıktan çıkarma (ıskat) müessesesidir. Bir ebeveyn ancak çocuğunun kendisine veya yakınlarına karşı ağır bir suç işlemesi yahut aile hukukundan doğan yükümlülüklerini kusurlu ve önemli ölçüde ihlal etmesi gibi yasanın aradığı ağır şartların varlığı halinde usulüne uygun düzenleyeceği bir vasiyetname ile onu mirasından (saklı payından) tamamen mahrum bırakabilir. Dolayısıyla yasal anlamda evlatlıktan reddetmek nüfus kayıtlarında değil, yalnızca katı şekil şartlarına bağlı olarak miras hakları ekseninde mümkündür.


2- Çocuğumu mirastan nasıl çıkarabilirim?


Türk Medeni Kanunu uyarınca saklı paylı yasal mirasçı statüsünde olan çocuğunuzu mirastan çıkarmak (ıskat) ancak kanunda belirtilen ağır kusur hallerinin varlığıyla ve sıkı şekil şartlarına uyularak mümkündür.


Çocuğunuzu olağan kuşak çatışmaları veya hayırsız evlat gibi soyut gerekçelerle mirastan mahrum edemezsiniz hukuken geçerli bir mirasçılıktan çıkarma işlemi için çocuğunuzun size veya yakınlarınıza karşı kasten ağır bir suç işlemiş olması yahut hastalıkta bakım ve yardım gibi aile hukukundan doğan temel yükümlülüklerini kusurlu ve önemli ölçüde ihlal etmiş olması şarttır.


Ayrıca istisnai bir yol olarak hakkında resmi aciz vesikası bulunan borca batık çocuğunuzun saklı payının yarısı da doğrudan kendi çocuklarına (torunlarınıza) bırakılmak zorunluluğuyla elinden alınabilir. Tüm bu çıkarma sebeplerinin, vefatınızdan sonra açılacak olası bir iptal veya tenkis davasında çökmemesi için somut eylemlere dayandırılarak mutlak surette geçerli bir ölüme bağlı tasarruf (tercihen noter onaylı resmi vasiyetname) metninde hiçbir şüpheye yer bırakmayacak açıklıkta yazılması hukuki bir zorunluluktur.


3- Bana bakmayan, aramayan çocuğumu mirastan çıkarabilir miyim?


Türk Medeni Kanunu'na göre aranızdaki olağan kırgınlıklar veya basit kuşak çatışmaları nedeniyle saklı paylı yasal mirasçınız olan çocuğunuzu mirastan çıkarmanız (ıskat etmeniz) hukuken mümkün değildir ancak ağır hastalık, yaşlılık veya bakıma muhtaçlık gibi kritik dönemlerinizde durumunuzu bilmesine rağmen sizi aramayan, sormayan ve size bakmaktan bilerek kaçınan bir evlat, yasanın aradığı aile hukukundan doğan yükümlülükleri önemli ölçüde ve kusurlu olarak ihlal etmiş sayılır.


Yargıtay'ın yerleşik içtihatları, ebeveyninin en zor gününde onu haksız yere yalnız bırakan, maddi veya manevi destek sağlamayarak iletişimi tamamen koparan çocuğun geçerli bir ölüme bağlı tasarrufla mirastan ve saklı payından mahrum bırakılabileceğini kabul etmektedir.


Bu ağır yaptırımın ölümünüzden sonra açılacak olası bir iptal veya tenkis davasında çökmemesi ve iradenizin sarsılmaz bir şekilde ayakta kalabilmesi için çocuğunuzun hangi tarihlerde, hangi hastalıklarda veya hangi somut olaylarda size bakmadığının noter huzurunda düzenlenecek resmi bir vasiyetnamede hiçbir şüpheye yer bırakmayacak açıklıkta ve bir dava dilekçesi titizliğiyle detaylandırılarak gerekçelendirilmesi çok önemlidir.


4- Kardeşimi, yeğenimi veya amcamı mirastan çıkarmak için ıskat davası açmam veya vasiyetname düzenlemem gerekir mi?


Kardeşinizi, yeğeninizi veya amcanızı mirastan çıkarmak için ıskat davası açmanız veya vasiyetname düzenlemeniz gerekmez. Mirasçılıktan çıkarma (ıskat) kurumu, hukuki niteliği itibariyle sadece kanunun özel koruma sağladığı saklı paylı mirasçılara (altsoy, anne-baba ve eş) karşı uygulanabilen teknik bir işlemdir.


Kardeşlerin, yeğenlerin, halaların veya amcaların Türk Miras Hukuku sisteminde herhangi bir saklı payı yoktur (Kardeşlerin saklı payı 2007 yılında yapılan kanun değişikliği ile tamamen kaldırılmıştır). Saklı payı olmayan mirasçıların terekeden pay almasını engellemek için ıskat gibi ispatı zor bir gerekçe üretmenize gerek yoktur.


