top of page

Konut Dokunulmazlığının İhlali Suçu ve Cezası (TCK 116) 2026

  • 3 Haz
  • 18 dakikada okunur

Kişilerin konutlarında huzur, sükûn ve mutlak bir güven içerisinde yaşama hakkı yalnızca ulusal mevzuatımız olan Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 21. maddesi ile değil, aynı zamanda Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (AİHS) 8. maddesi başta olmak üzere uluslararası insan hakları sözleşmeleri tarafından da güvence altına alınmıştır.


Türk Ceza Kanunu'nun (TCK) "Kişilere Karşı Suçlar" kısmının "Hürriyete Karşı Suçlar" bölümünde, 116. madde hükmü ile ihdas edilen konut dokunulmazlığının ihlali suçu temel olarak bireyin mahrem alanına yönelik her türlü haksız, irade dışı müdahaleyi cezalandırmayı amaçlayan bir düzenlemedir.


Konut dokunulmazlığının ihlali suçuyla mülkiyet ya da zilyetlik hakkının değil, doğrudan doğruya bireylerin kişi hürriyeti, mekânsal irade özgürlüğü ve güvenlik duygusu korunmaktadır. Mülkiyet ve zilyetliği koruyan mala zarar verme veya hırsızlık gibi farklı yasal düzenlemeler mevcut olup konut dokunulmazlığının ihlali suçunun varlık sebebi mülkiyetin veya resmi tapu kaydının kimde olduğuna bakılmaksızı, o mekânı fiilen yaşam alanı olarak kullanan kişinin huzurunu ve mekân üzerindeki tasarruf hürriyetini muhafaza etmektir.


Bu ayrım, bilhassa ev sahibi ile kiracı arasındaki hukuki ihtilaflarda büyük önem taşımaktadır, zira evin maliki olan ev sahibinin dahi konutu fiilen kullanan kiracısının izni olmaksızın eve girmesi konut dokunulmazlığının ihlali suçunun tüm yasal unsurlarıyla vücut bulmasına sebebiyet vermektedir.


Konut Dokunulmazlığının İhlali Suçunda Konut, İşyeri ve Eklenti Kavramları


Konut dokunulmazlığının ihlali suçunun maddi konusunu konut, konutun eklentileri ve açık bir rızaya gerek duyulmaksızın girilmesi mutat olan yerler dışında kalan işyerleri ve eklentileri oluşturmaktadır. Suçun tipikliğinin doğru tespit edilebilmesi ve sanık hakkında adil bir hüküm kurulabilmesi için ceza hukuku bağlamında bu kavramların sınırlarının kesin olarak çizilmesi elzemdir.


Konut Dokunulmazlığının İhlali Suçunda Konut Kavramının Sınırları ve Kriterler


Ceza hukuku doktrininde ve yerleşik Yargıtay içtihatlarında konut kişilerin devamlı veya geçici olarak yerleşmek, barınmak, uyumak veya günlük kişisel yaşamlarını idame ettirmek amacıyla kullandıkları, fiili olarak yaşam alanı niteliği taşıyan her türlü mekân olarak tanımlanmaktadır.


Bir yerin hukuken konut vasfı taşıyabilmesi için taşınmaz (gayrimenkul) niteliğinde olması veya betonarme bir bina biçiminde inşa edilmiş olması zorunluluğu bulunmamaktadır.Yerin yapısal niteliği, mimari genişliği veya kullanılan inşaat malzemesinin türü konut vasfının belirlenmesinde birincil ölçüt değildir.


Bu bağlamda, etrafı dış dünyadan ayrılmış bir çadır, karavan, tekne kamarası ya da baraka biçimindeki geçici bir yapı dahi bireyin barınma ve yaşam alanı olarak özgülendiği takdirde konut dokunulmazlığını ihlal suçunun maddi konusu olabilir.


Bununla birlikte mekânın sürekli (kesintisiz) olarak kullanıma özgülenmiş olması da şart koşulmamıştır. Örneğin; kişinin yılın sadece birkaç haftası kullanmak üzere tasarrufunda bulundurduğu bir yazlık ev, yayla evi, kışlık dağ evi veya avcı kulübesi de içinde bulunulmadığı anlarda dahi konut dokunulmazlığı ile korunmaya devam eder.


Burada asıl aranan yegâne kriter, bu yerin başkalarının oraya serbestçe girmesine rıza gösterilmediğini belirtecek, dış dünya ile ilişiği kestiğini kanıtlayacak şekilde fiziki veya mantıki bir engelle (kapı, çit, kilit sistemi vb.) ayrılmış olmasıdır.


Konut Dokunulmazlığının İhlali Suçunda Eklenti Kavramı


Türk Ceza Kanunu'nun 116. maddesinin ilk fıkrasında açıkça belirtildiği üzere, konut dokunulmazlığının ihlali suçu yalnızca doğrudan yaşam alanının (evin içinin) değil, konutun eklentilerine girilmesiyle de aynı derecede ve tam olarak işlenmiş sayılmaktadır.


Yargıtay kararlarına göre eklenti kavramı; konut veya benzeri yapıların kullanış amaçlarından herhangi birini tamamlayan, oraya girilmesi halinde konutta oturma hakkına sahip kimselerin doğrudan doğruya huzur, sükûn ve güvenliklerini bozabilecek nitelikteki ek yapılar veya dış alanlar olarak ifade edilmektedir.


Bir yerin eklenti sayılıp sayılmayacağı soyut bir tanımdan ziyade tamamen somut olayın koşullarına göre belirlenir.Buradaki kriter ilgili alana izinsiz girilmesinin ev sakinlerinin psikolojik ve fiziksel güvenliğini tehdit edip etmediğidir.


Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun emsal niteliğindeki 2017/517 Karar sayılı içtihadında bu konu detaylıca irdelenmiştir. Söz konusu kararda, bir evin avlusunun maddi bir kapısı olmasa dahi etrafının taştan bir duvarla çevrildiği, bu haliyle sahibinin özel bir hâkimiyet alanı altında bulunduğu ve başkalarının buraya girmesine rıza gösterilmeyeceğini belirtecek şekilde dış dünyadan ayrıldığı durumlarda bu alanın konutun eklentisi niteliğini kazandığı hüküm altına alınmıştır. Dolayısıyla bu duvarla çevrili alana veya avluya izinsiz girilmesi, bağımsız bir suç olarak doğrudan konut dokunulmazlığının ihlali suçunu vücuda getirmektedir.


Apartman boşlukları, çatı katları, merdiven sahanlıkları veya bahçe kapısı tamamen açık bırakılmış olsa dahi sınırları belirgin müstakil bahçeler eklenti kapsamında değerlendirilmeye açıktır. Yargıtay 2. Ceza Dairesi'nin 2021/13236 Esas, 2024/5458 Karar sayılı ilamında; sanığın kamera görüntülerinde evin penceresinin dışında gözüktüğü bir olayda, olay mahallinde mahkemece bir keşif yapılarak sanığın bulunduğu alanın katılana ait evin etrafı çevrili bir bahçesi (eklentisi) sınırları içinde kalıp kalmadığının tespit edilmesi gerektiği vurgulanmıştır.


Eğer söz konusu alan çevrili bir bahçe ise sanığın eyleminin konut dokunulmazlığının ihlali suçunu oluşturacağı, aksi takdirde beraatine karar verilmesi gerektiği belirtilerek eksik kovuşturma neticesinde kurulan mahkûmiyet hükmü bozulmuştur.


İşyeri Dokunulmazlığının İhlali ve Mutat Yerler Ayrımı


TCK madde 116'nın ikinci fıkrası, "Açık bir rızaya gerek duyulmaksızın girilmesi mutat olan yerler dışında kalan işyerleri ve eklentileri" ibaresini kullanarak işyeri dokunulmazlığının ihlali suçunu düzenlemiştir. İşyeri dokunulmazlığının ihlali, konut dokunulmazlığının ihlali suçunun bir alt görünümü gibi tasarlanmış olsa da yaptırım ve maddi unsur bağlamında kendine has özellikler barındırır.


Bir market, alışveriş merkezi, mağaza, bakkal, banka şubesi, poliklinik veya devlet hastanesi gibi kamuya açık olarak hizmet veren ticari ve kamusal yerlere mesai saatleri içinde girilmesi kural olarak açık bir hukuki rızaya ihtiyaç duymaz. Bu alanlar hayatın olağan akışında girilmesi mutat olan yerler statüsündedir.


Yargıtay 17. Ceza Dairesi'nin 2016/2419 Esas, 2018/5462 Karar sayılı ilamında da açıkça ifade edildiği üzere, sanığın bir işyerine girmeye açık bir rızaya gerek duyulmaksızın mutat olan bir vakitte girmeye teşebbüs etmesi suç oluşturmamaktadır ve bu hususun gözden kaçırılması bozma nedenidir.


Ancak, mutat olarak girilebilecek bu tür alanların dahi mesai saatleri içindeyken bazı özel bölümleri (örneğin bir süpermarketin yalnızca personele tahsis edilmiş deposu, bankanın kasa odası, restoranın mutfağı veya bir hastanenin başhekimlik odası) mutatlık vasfını taşımaz. Bu kısıtlı alanlara izinsiz veya rızaya aykırı girilmesi anında işyeri dokunulmazlığının ihlali suçu tamamlanır.


Benzer şekilde, işyerinin mesai saatleri dışında (gece vakti veya tatil günlerinde) kapalı olduğu, kepenklerinin indirildiği anlarda ise tüm alanı mutat yer olmaktan çıkarak dokunulmazlık kapsamına dâhil olur. Örneğin, Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2012/142 Karar sayılı içtihadında hırsızlık yapmak amacıyla bir Devlet hastanesine gece vakti giren failin devlet hastanesinin mesai dışı saatlerde işyeri niteliğini koruduğu gerekçesiyle hem hırsızlık hem de işyeri dokunulmazlığını ihlal suçlarından ayrı ayrı cezalandırılması gerektiği hükme bağlanmıştır.


İşyerleri ve konutlar arasındaki fiziksel kullanımın iç içe geçtiği durumlarda da kanun koyucu tabelaya veya resmi sıfata değil o mekânın fiili kullanım amacına odaklanmaktadır. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2015/275 Karar sayılı içtihadına göre; bir işyerinin belirli bir bölümünün bizzat sahibi, bekçisi veya çalışanları tarafından sürekli barınma ve yaşama amacıyla konut olarak kullanılması halinde, ilgililerin rızası dışında bu alanlara girilmesi yahut uyarılara rağmen çıkılmaması durumunda işyeri dokunulmazlığının ihlali suçu değil, yaptırımları ve şikayet rejimi farklılık gösteren doğrudan konut dokunulmazlığının ihlali suçu vücut bulur.



Mekânsal Unsur

Ceza Hukuku Kapsamındaki Hukuki Tanımı

Suçun Oluşumu İçin Kritik Şartlar

Konut

Bireylerin geçici veya sürekli olarak mahrem yaşantılarını ve barınma ihtiyaçlarını sürdürdüğü her türlü mekân.

Dış dünyadan izole edildiğinin anlaşılabilir olması, hak sahibinin rızasına aykırı girilmesi veya sözlü/fiili uyarıya rağmen çıkılmaması.

Eklenti

Konutun veya benzeri yapıların amacını tamamlayan, girilmesi halinde sakinlerin huzurunu bozan ek alanlar (avlu, çevrili bahçe, apartman boşluğu).

Sınırların belirgin şekilde (duvar, kilitli kapı, çit) dış dünyadan ayrılmış olması.

İşyeri

Girilmesi mutat olmayan veya mesai dışı saatlerde kapalı konumda bulunan ticari/kamusal faaliyet alanları.

Açık bir rızaya gerek duyulmaksızın girilmesi mutat olan alanların dışında kalınması veya mesai harici giriş.



