top of page

Muris Muvazaası Nedeniyle Tapu İptal Tescil Davalarında Bedeller Arasındaki Oransızlık Muvazaayı Kanıtlar Mı?

  • 24 Oca 2024
  • 4 dakikada okunur

Güncelleme tarihi: 22 Oca


Muris Muvazaası Nedir?


Muris muvazaası, miras hukuku kapsamında sıkça karşılaşılan bir uyuşmazlık olup Yargıtay içtihatlarıyla şekillenen önemli bir hukuki kavramdır. Türk hukukunda açıkça tanımlanmamış olmakla birlikte, muris muvazaası, mirasbırakanın (muris) malvarlığını mirasçılarından kaçırmak amacıyla üçüncü bir kişiye devretmesi ve bu işlemin mirasçıların miras haklarını ihlal edecek nitelikte olması durumunu ifade eder.


Muris muvazaası çoğunlukla satış gibi gösterilen bağış işlemleriyle gerçekleşir. Bu tür hukuka aykırı devirler, mirasçıların saklı paylarını ve miras hakkını zedelediği için hukuki uyuşmazlıklara yol açmaktadır. Miras hukukunda, mirasçılar muris muvazaasına dayanarak tapu iptal ve tescil davası açarak haklarını arayabilirler.


Muris Muvazaası Davalarında Bedel Düşüklüğü Tek Başına Kanıt Sayılır Mı?


Miras hukukunun en karmaşık ve sık karşılaşılan uyuşmazlıklarından biri olan muris muvazaası (mirastan mal kaçırma), mirasbırakanın sağlığında tapulu taşınmazlarını mirasçılarından kaçırmak amacıyla, gerçekte bağışladığı halde tapuda satış gibi göstererek devretmesi durumudur.


Bu tür davalarda davacı mirasçılar genellikle tapuda gösterilen satış bedeli ile taşınmazın gerçek rayiç değeri arasındaki fahiş farkı (bedeller arasındaki oransızlık) muvazaanın en büyük delili olarak öne sürerler. Ancak hukuk sistemimizde sadece satış rakamlarının düşük gösterilmiş olması işlemin muvazaalı olduğunu ispatlamaya yetmemektedir.


Yargıtay 1. Hukuk Dairesi’nin 2015/17553 E., 2018/13540 K. sayılı karara konu olayda, mirasbırakan eşiyle ortak kullandığı taşınmazın yarısını ölmeden kısa bir süre önce eşine satış yoluyla devretmiştir. Mirasçı kardeşler, bu satışın bedelsiz olduğunu ve mal kaçırma amacı taşıdığını iddia ederek dava açmışlardır.


Yerel mahkeme davayı kabul etse de Yargıtay davacı tarafın tanık bildirmemesi ve iddiasını somut delillerle destekleyememesi nedeniyle kararı bozmuştur.


Yüksek Mahkeme'nin bu karardaki temel gerekçesi ispat yükü kuralına dayanmaktadır. Türk Medeni Kanunu'nun 6. maddesi ve HMK'nın 190. maddesi uyarınca, bir hakkı iddia eden taraf, dayandığı olguları ispatla yükümlüdür.


Somut olayda davalı taraf (eş), taşınmazın bedelini ödediğini savunmuş ve tanıklarla bu durumu desteklemiştir. Davacılar ise sadece işlemin şüpheli olduğuna ve bedelin düşük olduğuna dayanmışlardır.



Muris muvazaası nedeniyle tapu iptal ve tescil davalarında bedeller arasındaki oransızlığın tek başına muvazaanın kanıtı olamayacağına ilişkin Yargıtay Kararı


Yargıtay, bedeller arasındaki oransızlığın tek başına muvazaanın kanıtı olamayacağını açıkça vurgulayarak mal kaçırma kastının (muvazaa iradesinin) tanık anlatımları, mali güç araştırması ve yaşamın olağan akışı gibi yan delillerle de desteklenmesi gerektiğini belirtmiştir.


Tapu harçlarını düşük ödemek amacıyla veya belediye rayiç bedelleri üzerinden yapılan satışlar otomatik olarak mirastan mal kaçırma anlamına gelmez. Bir muris muvazaası davasının kazanılabilmesi için mirasbırakanın gerçek iradesinin mirastan yoksun bırakmak olduğunun her türlü şüpheden uzak delillerle kanıtlanması şarttır.


Sadece tapu senedindeki rakam ile piyasa değeri arasındaki farka güvenerek açılan davalar ispat yükünün yerine getirilememesi nedeniyle reddedilme riskiyle karşı karşıyadır.



Hukuki destek alarak miras hakkınızı korumak için muris muvazaası davası sürecine ilişkin detaylı bilgi edinmek büyük önem taşımaktadır. Daha fazla bilgi için bizimle iletişime geçebilirsiniz.


Muris muvazaası nedeniyle tapu iptal ve tescil davalarında bedeller arasındaki oransızlığın tek başına muvazaanın kanıtı olamayacağına ilişkin Yargıtay Kararı


Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2015/17553 E., 2018/13540 K.


"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL


Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil davası sonunda, yerel mahkemece davanın kabulüne ilişkin olarak verilen karar davalı ... vekili tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi ...'un raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;


-KARAR-


Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptal ve tescil isteğine ilişkindir.


Davacılar, mirasbırakan kardeşleri ...’ın maliki olduğu 25 parsel sayılı taşınmazdaki (8) nolu bağımsız bölümün ½ payını eşi olan davalıya satış göstermek suretiyle devrettiğini, mirasbırakanın mal satmaya ihtiyacı olmadığı gibi davalının da alım gücü bulunmadığını, temlikin mirastan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğunu ileri sürerek, davalı adına olan tapu kaydının iptali ile miras payları oranında adlarına tesciline karar verilmesini istemişlerdir.


Davalı, taşınmazı bedeli karşılığı satın aldığını, dava konusu taşınmazın miras bırakan ve tarafından ortak alındığını ve mirasbırakanın isteği üzerine, taşınmazın tamamının mirasbırakan adına tapuya tescil edildiğini, murisin mal kaçırma iradesinin bulunmadığını belirterek, davanın reddini savunmuştur.


Mahkemece, mirasbırakanın sözleşmeyi yapmakta haklı ve makul bir nedeninin bulunmadığı, temlik işleminin mirasçılardan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.


Dosya içeriği ve toplanan delillerden; mirasbırakan ...’ın 14.09.2013 tarihinde çocuksuz olarak ölümü ile geride mirasçı olarak davalı eşi ... ile davacı kardeşlerinin kaldığı, çekişme konusu (8) numaralı bağımsız bölüm mirasbırakan adına kayıtlı iken ½ payını eşi olan davalıya 14.08.2013 tarihinde satış suretiyle temlik ettiği anlaşılmaktadır.


Bilindiği üzere; 6100 sayılı HMK’nun 190/1 maddesi gereğince ‘’İspat yükü kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.’’ Yine Türk Medeni Kanunu’nun 6. maddesi gereği ‘’Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olayların varlığını ispatla yükümlüdür.’’


Somut olayda; davacı tanık bildirmeyeceğini ifade etmiş, nitekim tanık da bildirmemiş, davalı tanıkları ise temlikin muvazaalı olmadığını beyan etmişlerdir. Dolayısıyla, muvazaa iddiası davacılar tarafından kanıtlanmış değildir. Bedeller arasındaki oransızlık tek başına muvazaanın kanıtı değildir.


Hal böyle olunca, davanın reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.


Davalının yerinde bulunan temyiz itirazlarının kabulü ile, hükmün (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK'un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 15.10.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.


Yorumlar


bottom of page