Tüm malvarlığınızı basit bir vasiyetname ile eşinize, çocuklarınıza veya dilediğiniz bir kuruma bırakmanız halinde kardeşleriniz kanunen terekeniz üzerinde hiçbir hak iddia edemez ve tenkis davası açamazlar.


5- Iskat vasiyetnamesine sadece "hayırsız evlat olduğu için" veya "hakkımı helal etmiyorum" yazmak hukuken geçerli olur mu?


Hayır, kural olarak hukuken geçerli geçerli olmaz. Yargıtay Hukuk Dairelerinin istikrar kazanmış kararlarına göre mirasçılıktan çıkarma işleminin ayakta kalabilmesi için çıkarma sebebinin vasiyetnamede açık, net, belirgin ve somut bir eyleme dayandırılarak gösterilmesi şarttır.


"Hayırsız evlat", "bana ilgi göstermedi", "kendisini siliyorum", "malımı hak etmiyor" gibi soyut, genel ve yoruma açık ifadeler taşıyan vasiyetnameler mirasçı tarafından açılacak iptal davasında genellikle iptal veya tenkis edilir. Aile yükümlülüklerinin hangi somut olayla, yaklaşık hangi tarihte ve ne şekilde ağır kusurla ihlal edildiği spesifik olarak metne yazılmalıdır.


6- Mirasçılıktan çıkarılan kişinin çocukları da (benim torunlarım) mirastan mahrum kalır mı?


Hayır, çocuğunuzu mirastan çıkarttığınızda torununuz mirastan mahrum kalmaz. Türk hukuku, cezanın şahsiliği ilkesinin mirastaki yansıması olan halefiyet prensibini uygular.


TMK m. 511 uyarınca, mirasbırakan (dede veya nine) vasiyetnamesinde aksini özellikle belirtmemişse (yani o çıkarılan payı açıkça üçüncü bir kişiye bırakmamışsa) mirastan çıkarılan kişinin saklı payı, sanki o kişi mirasbırakandan önce ölmüş gibi hukuken doğrudan onun altsoyuna (sizin torunlarınıza) geçer. Çocuğunuzun kusuru yüzünden torunlarınız cezalandırılamaz.


7- Borca batık ve çok sayıda icra dosyası olan oğlumu mirastan tamamen silebilir miyim?


Tamamen silemezsiniz ancak kanunun tanıdığı Koruyucu Iskat (TMK m. 513) yolunu işleterek miras payının bir kısmını torunlarınız için güvenceye alabilirsiniz. Çocuğunuz hakkında icra dairelerinden alınmış resmi bir borç ödemeden aciz belgesi varsa, onun saklı payının ancak yarısını (1/2) elinden alıp zorunlu olarak onun doğmuş veya doğacak çocuklarına (torunlarınıza) bırakacak şekilde bir tasarrufta bulunabilirsiniz. Kalan diğer yarısı mecburen borca batık çocuğunuzun yasal üzerinde kalacak ve muhtemelen alacaklılarınca haczedilecektir.


8- Mirasçılıktan çıkarmanın iptali davasında mirasbırakanın vasiyetnamede yazdığı sebebi yalanlamak kimin yükümlülüğündedir?


Bu, ıskat davalarının en kritik ve ayırt edici kuralıdır. TMK m. 512 gereği; mirastan çıkarılan davacı kişi eylemi yapmadığını (haksız çıkarıldığını) ispat etmek zorunda değildir. İspat yükü tamamen yer değiştirir ve işlemi yapan murisin bu işleminden yararlanan yani terekeden daha fazla pay alacak olan diğer mirasçılara veya vasiyet alacaklılarına (davalılara) geçer.


Davalılar mirastan çıkarma sebeplerini somut olarak kanıtlayamazlarsa vasiyetnamenin ıskat şartı çöker ve mirastan çıkarma iptal edilir.


9- Vasiyetname yapmadan, sağlığımda doğrudan notere gidip evlatlıktan reddetme sözleşmesi yapsam geçerli olur mu?


Halk arasında çok yaygın şekilde dillendirilen evlatlıktan reddetme veya nüfustan düşürme isimli bir hukuki işlem veya noter sözleşmesi bulunmamaktadır. Bir kişinin nüfus kaydını veya soybağını sırf tek taraflı iradenizle silemezsiniz. Bunun miras hukukundaki yegane teknik karşılığı mirasçılıktan çıkarma (ıskat) olup bu da ancak ölümünüzden sonra hüküm ifade edecek olan yasal şekle uygun bir ölüme bağlı tasarruf (vasiyetname veya miras sözleşmesi) ile mümkündür.


10- Mirasbırakan beni mirastan çıkarmıştı ancak ölmeden hemen önce barıştık. Vasiyetname iptal olmuş sayılır mı?