Konut Dokunulmazlığının İhlali Suçunun Fiil Unsuru ve Seçimlik Hareketler


TCK 116. madde uyarınca konut dokunulmazlığını ihlal suçu, fiil unsuru bakımından seçimlik hareketli bir suç olarak tasarlanmıştır. Bu suç, maddi anlamda icrai (aktif) veya ihmali (pasif) iki farklı eylemle işlenebilmektedir :


1. Konuta Hak Sahibinin Rızası Dışında Girmek (İcrai Hareket)


Suçun oluşması için öngörülen birinci seçimlik hareket konuta yetkili kişinin veya hak sahibinin açık ya da zımni rızası olmadan girilmesidir. Bu hareket failin dışarıdan içeriye doğru gerçekleştirdiği aktif, fiili bir nüfuz etme eylemidir. Failin tüm vücuduyla içeri girmesi mutlak şart olmamakla birlikte yaşam alanının mahremiyetini delecek ölçüde vücudunun önemli bir kısmını içeri sokması suçun tamamlanması için kâfidir. Girmek eylemi, kapı kırmak gibi fiziki zor kullanarak gerçekleştirilebileceği gibi tamamen gizlice, sessizce içeri sızmak suretiyle de yapılabilir.


Hukuken geçerli bir rızanın olmadığı ancak failin hileli yollara başvurarak rıza devşirdiği durumlar da bu kapsama girer. Örneğin failin, konut sahibini aldatmak maksadıyla kendisini elektrik idaresi görevlisi, polis, kurye ya da tesisatçı olarak tanıtıp içeriye davet edilmesini sağlaması halinde elde edilen rıza fesada uğramış (sakatlanmış) olduğundan hukuken geçerli sayılmaz ve TCK 116 kapsamında rızaya aykırı girme eylemi gerçekleşmiş olur.


Uygulamada sıkça sorulan "Gelip kapıya dayanmak suç mudur?" sorusunun yanıtı da bu fıkra kapsamında incelenir; kişi sadece dış kapıda bağırıyorsa kişilerin huzur ve sükununu bozma veya tehdit söz konusu olabilir ancak kapıyı zorlayarak eşikten içeri adım atması veya rızasız içeri girmesiyle anında konut dokunulmazlığının ihlali suçu teşekkül eder.


Öte yandan malik sıfatı bu suçun işlenmesine engel değildir. Kiraya verilmiş bir evin yasal maliki olan ev sahibinin, mülkiyetin kendisinde olduğuna dayanarak kiracının evde olmadığı bir vakitte kendi anahtarıyla veya izinsiz olarak eve girmesi fiili ev sahibi kiracının evine izinsiz girmesi durumu olarak doğrudan konut dokunulmazlığının ihlali suçuna sebebiyet verir. Zira burada korunan hak mülkiyet değil o anki fiili kullanım ve barınma hürriyetidir.


2. Rıza İle Girdikten Sonra Çıkmamak (İhmali/Kesintisiz Hareket)


Suçun ikinci seçimlik hareketi ise ilk başta tamamen hukuka uygun ve meşru bir rıza çerçevesinde konuta girildiği halde, bu meşruiyetin sonradan ortadan kalkması üzerine failin mekânı terk etmemesidir. Yargıtay 4. Ceza Dairesi'nin (K.2015/25782) konuya ilişkin net tanımına göre konuttan çıkmamak, konut sahibinin meşru rızası ile girilen konuttan daha sonrasında hak sahibi tarafından söz, bedensel hareket, işaret veya tavırlarıyla açıkça çıkmaya davet edilmesine, ihtar edilmesine rağmen failin ısrarla çıkmaması eylemidir.


Bu senaryoda fail, hak sahibinin rızasını geri almasıyla beraber ortaya çıkan hukuki yükümlülüğünü yerine getirmeyerek ihmali veya kesintisiz icrai bir hareketle konut masuniyetini bozmuş olmaktadır. İhtarın şekle bağlı bir şartı yoktur, hak sahibinin "lütfen dışarı çıkın" demesi yahut eliyle kapıyı göstermesi dahi rızanın geri alındığının açık kanıtıdır.


Konut Dokunulmazlığının İhlali Suçunun Manevi Unsuru


Konut dokunulmazlığının ihlali suçu, Türk Ceza Kanunu sistematiğindeki hürriyete karşı suçların büyük bir çoğunluğu gibi taksirle (dikkatsizlik ve tedbirsizlikle) işlenemez, yalnızca kasten işlenebilen bir suç tipidir. Manevi unsurun oluşabilmesi için failin, bir başkasının mahrem alanına veya konutunun eklentisine girdiğini bilmesi, hak sahibinin rızasına aykırı hareket ettiğinin idrakinde olması ve buna rağmen eylemini gerçekleştirmeyi istemesi yeterlidir.


Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2018/578 E., 2020/363 K. sayılı yerleşik ve emsal içtihadında vurgulandığı üzere; konut dokunulmazlığının ihlali suçunda manevi unsur bakımından yalnızca doğrudan ve genel kastın varlığı yeterli görülmektedir.


Bu suç bakımından failin fiili gerçekleştirirken güttüğü suçu işleme saikinin (amacının) herhangi bir hukuki önemi yoktur ve yasakoyucu tarafından özel kast şartı aranmamıştır. Bir kimsenin başkasının evine hırsızlık yapmak amacıyla girmesi, intikam almak için girmesi, cinsel bir suç işlemek gayesiyle sızması veya dışarıda yağan şiddetli yağmurdan korunup sadece ısınmak amacıyla izinsiz girmesi, konut dokunulmazlığının ihlali suçunun varlığı açısından bir fark yaratmaz, tüm bu durumlarda kast unsuru gerçekleşmiş sayılır.


Ayrıca, olası kast kuralları da somut olayın örgüsüne göre tatbik edilebilir. Fail, girdiği yerin başkasına ait özel bir konut veya eklenti olabileceğini öngörmesine ve hak sahibinin rızası olmayabileceğini tahmin etmesine rağmen olursa olsun diyerek fiilini icra ederse, olası kast kapsamında yine hukuken sorumlu tutulacaktır.


