top of page

Bedelsiz Senedi Kullanma Suçu (TCK 156) 2026

  • 18 saat önce
  • 13 dakikada okunur

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun "Malvarlığına Karşı Suçlar" başlıklı onuncu bölümünde, 156. maddede tanzim edilen bedelsiz senedi kullanma suçu; senet borçlusu tarafından bedeli tamamen veya kısmen ifa edilmiş yahut hukuki bir nedenden ötürü talep edilebilirliği ortadan kalkmış bir senedin alacaklı sıfatını taşıyan fail tarafından bu ödeme veya bedelsizlik olgusu dikkate alınmaksızın hukuka aykırı biçimde kullanılması eylemidir.


Kanun koyucu, bu düzenleme ile birden fazla hukuki değeri aynı anda koruma altına almıştır. Bir yandan mağdurun malvarlığı değerlerine yönelik haksız ve mükerrer tahsilat girişimleri engellenmekte, diğer yandan ticari hayatın vazgeçilmez bir parçası olan kıymetli evrakın tedavül güvenliği ve senetlere duyulan toplumsal itimat tesis edilmektedir.


Bedelsiz Senedi Kullanma Suçunun Maddi Unsurları ve Kapsamı


Bedelsiz senedi kullanma suçunun vücut bulabilmesi için kanunda öngörülen maddi unsurların eksiksiz bir biçimde gerçekleşmesi, failin fiili ile ortaya çıkan hukuki netice arasında illiyet bağının bulunması zorunludur. Suçun doğası gereği öncelikle taraflar arasında geçerli bir hukuki ilişkinin varlığı ve bu ilişkinin sonradan bir ifa, takas veya ibra işlemi ile bedelsiz hale gelmesi ön koşuldur.


Bedelsiz Senedi Kullanma Suçunda Senet Kavramı


TCK m. 156 kapsamında suçun maddi konusu bedeli kısmen veya tamamen ödenmiş senettir. Ceza hukuku uygulamasında buradaki senet kavramı yalnızca Türk Ticaret Kanunu'nda sıkı şekil şartlarına bağlanmış olan kambiyo senetleri (poliçe, bono, çek) ile sınırlı tutulmamaktadır.


Tarafların imzasını taşıyan, bir hakkın doğumunu, devrini, değiştirilmesini veya sona ermesini tevsik eden, borç ve alacak ilişkisini yansıtan her türlü adi yazılı belge de bedelsiz senedi kullanma suçunun konusunu oluşturmaya elverişlidir.


Senedin bedelsiz kalması hali; senede bağlanan asli borcun nakden veya hesaben ödenmesini, borcun takas veya mahsup yoluyla sona erdirilmesini, borçlunun ibra edilmesini ya da senedin ihdasına temel teşkil eden asıl borç ilişkisinin (örneğin bir eser, hizmet veya alım-satım sözleşmesinin) feshi, iptali veya mutlak butlanla hükümsüz hale gelmesi neticesinde senet bedelinin hukuken talep edilemez duruma düşmesini ifade eder.


Bedelsiz Senedi Kullanma Suçunda Senedin Kullanılması Ne Anlama Gelir?


Bedelsiz senedi kullanma suçu, sırf hareket suçu niteliğindedir. Alacaklının, bedeli ifa edilmiş senedi borçluya iade etme yükümlülüğüne aykırı davranarak belgeyi pasif bir şekilde elinde bulundurması veya saklaması tek başına bu suçun maddi unsurunu oluşturmaz. Suçun oluşumu için senedin fiilen, borçlu aleyhine hukuki bir sonuç doğurmaya elverişli şekilde kullanılması elzemdir.


Yargıtay Ceza Genel Kurulu ve ilgili dairelerinin yerleşik içtihatları ile doktrindeki ağırlıklı görüşler ışığında, senedin kullanılması olarak nitelendirilen başlıca hareketler şunlardır:


  1. İcra Takibine Konulması: En sık karşılaşılan ihlal biçimidir. Ödenen senedin icraya verilmesi, failin icra müdürlüğü nezdinde takip talebinde bulunarak mağdur aleyhine devlet zoruyla tahsilat sürecini başlatmasıdır.


  2. Başkasına Ciro Edilerek Devredilmesi: Failin, bedelsiz kalmış senedi ciro (beyaz veya tam ciro) veya alacağın temliki yoluyla iyiniyetli üçüncü kişilere devretmesidir. Bu eylem, kambiyo senetlerinin mücerretliği ilkesi gereği borçluyu üçüncü kişilere karşı mükerrer ödeme tehdidiyle baş başa bırakır ve suç bu anda tamamlanır.


  3. Dava Konusu Yapılması: Senedin bir alacak davasında doğrudan talebin dayanağı olarak mahkemeye sunulmasıdır.


  4. Protesto Ettirilmesi veya Bankaya Verilmesi: Senedin tahsil veya teminat amacıyla bankaya tevdi edilmesi, vadesinde ödenmediği iddiasıyla noter aracılığıyla protesto keşide ettirilmesi.


  5. Takas veya Mahsup Aracı Olarak İleri Sürülmesi: Failin, borçluya karşı olan başka bir borcunu kapatmak amacıyla elindeki bedelsiz senedi takas veya mahsup definin dayanağı olarak kullanmasıdır.


Senedin yalnızca başka bir uyuşmazlıkta ispat vasıtası veya yazılı delil başlangıcı olarak mahkemeye sunulması ödemeyi yeniden sağlama amacı taşımadığı takdirde bedelsiz senedi kullanma suçuna vücut vermez.