Bu durum ciddi hukuki ispat sorunları barındırır. Mirastan yoksunluk (TMK 578) hallerinde mirasbırakanın sözlü affı dahi yeterli iken resmi vasiyetname ile yapılmış bir mirasçılıktan çıkarma işleminde eylemli olarak barışmak (örtülü af) teknik anlamda vasiyetnameyi otomatikman iptal etmez.


Murisin, geçerli bir hukuki işlemle notere gidip vasiyetnamesinden dönmesi (iptal etmesi) veya yeni bir vasiyetname yazması beklenir. Ancak Yargıtay uygulamalarında, tarafların sonradan barışması, aile bağlarının temelden kopması unsurunun ortadan kalktığı gerekçesiyle açılacak iptal davasında çok güçlü bir delil teşkil eder. Yine de en güvenli yol muris hayattayken vasiyetnamenin usulüne uygun iptalini sağlamaktır.


11- Mirasçılıktan çıkarmanın iptali davası hangi mahkemede ve ne kadar süre içinde açılmalıdır?


Mirasçılıktan çıkarmanın iptali davasında görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesidir. Mirasçılıktan çıkarmanın iptali davası yetkili mahkeme ise mirasbırakanın son yerleşim yeri (ikametgah) mahkemesidir.


Mirasçılıktan çıkarmanın iptali davasında dava açma süresi zamanaşımı değil, hak düşürücü süredir. Mirasçılıktan çıkarmanın (ıskat) iptali davası çıkarılan mirasçının tasarrufun iptal sebebini ve kendisinin hak sahibi olduğunu öğrendiği tarihten itibaren 1 yıl içinde açılmalıdır. Her halükarda, vasiyetnamenin açılmasının üzerinden iyiniyetli davalılara karşı 10 yıl geçmekle dava hakkı düşer. Bu sürelerin geçirilmesi dava hakkını düşürür.


12- Gelinimi veya damadımı mirastan uzaklaştırmak için mirastan çıkarma (ıskat) işlemi yapabilir miyim?


Gelin veya damat Türk Medeni Kanunu kapsamında sizin doğrudan yasal mirasçınız (saklı paylı veya paysız) değildir. Çocuğunuz vefat etmedikçe gelin veya damadınızın sizin terekeniz üzerinde doğrudan bir hakkı doğmaz. Dolayısıyla yasal mirasçınız olmayan birini mirastan çıkarmak hukuken anlamsızdır.


Eğer vefatınızdan sonra malvarlığınızın çocuğunuza geçmesi, çocuğunuzun olası bir vefatında ise o malların gelininize/damadınıza intikal etmesini engellemek istiyorsanız başvurmanız gereken yol ıskat değil, miras hukukunun çok daha özel kurumları olan Artmirasçı Atama (Fevkalade ikame) veya gayrimenkuller üzerinde İntifa Hakkı tesisi gibi yöntemlerdir.


Miras hukuku, içerisinde barındırdığı sıkı şekil şartları, hak düşürücü süreler ve emredici kamu düzeni normları nedeniyle telafisi imkansız hukuki hataların en sık yapıldığı hukuk dallarının başında gelmektedir.


Yukarıda detaylarıyla izah edildiği üzere mirasçılıktan çıkarma (ıskat), sadece ailenin bir ferdine duyulan kızgınlıkla, matbu dilekçelerle veya kulaktan dolma bilgilerle kaleme alınacak basit bir metin değildir. Yargıtay'ın benimsediği istikrarlı içtihatlar ışığında; vasiyetnamenin taşıdığı en ufak bir usuli eksiklik, çıkarma sebeplerinin somutlaştırılamaması, kanunun aradığı ağır kusur eşiğinin doğru hukuki nitelemeye tabi tutulamaması veya koruyucu ıskatta aciz vesikası gibi ön şartların dosya kapsamında bulunmaması o vasiyetnameyi doğrudan iptal riskiyle baş başa bırakır.


Gerek mirasbırakan sıfatıyla kendi hukuki iradenizin vefatınızdan sonra hiçbir şüpheye yer bırakmaksızın sarsılmaz bir şekilde ayakta kalmasını arzuluyorsanız, gerekse haksız, abartılı ve hukuka aykırı gerekçelerle saklı payınızdan mahrum bırakılarak mirastan çıkarıldığınızı öğrenip buna karşı dava açmaya hazırlanıyorsanız atılacak adımların stratejik bir hassasiyetle kurgulanması bir zorunluluktur.


Vasiyetnamenin noterde tanzim edilme aşamasından iptal davasındaki tersine çevrilmiş ispat yükü stratejilerine kadar uzanan bu son derece zorlu ve teknik süreç mutlak surette tecrübeli ve miras hukuku alanında uzman bir avukatın profesyonel nezaretinde yürütülmelidir. Hukukta yasal şekle uyulmadan atılan her adım haklı davanızda dahi aleyhinize sonuçlanacak ağır maddi ve manevi kayıplara yol açacaktır. Hukuki danışmanlık ve detaylı bilgi için bizimle iletişime geçebilirsiniz.



Yorumlar


bottom of page