Konut Dokunulmazlığının İhlali Suçunda Hukuka Aykırılık Unsuru, Geçerli Rıza ve Ortak Kullanım Kuralı (TCK 116/3)


Bir kimsenin konutuna girilmesi eyleminin ceza hukuku bağlamında suç sayılabilmesi için eylemin hukuka aykırı olması, yani eylemi meşru kılan bir hukuka uygunluk nedeninin (örneğin yasal bir arama kararı veya geçerli bir rıza) bulunmaması gerekmektedir. İlgilinin rızası, konut dokunulmazlığının ihlali suçunda en temel hukuka uygunluk sebebidir. Ancak Türk hukuku her türlü irade beyanını geçerli bir rıza olarak kabul etmemektedir.


Konut Dokunulmazlığının İhlali Suçunda Rızanın Geçerlilik Koşulları ve Meşru Amaç Şartı


Bir konuta veya işyerine girilmesi için verilen rızanın hukuken hüküm ve sonuç doğurabilmesi için mutlak surette meşru bir amaca yönelik olması yasal bir zorunluluktur. Ceza hukuku doktrininde meşru amaç; konut ya da işyerini kullanan diğer bireyler yönünden kabul edilebilir nitelikte olan, hukuk düzenine, genel ahlaka aykırı düşmeyen ve evi kullanan diğer kişileri maddi veya manevi tehlikeye atmayan amaçlar bütünü olarak tanımlanmaktadır.


Eğer rıza meşru bir amaca dayanmıyorsa, şeklen verilmiş olsa dahi baştan itibaren yok hükmündedir ve giren kişi konut dokunulmazlığını ihlal suçunu işlemiş sayılır. Örneğin, aynı evi paylaşan iki ev arkadaşından birinin diğer arkadaşının haberi yokken eve uyuşturucu madde kullanmak, kumar oynamak veya evdeki eşyaları çalmak maksadıyla üçüncü bir kişiyi davet etmesi durumunda davet edilen kişinin eve gelme amacı hukuka aykırı olduğundan, davet eden ev arkadaşının verdiği rıza meşru bir amaca yönelik değildir ve geçersiz sayılır.


Konut Dokunulmazlığının İhlali Suçunda Ortak Kullanılan Konutlar, Evlilik Birliği ve Zımni Rızasızlık


Türk Ceza Kanunu'nun 116. maddesinin 3. fıkrası, konutun birden fazla kişi tarafından ortak kullanılması veya evlilik birliğinde aile bireylerinin birlikte yaşaması durumunu düzenlemiştir. Kural olarak, evi ortak kullanan bu kişilerden yalnızca birinin rızasının bulunması dışarıdan gelen failin eylemini hukuka uygun hale getirir ve suçun oluşmasını engeller. Ancak kanun koyucu bu kuralı mutlak bir muafiyet olarak bırakmamış, rızanın diğer hak sahipleri tarafından zımnen de olsa kabul edilebilir ve hukuka uygun olmasını aramıştır.


Bu fıkranın uygulanmasında en çok tartışılan ve Yargıtay içtihatlarına derinlemesine yön veren ana mesele eşlerden birinin, diğer eşin yokluğunda konuta zina (gayrimeşru ilişki) amacıyla üçüncü bir kişiyi davet etmesidir. Bu spesifik hukuki durum, hem tarihi bir karar olan Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulu'nun (YİBK) 18.02.1942 Tarihli ve 21-4 Sayılı kararında hem de Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun (CGK) çok daha güncel olan 2018/578 Esas, 2020/363 Karar sayılı dosyasında kapsamlı gerekçelerle hükme bağlanmıştır.


YİBK kararı ve onu destekleyen CGK kararının temel gerekçesine göre; "Men etmek hakkını haiz olan kimsenin ademi rızası (rızasızlığı) beyana muhtaç olmaksızın zımnen dahi tahakkuk eder." Evlilik birliğinin doğası gereği, bir kadının veya erkeğin eşiyle gayrimeşru münasebette bulunmak üzere üçüncü bir kimseyi davet ederek ortak konuta alması durumunda, aldatılan eşin bu duruma hiçbir şekilde rıza göstermeyeceği hayatın olağan akışına göre aklen ve adeten apaçık ortadadır.


Dolayısıyla eşlerden birinin diğerinin gıyabında verdiği rıza, meşru bir amaca yönelik olmadığından (TCK 116/3 bağlamında) hukuken fesada uğramış kabul edilir. Eve zina amacıyla giren üçüncü kişi, kocasının veya karısının zımni olan rızasızlığına aykırı davrandığı için eşin davetine rağmen konutun masuniyetini ihlal suçunu işlemiş sayılır ve doğrudan bu suçtan cezalandırılır. Bu emsal kararlar yasal rıza kavramının sadece şekli bir sözcük olmadığını, ahlaki ve hukuki bir temelinin bulunması gerektiğini açıkça tescillemiştir.


Konut Dokunulmazlığının İhlali Suçunun Nitelikli Halleri: Ceza Artırımını Gerektiren Ağırlaştırıcı Nedenler


Yasa koyucu, TCK kapsamında konut ve işyeri dokunulmazlığının ihlali suçunun basit/temel halini düzenlemekle kalmamış, aynı zamanda fiilin mağdur üzerindeki psikolojik baskısını, hissettiği korkunun ağırlığını ve kamu düzenine verdiği zararın vahametini gözeterek bazı işleniş biçimlerini nitelikli hal statüsüne almıştır. Bu nitelikli haller ve ceza artırım nedenleri iki ayrı maddede (TCK 116/4 ve TCK 119) sınıflandırılmıştır.


