top of page

SGK Primlerinin Gerçek Ücretten Yatırılmaması İşçi İçin Haklı Fesih Ve Tazminat Hakkı Sebebi Midir?

  • 23 Oca 2024
  • 3 dakikada okunur

Güncelleme tarihi: 23 Oca


Çalışma hayatında sıkça karşılaşılan ve maaşın bir kısmının elden ödenmesi veya sigortanın asgari ücretten gösterilmesi olarak bilinen uygulama işçilerin emeklilik ve sosyal güvenlik haklarını doğrudan zedeleyen ciddi bir ihlaldir.


İşverenler, maliyetleri düşürmek adına resmi kayıtlarda işçiyi asgari ücretli gösterip gerçek maaşın kalan kısmını kayıt dışı ödeme yoluna gidebilmektedir. Ancak Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’nin 2016/2368 E., 2019/11393 K. sayılı emsal kararı, bu uygulamanın işveren açısından ne kadar ağır hukuki sonuçlar doğuracağını ve işçiye tanıdığı tazminatlı fesih hakkını net bir şekilde ortaya koymaktadır.


Karara konu olayda; 6 yılı aşkın süredir çalışan bir işçi maaşının resmi kayıtlarda düşük gösterilmesi ve primlerinin eksik yatırılması nedeniyle işverenle tartışmış ve işten ayrılmıştır. İşveren ise işçinin işi bıraktığını iddia ederek devamsızlık tutanakları düzenlemiş ve tazminat ödemeyi reddetmiştir.


Yerel mahkeme başlangıçta işvereni haklı bularak kıdem tazminatı talebini reddetmiş olsa da Yargıtay dosyayı incelediğinde işçinin lehine çok kritik bir tespit yapmıştır. Mahkeme, emsal ücret araştırması ve tanık beyanlarıyla işçinin gerçek maaşının asgari ücretten yüksek olduğunu belirlemiş ve sigorta primlerinin eksik ödendiğini sabitlemiştir.


Yüksek Mahkeme'nin bu kararındaki en önemli hukuki ilke, sigorta primlerinin gerçek ücret üzerinden ödenmemesinin işçiye 4857 sayılı İş Kanunu'nun 24/II-(f) maddesi uyarınca haklı nedenle derhal fesih hakkı tanımasıdır. Yargıtay, işçinin bu sebeple işten ayrılmasını haklı bulmuş ve işverenin işçi ayrıldıktan sonra tuttuğu devamsızlık tutanaklarına itibar edilmemesi gerektiğine hükmetmiştir.



SGK Primlerinin Gerçek Ücretten Yatırılmaması İşçi İçin Haklı Fesih Ve Tazminat Hakkı Sebebi Midir?


Yani, işçi primleri eksik yattığı için işi bıraktığında, işveren "işe gelmedi" diye tutanak tutsa bile işçinin ayrılışı haklı bir nedene dayandığı için bu tutanaklar hukuken geçersiz sayılmaktadır.


Sonuç olarak, maaşı bordroda düşük gösterilen ve primleri eksik yatan bir işçi bu durumu gerekçe göstererek istifa etse dahi kıdem tazminatına hak kazanır. Yargıtay, bu tür durumlarda işverenin "işçi istifa etti" veya "işe gelmedi" savunmalarını kabul etmemekte; prim ihlalinin varlığını işçinin kıdem tazminatını alarak işten ayrılması için yeterli ve haklı bir sebep olarak görmektedir.


Daha fazla bilgi için bizimle iletişime geçebilirsiniz.


Sigorta primlerinin gerçek ücret üzerinden ödenmemesinin haklı fesih sebebi olduğu ve kıdem tazminatına hükmedilmesi gerektiğine ilişkin Yargıtay Kararı


Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2016/2368 E., 2019/11393 K.


Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:


YARGITAY KARARI


A) Davacı İsteminin Özeti:


Davacı vekili, davacının davalıya ait iş yerinde işçi olarak çalışırken haklı bir neden olmaksızın işten çıkarıldığını ileri sürerek, kıdem ve ihbar tazminatı, yıllık izin ücreti, fazla mesai ücreti, ulusal bayram ve genel tatil ücreti, ücret alacağını talep etmiştir.


B) Davalı Cevabının Özeti:


Davalı vekili, davacının iş akdinin haklı nedenle feshedildiğini, davacının tüm yasal haklarının ödendiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.


C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti ve Yargılama Süreci:


Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.


D) Temyiz:


Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.


E) Gerekçe:


1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davacı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.


2-Davacının ücreti konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır.


Davacı işçi dava dilekçesinde 1.550,00 TL ücret aldığını iddia etmiş, davalı işveren asgari ücret ile çalıştığını savunmuştur. İşyerinde 6 yıl 10 ay çalışması olan davacının testere kesim işi yaptığı anlaşılmıştır. Davalı tanığı muhasebe elemanı, davacının kendisinden daha yüksek ücret aldığını açıklamıştır.


Dosya içeriğine göre, davacının ücretinin 1.500,00 TL olduğu ispatlanmıştır. Kıdem tazminatı ile yıllık izin ücreti alacağı bakımından ispatlanan 1.500,00 TL net ücretin hesaplamada esas alınması gerekir.


3-Davacı işçi dava dilekçesinde sigorta primlerinin gerçek ücret üzerinden ödenmediğini ve diğer yasal haklarınının verilmediğini, bu konuda işveren ile yaptığı görüşme üzerine 06.06.2014 tarihinde iş sözleşmesinin işveren tarafından feshedildiğini ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatlarıyla diğer bir kısım alacaklarını talep etmiş, davalı işveren davacının 06.06.2014 tarihini takip eden günlerde mazeretsiz olarak işe gelmediği gerekçesiyle iş sözleşmesini haklı nedenle feshedildiğini savunmuştur.


Mahkemece savunmaya değer verilerek yıllık izin ücreti dışındaki taleplerin reddine karar verilmiştir.


Sigorta primlerinin gerçek ücret üzerinden ödenmemesi davacı işçiye haklı fesih imkanı verir. Davacının 4857 sayılı İş Kanunu'nun 24/II-(f) maddesi uyarınca iş sözleşmesini haklı nedenle feshettiği kabul edilmeli ve sonraki günlere ait devamsızlık tutanaklarına itibar edilmemelidir. Bu durumda kıdem tazminatının kabulü gerekirken reddine karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.


F) Sonuç:


Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı nedenlerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 20.05.2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Yorumlar


bottom of page