TCK Madde 116/4 Kapsamındaki Nitelikli Haller


TCK 116. maddenin 4. fıkrasına göre suçun temel halinin ötesine geçildiği şu iki durumda, sanığa verilecek ceza miktarı ciddi oranda artırılarak 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezasına hükmedilir :


Konut Dokunulmazlığının İhlali Suçunun Cebir veya Tehdit Kullanılarak İşlenmesi:


Failin konuta girmek yahut girdiği yerden mağdurun ihtarlarına rağmen çıkmamak amacıyla şiddet (cebir) uygulaması ya da tehdit etmesi durumunda suç ağırlaşır. Uygulamada, failin konuta girmek için uyguladığı fiziksel şiddet basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek ölçüde (BTM) kalsa dahi, ceza hukukundaki gerçek içtima kuralları gereği fail sadece konut dokunulmazlığını ihlalden (TCK 116/4) değil aynı zamanda kasten yaralama suçundan da (TCK 86/2) cezalandırılır. Şiddetin boyutu BTM sınırlarını aşarsa kasten yaralamanın daha ağır nitelikli halleri üzerinden ceza tesisi yoluna gidilir.


Yargıtay 18. Ceza Dairesi'nin (2018/9961 Karar) emsal kararında belirtildiği üzere yerel mahkemenin, sanığın tehdit olarak kabul edilen sözlerinin nelerden ibaret olduğunu ve eylemin ne şekilde cebir içerdiğini gerekçeli kararında açıkça tartışmadan 116/4. madde uyarınca mahkûmiyet kurması yetersiz gerekçe sayılarak kesin bir bozma nedeni olarak kabul edilmiştir.


Konut Dokunulmazlığının İhlali Suçunun Gece Vakti İşlenmesi:


Türk Ceza Kanunu'nun tanımlar maddesinde gece vakti, güneşin batmasından tam bir saat sonra başlayan ve doğmasından tam bir saat öncesine kadar devam eden zaman dilimi olarak ifade edilmektedir. Bireylerin istirahat halinde oldukları, karanlık nedeniyle çevresel farkındalıklarının düştüğü ve savunmasızlıklarının en üst seviyede olduğu bu saat diliminde ev basmanın cezası son derece ağırlaştırılmıştır. Eylemin gece gerçekleştirilmesi durumunda yine 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezası söz konusudur.


TCK Madde 119 Kapsamındaki Ortak Hükümler ve Bir Kat Artırım Kuralı


TCK'nın Hürriyete Karşı Suçlar bölümündeki pek çok suç için geçerli olan ortak hüküm niteliğindeki 119. madde, konut dokunulmazlığının ihlali suçunun çok daha tehlikeli usullerle işlenmesi halinde faile verilecek temel cezanın tam bir kat artırılmasını (örneğin 1 yıl ise 2 yıla, 2 yıl ise 4 yıla çıkarılmasını) öngörmektedir. Bu haller şunlardır:


  • Silahla İşlenmesi: Failin suç esnasında ateşli, kesici, delici veya bereleyici nitelikte bir silah kullanması, mağdurun her türlü mukavemet gücünü anında kıracağından ceza doğrudan bir kat artırılır. Silahın sadece korkutmak amacıyla gösterilmesi bile bu artırımın uygulanması için kafidir.


  • Kendisini Tanınmayacak Bir Hale Koyarak (Kılık Değiştirme / Maske): Failin yüzüne kar maskesi takması, motosiklet kaskıyla girmesi, karanlık makyaj yapması veya sahte üniformalarla kendini tamamen farklı ve tanınmaz bir hale sokarak konuta girmesi (TCK m.119/1-b) durumunda tespit zorluğu ve yaratılan korkunun yüksekliği sebebiyle ceza bir kat artırılır.


  • İmzasız Mektupla veya Özel İşaretlerle İşlenmesi: Teknolojik ya da fiziki olarak kimliğini gizleyen araçların kullanılması.


  • Birden Fazla Kişi Tarafından Birlikte İşlenmesi (İştirak Hali): Failin yalnız olmaması, mağdurun psikolojik ve fiziksel direncini önemli ölçüde yok eder. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2020/175 E., 2023/325 K. kararına göre, TCK m. 119/1-c maddesinde yer alan artırım sebebinin uygulanabilmesi için suçun icra hareketlerinin en az iki müşterek fail tarafından iradi ve fiili hakimiyet kurularak bizzat birlikte işlenmesi hukuki bir zorunluluktur. Sadece azmettiren veya yardım eden konumunda olanlar bu artırıma tabi tutulmaz. Ayrıca, suçu işlerken kusur yeteneği olmayanları (örneğin akıl hastalarını veya çocukları) araç olarak kullanan kişilerin cezası iştirak kuralları gereği üçte birden yarısına kadar ayrıca artırılabilir.


  • Suç Örgütlerinin Gücünden veya Kamu Görevinin Sağladığı Nüfuzdan Yararlanılması: Failin arkasına mafyatik bir yasadışı gücü alması veya polis, zabıta gibi devletin kendisine verdiği resmi unvanı ve yetkiyi haksız bir şekilde kötüye kullanarak konuta girmesi.



Suçun İşleniş Biçimi

İlgili TCK Maddesi

Öngörülen Ceza veya Artırım

Şikayet Şartı Durumu

Temel Şekil (Konut)

TCK 116/1

6 aydan 2 yıla kadar hapis cezası

Şikayete Tabi (6 ay)

Temel Şekil (İşyeri)

TCK 116/2

6 aydan 1 yıla hapis VEYA Adli Para Cezası

Şikayete Tabi

Gece Vakti İşleme

TCK 116/4

1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezası

Re'sen Soruşturulur

Cebir veya Tehdit Kullanma

TCK 116/4

1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezası

Re'sen Soruşturulur

Silahlı / Maskeli / Birlikte

TCK 119

Verilecek cezanın Bir Kat (x2)artırılması

Re'sen Soruşturulur



Konut Dokunulmazlığının İhlali Suçunun Özel Görünüş Biçimleri: Teşebbüs, İştirak ve Suçların İçtimai


Ceza yargılamasında fiilin tekamül edememesi veya birden çok suçun bir arada işlenmesi durumunda özel kurallar devreye girer.


Konut Dokunulmazlığının İhlali Suçunda Suça Teşebbüs (TCK 35)


Konut dokunulmazlığının ihlali suçu teşebbüse elverişli bir suç tipidir. Fail, eylemin icra hareketlerine doğrudan doğruya başlamış (örneğin evin kapısının kilidini levye ile kırmaya çalışırken veya camı açarken) ancak elinde olmayan ve kendi iradesi dışındaki çevresel engeller (örneğin ev sahibinin uyanması, alarmın çalması veya polisin gelmesi) nedeniyle eylemini tamamlayamamışsa teşebbüs aşamasında kalır.


Bu durumda, fail tamamlanmış suçtan değil teşebbüs hükümlerinden yargılanır ve uygulanacak temel ceza dörtte birinden dörtte üçüne kadar indirilerek belirlenir.İşyerinin mutat yerlerine teşebbüs niteliğindeki hareketler ise (zaten suç sayılmadığından) eylemin unsurlarını oluşturmaz (Yargıtay 17. CD 2016/2419).



Konut dokunulmazlığının ihlali suçu cezası ne kadar? TCK 116 haneye tecavüz suçu unsurları, eklenti kavramı ve şikayet süresi hakkında güncel hukuki analiz.


Konut Dokunulmazlığının İhlali Suçunun Hırsızlık Suçuyla İçtiması


Konut veya işyeri dokunulmazlığının ihlali suçu, adli istatistiklerde büyük oranda bağımsız bir eylemden ziyade, hırsızlık (TCK 142) veya mala zarar verme (TCK 151) suçlarına zemin hazırlayan bir araç suç veya geçit suçu niteliğinde işlenmektedir.


Bir kişinin hırsızlık amacıyla evsahibinin uyuduğu bir gece vakti pencereyi kırarak içeri girmesi durumunda failin hangi suçlardan sorumlu olacağı hususu uzun yıllar boyunca Türk ceza hukuku doktrininin en derin tartışma konularından biri olmuştur.


Eski yasal düzenlemelerde ve 5237 sayılı TCK'nın ilk kabul edildiği dönemde, bina içinde hırsızlık yapılması, nitelikli hırsızlık suçunu doğrudan ağırlaştıran yapısal bir unsur olarak sayılmaktaydı. Doktrinde TCK'nın 142/1-b maddesi, bina içinde yapılan hırsızlığı ağırlaştırıcı neden saymak suretiyle zımni bir bileşik suç (mürekkep suç) yaratmış görünmekteydi. Bileşik suç teorisine göre, bir suç (konut ihlali) diğer bir suçun (nitelikli hırsızlık) yasal unsurunu oluşturuyorsa faile her iki eylemden ayrı ayrı ceza verilemez, fail sadece daha ağır olan tek bir suçtan cezalandırılır.


Bu çerçevede akademisyenler bir failin hem hırsızlığın konutta işlenmesi nedeniyle artırılmış ceza alması hem de ayrıca bağımsız bir suç olarak konut dokunulmazlığını ihlal suçundan ikinci kez cezalandırılmasının evrensel bir hukuk kaidesi olan "Ne Bis In Idem" (Aynı fiilden ötürü iki kez yargılanmama ve cezalandırılmama) ilkesinin açık bir ihlali olduğunu savunmuşlardır.


Ancak yargısal uygulamada, konut dokunulmazlığının ihlali suçunun takibinin şikâyete bağlı olması ve uzlaşma kapsamında bulunması, buna karşın hırsızlık suçunun şikâyet aranmaksızın re'sen soruşturulması nedeniyle mahkemelerde usuli kilitlenmeler ve dosyaların gereksiz yere ayrılması, bekletilmesi (bekletici mesele) gibi ciddi yargılama sorunları ortaya çıkmıştır.


Bu uygulama sakıncalarını ve doktriner eleştirileri kökten ortadan kaldırmak amacıyla yasa koyucu hukuki bir müdahalede bulunarak 2006 yılında 5560 sayılı Kanun'u yürürlüğe sokmuştur.


Söz konusu kanun ile TCK'nın 142. maddesine (Nitelikli Hırsızlık) açık bir fıkra (142/4) eklenmiştir. TCK 142/4 fıkrası gereğince; hırsızlık suçuyla birlikte işlenen konut dokunulmazlığının ihlali veya mala zarar verme suçu için şikâyet şartı hiçbir surette aranmayacağı açıkça ve özel olarak yasalaşmıştır.


Yargıtay 2. Ceza Dairesi'nin (Esas: 2025/2705 Karar: 2025/9029) istikrar kazanmış güncel içtihadında da "Hırsızlık suçuyla birlikte işlenen konut dokunulmazlığının ihlali suçu şikayete tabi değildir" denilerek yasal boşluklar tamamen kapatılmıştır.


Kanun koyucunun bu düzenlemesiyle bileşik suç ve Ne Bis In Idem tartışmalarına nokta konulmuş ve Gerçek İçtima (her suç için ayrı ayrı ceza tesisi) kuralları benimsenmiştir. Nihai ve güncel duruma göre, bir kişinin gece vakti evin kapısını zorla kırarak hırsızlık yapması halinde faile tek ceza verilmez; fail:


  1. Nitelikli Hırsızlık (TCK 142/2-h) suçundan,

  2. Gece Vakti Konut Dokunulmazlığının İhlali (TCK 116/4) suçundan,

  3. Mala Zarar Verme (TCK 151) suçundan olmak üzere, üç ayrı suç dosyasından ayrı ayrı cezalandırılır.


Konut Dokunulmazlığının İhlali Suçunda Yaptırım Sistemi, Seçimlik Cezalar ve Adli Para Cezasına Çevirme Şartları


Mahkeme, fail hakkında tesis edeceği mahkûmiyet hükmünü eylemin ağırlığına, failin kastına ve oluşan zarara göre kanuni alt ve üst sınırlar içerisinde kalarak belirler.


Konut Dokunulmazlığının İhlali Suçunda Hapis Cezası Süreleri ve Seçimlik Adli Para Cezası


  • Temel Hal (Konut): Konuta veya eklentisine rızaya aykırı giren veya çıkmayan kişinin alacağı temel ceza altı aydan iki yıla kadar hapis cezasıdır.


  • Temel Hal (İşyeri): İşyeri dokunulmazlığının ihlali suçunda (TCK 116/2), kanun koyucu mahkemeye ve hakime son derece önemli bir yetki vererek hapis cezası veya adli para cezası vermek hususunda seçimlik yaptırım uygulama opsiyonu tanımıştır. Yani hakim, somut olayın vahametine göre 6 aydan 1 yıla kadar hapis verebileceği gibi faile hiç hapis yatırmadan doğrudan adli para cezası yaptırımı uygulayarak dosyayı karara bağlayabilir.


  • Nitelikli Haller ve Artırımlar: Cebir, tehdit ve gece vakti (116/4) uygulanırsa ceza otomatik olarak 1 yıldan 3 yıla çıkar ve seçimlik para cezası imkânı bütünüyle ortadan kalkar. Ayrıca TCK 119'daki haller varsa bu 1 ila 3 yıl arasındaki ceza miktar üzerinden bir kat (x2) oranında artırılarak nihai ceza belirlenir.


Konut Dokunulmazlığının İhlali Suçunda Cezanın Ertelenmesi (HAGB) ve Para Cezasına Çevirme


Yargılama neticesinde konut dokunulmazlığının ihlali suçunda kurulan hapis cezası, 1 yıl veya daha altı süreli kısa süreli bir hapis cezası ise şartların varlığı halinde TCK'nın ilgili maddelerince günlüğü 20 ila 100 TL (veya kanundaki güncel tutarlar) arasında belirlenecek meblağ üzerinden adli para cezasına çevrilebilir.


Aynı şekilde, sabıkasız olan ve duruşmadaki iyi hali gözlemlenen fail hakkında, kurulan mahkûmiyet hükmünün 2 yılın altında olması halinde Ceza Muhakemesi Kanunu m.231 gereği Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması (HAGB) veya Erteleme kurumu işletilebilir.


Ancak nitelikli hallerin (gece ev basma, silahlı ihlal vb.) varlığında tayin edilecek hapis cezaları yüksek seyredeceğinden bu istisnai adli para cezasına çevirme durumları çoğunlukla hukuken mümkün olmaz.


Konut Dokunulmazlığının İhlali Suçunda Şikayet, Uzlaştırma, Görev ve Zamanaşımı

Konut dokunulmazlığının ihlali suçu, usul hukuku bakımından kendine has bazı hassas güvenceler ve yargılama mekanizmaları barındırmaktadır.


Konut Dokunulmazlığının İhlali Suçunda Şikâyet ve Hak Düşürücü Süreler


Suçun gerek TCK 116/1 kapsamındaki konut, gerekse TCK 116/2 kapsamındaki işyeri bakımından temel halleri takibi doğrudan şikâyete bağlı suçlardandır.


Suçtan zarar gören (mağdur) birey bizzat polis merkezine, jandarmaya veya Cumhuriyet Başsavcılığına müracaat ederek şikayetini sunmalıdır. Kanun koyucu, bu şikâyet hakkının kullanılmasını mağdurun eylemi ve failin kim olduğunu öğrenmesinden itibaren 6 aylık hak düşürücü süreye bağlamıştır.


Bununla birlikte kanunda çok net istisnalar mevcuttur. Suçun;


  • Cebir veya tehdit kullanılarak ya da gece vakti (TCK 116/4) işlenmesi,

  • TCK 119 kapsamında yer alan nitelikli (maskeli, silahlı, örgütlü) hallerle işlenmesi,

  • TCK 142/4 hükmü bağlamında hırsızlık veya mala zarar verme suçu ile birlikte işlenmesi hallerinde hiçbir surette mağdurun şikâyeti aranmaz. Emniyet güçleri ve savcılık makamı suçu haber aldıkları anda re'sen (kendiliğinden) soruşturma başlatmakla mükelleftir.


Yargılama aşamasında mağdurun şikayetten vazgeçmesi, temel haller bakımından davanın doğrudan düşmesi (TCK 73) sonucunu doğurur.


Nitekim Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun (2018/480 K.) kararına göre, konut dokunulmazlığını ihlal suçunda müştekilerin şikayetten vazgeçmesi nedeniyle sanık hakkında açılan davanın düşmesi yönünde verilen kararlar usul ve yasaya tamamen uygundur. Ancak suç nitelikli hal veya hırsızlık bağlantılı olarak işlenmişse mağdur şikayetinden vazgeçse dahi kamu davası düşmez, yargılamaya savcılıkça devam olunur.


Konut Dokunulmazlığının İhlali Suçunda Uzlaştırma Kapsamı (CMK 253)


Konut dokunulmazlığının ihlali suçu, onarıcı adalet yaklaşımı ve Ceza Muhakemesi Kanunu madde 253 hükümleri uyarınca bütünüyle (şikayete tabi olmayan nitelikli halleri de dâhil olmak üzere) uzlaştırma kapsamındaki suçlardandır.


Yargılama makamları tarafları önce bir uzlaşma bürosuna sevk ederek aralarındaki husumetin adliye dışında çözülüp çözülemeyeceğini (tazminat, özür dileme vb. yollarla) denemek zorundadır.


Ancak CMK m. 253/3 bendi uyarınca bu suçun hırsızlık (TCK 142) veya yağma (TCK 149) gibi uzlaştırma kapsamında bulunmayan başka bir suçla birlikte işlenmesi halinde uzlaştırma yasağı devreye girer ve hiçbir suç için uzlaştırma yoluna gidilemez.


Yargıtay 2. Ceza Dairesi'nin 2021/13236 E., 2024/5458 K. sayılı içtihadında, 6763 sayılı Kanun'un 35. maddesi ile yapılan değişiklikler neticesinde mala zarar verme suçunun da uzlaşma kapsamına alınması nedeniyle sanığın atılı konut dokunulmazlığının ihlali ve mala zarar verme suçlarından uzlaştırma işlemi yapılmadan hüküm kurulmasının yasal düzenlemelere aykırı bir bozma nedeni olduğu hükme bağlanmıştır.


Konut Dokunulmazlığının İhlali Suçunda Dava Zamanaşımı ve Görevli Mahkeme


Konut dokunulmazlığını ihlal suçunda failin yargılanabilmesi için işleyen asli dava zamanaşımı süresi kural olarak 8 yıldır. Eğer suçun işlendiği veya fiilin gerçekleştiği andan itibaren 8 yıllık yasal süre zarfında sanık hakkında süreyi kesici hiçbir muhakeme işlemi (ifade alma, iddianame düzenleme vb.) yapılmazsa veya mahkeme bu sürede bitirilemezse dava zamanaşımına uğrar ve dosya kapatılır.


Ceza yargılamasında davaya bakmakla yetkili merci, suçun işlendiği yer (mahalli) mahkemesidir. Görevli mahkeme ise, yargı teşkilatında sulh ceza mahkemelerinin duruşmalı adli yargılamalar için kapatılması neticesinde suçun tüm ihlal biçimleri (hem temel şekil TCK 116/1-2 hem de gece vakti dahil nitelikli hal 116/4) için sadece Asliye Ceza Mahkemeleri olarak tayin edilmiştir.


Yargıtay 2. Ceza Dairesi'nin 2021/3937 E., 2022/16477 K. kararında görüldüğü üzere; mahkemenin, gerekçeli karar başlığında suçun adını iş yeri dokunulmazlığının ihlali olarak yazmasına rağmen gerekçe bölümünde konut dokunulmazlığının ihlali olarak yazıp uygulama fıkralarını karıştırması usule açıkça aykırılık teşkil etmekte ve sanığın temyiz itirazı haklı bulunarak bozma nedeni yapılmaktadır.


Konu hakkında detaylı bilgi almak için hukuk büromuzla iletişime geçebilirsiniz.


Konut Dokunulmazlığının İhlali Suçu - Sık Sorulan Sorular


1. Haneye tecavüz (konut dokunulmazlığının ihlali) cezası ne kadardır?


Halk arasında haneye tecavüz olarak bilinen konut dokunulmazlığının ihlali suçunun temel cezası, gündüz vakti ve şiddet kullanılmadan işlenmesi durumunda 6 aydan 2 yıla kadar hapis cezasıyken (işyerleri için 6 aydan 1 yıla kadar hapis veya adli para cezası), eylemin gece vakti gerçekleştirilmesi veya kapı kırma, zorlama, tehdit gibi cebir kullanılması halinde ceza ağırlaşarak 1 yıldan 3 yıla kadar hapis olarak uygulanır; ayrıca suçun silahla, maskeyle veya birden fazla kişiyle birlikte işlenmesi durumunda verilecek bu cezalar doğrudan bir kat artırılarak sanığa hükmedilir.


2. Ev sahibi, kiracısının oturduğu eve izinsiz veya kendi anahtarıyla girebilir mi?


Hayır, ev sahibinin kiracısının rızası olmadan kendi yedek anahtarıyla veya çilingir vasıtasıyla eve girmesi kesinlikle suçtur. Çünkü yasada korunan hukuki değer mülkiyet hakkı değil, bireylerin o mekândaki fiili yaşam hürriyeti, huzuru ve güvenliğidir, dolayısıyla "tapusu benim üzerime" yahut "kiramı ödemiyor" gibi gerekçeler ev sahibine izinsiz giriş hakkı vermez ve bu eylem tüm yasal unsurlarıyla konut dokunulmazlığının ihlali suçunu oluşturarak ev sahibi hakkında ceza davası açılmasına sebebiyet verir.


3. Eve hırsızlık amacıyla girildiğinde faile hem hırsızlıktan hem de konut ihlalinden ayrı ayrı mı ceza verilir?


Evet, geçmişteki hukuki tartışmalar günümüzde TCK m. 142/4 düzenlemesi ile netliğe kavuşarak gerçek içtima kuralı benimsenmiş olup eve hırsızlık amacıyla girildiğinde faile her bir eylem için ayrı ayrı ceza verilmektedir. Örneğin gece vakti bir evin kapısını zorlayarak içeri giren ve eşya çalan bir hırsız mahkemede tek bir fiilden yargılanmaz, hem nitelikli hırsızlıktan, hem mala zarar vermekten (kapıyı kırdığı için), hem de gece vakti konut dokunulmazlığını ihlal etmekten ayrı ayrı cezalandırılarak alacağı cezalar toplanır.


4. Konut dokunulmazlığını ihlal suçu şikâyete tabi midir? Uzlaştırma yapılabilir mi?


Suçun gündüz vakti, cebir veya tehdit olmaksızın işlenen temel hali şikâyete tabi olup mağdurun faili öğrendiği tarihten itibaren 6 aylık hak düşürücü şikâyet süresi bulunurken, eylemin gece vakti veya şiddetle işlenmesi durumunda savcılık şikâyet aramaksızın re'sen soruşturma başlatır. Öte yandan bu suç kural olarak tüm halleriyle (gece vakti dâhil) CMK 253 uyarınca uzlaştırma kapsamında kabul edilse de, hırsızlık veya yağma gibi uzlaşmaya tabi olmayan başka bir suçla birlikte işlenmesi durumunda kanuni uzlaştırma yasağı devreye girerek dosya hiçbir suç yönünden uzlaştırma bürosuna gönderilemez.


5. Açık bahçeye, apartman boşluğuna veya çatıya izinsiz girmek suç mudur?


Evet, TCK 116. madde yalnızca evin kapısından içeri girilmesini değil, apartmanların merdiven boşlukları, ortak çatı katları veya etrafı duvar, çit, kapı gibi belirgin bir sınırla dış dünyadan ayrılmış müstakil bahçeler gibi konutun eklentilerine girilmesini de aynı derecede cezalandırdığı için bu eylem suç teşkil eder. Bir alanın eklenti sayılabilmesi için dışarıdan izole edilmiş olması yeterli olduğundan bu tarz eklenti niteliğindeki alanlara hak sahibinin rızası dışında girmek, doğrudan evin içine girmiş gibi konut dokunulmazlığının ihlali suçunu oluşturur.

Yorumlar


bottom of page