Bedelsiz senedi kullanma suçu, seçimlik hareketli bir suç olup yukarıda sayılan icrai hareketlerden herhangi birinin yapılmasıyla tamamlanır; failin fiilen tahsilat yapması, haksız menfaat elde etmesi veya mağdurun fiili bir zarara uğraması suçun tamamlanması için aranmaz.


Kısmi Ödeme Yapılan Senet Üzerinden Bedelsiz Senedi Kullanma Suçu


Ticari hayatta borçların taksitlendirilmesi veya parçalar halinde ödenmesi sıklıkla karşılaşılan bir durumdur. Kısmi ödeme yapılan senet üzerinden yürütülen taşkın icra takipleri, bedelsiz senedi kullanma suçunun görünümlerinden birini teşkil eder.


Borçlu tarafından senede bağlanan alacağın bir kısmının ifa edilmesine rağmen alacaklı failin bu ifa olgusunu senedin arka yüzüne şerh düşmeksizin veya icra takip talebinde tahsil edilen tutarı tenzil etmeksizin senedin tam meblağı üzerinden takip başlatması durumunda bedelsiz senedi kullanma suçu sübut bulur.


Örneğin, 500.000 TL bedelli bir bononun 300.000 TL'si haricen ödenmişse senet 300.000 TL'lik kısmı itibarıyla bedelsiz kalmıştır. Alacaklının bu durumu gizleyerek 500.000 TL üzerinden takibe geçmesi kısmi bedelsizlik olgusunun haksız kullanımıdır. Yargıtay içtihatları, senedin tamamı üzerinden yapılan takiplerde failin kısmi bedelsizliği bilmesine rağmen hareket etmesini suçun oluşumu için yeterli kabul etmektedir.



Bedelsiz Senedi Kullanma Suçu (TCK 156) 2026 İstanbul Ceza Avukatı


Bedelsiz Senedi Kullanma Suçunun Manevi Unsuru


Bedelsiz senedi kullanma suçu yalnızca kast ile işlenebilen bir suçtur, taksirli hali kanun koyucu tarafından ihdas edilmemiştir. Kast, suçun kanuni tanımındaki unsurların fail tarafından bilinmesi ve istenmesidir.


Bedelsiz senedi kullanma suçunda failin, elinde bulundurduğu senedin tamamen veya kısmen bedelsiz kaldığını, borcun ifa edildiğini veya temel ilişkinin sona erdiğini bilmesi, bu bedelsizlik olgusunu bilmesine rağmen senedi icra takibine koymaya, ciro etmeye veya tahsile yönlendirmeye ilişkin irade sergilemesi manevi unsurun oluşumu için şarttır. Suçun işlenmesi için failin belirli bir saikle (örneğin intikam alma veya zarar verme) hareket etmesi aranmaz, genel kast yeterlidir.


Bedelsiz senedi kullanma suçunda hata hükümleri (TCK m. 30) önemli bir uygulama alanı bulur. Eğer senedi icraya koyan kişi, borcun borçlu tarafından haricen ödendiğinden habersiz olan bir avukat ise veya senedi ticari ciro silsilesi içinde ticari defter kayıtlarına güvenerek iyiniyetle devralmış üçüncü bir şahıs ise bu kişiler senedin bedelsizliği olgusunu bilmedikleri için haklarında kastın yokluğundan beraat kararı tesis edilir.


Yine aynı şekilde alacaklı, birbiriyle karışan ticari evraklar arasında sehven ödenmiş bir senedi muhasebe hatasıyla icraya vermişse ve bu hatasını fark eder etmez takipten feragat etmişse suç işleme kastı bulunmadığı yönünde hukuki değerlendirme yapılır. Yargıtay, manevi unsurun tespitinde taraflar arasındaki uzun süreli ticari ilişkiyi, ihtarnameleri ve failin senedi tahsil etme gayretindeki ısrarını titizlikle incelemektedir.


Bedelsiz Senedi Kullanma Suçunda İspat ve HMK 200


Ceza muhakemesi hukukunun temel amacı maddi gerçeğe ulaşmaktır. Bu amaca hizmet etmek üzere 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 217. maddesinde delil serbestisi ilkesi kabul edilmiştir.


Hâkim, hukuka uygun olarak elde edilmiş her türlü delili, doğrudan doğruya duruşmada dinlemek ve tartışmak suretiyle vicdani kanaatine göre takdir eder. Ancak bedelsiz senedi kullanma suçu, bünyesinde barındırdığı özel hukuk uyuşmazlığı karakteri sebebiyle delil serbestisi ilkesine getirilen istisnai kurallardan birine tabidir.


Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun (YİBKGK) 24.03.1989 tarihli ve 1988/1 Esas, 1989/2 Karar sayılı içtihadı uyarınca; bir senedin bedelsiz kaldığına ilişkin iddia, miktar ve değerine bakılmaksızın 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 200. maddesinde düzenlenen senetle ispat zorunluluğu kuralına tabidir.


Bedelsiz Senedi Kullanma Suçunda Senet Bedelsizliğinin İspatı


Senet bedelsizliği ispatı, katılanın (borçlunun) salt soyut iddiaları veya tanık beyanları ile gerçekleştirilemez. Şikayetçi, senedin bedelini ödediğini veya senedin hukuken bedelsiz hale geldiğini muhakkak surette yazılı belge ile kanıtlamak yükümlülüğündedir.


Bedelsiz senedi kullanma suçu davasında yargılamaya konu edilecek ve senedi hükümsüz kılacak yazılı ispat araçlarını şu şekilde sıralamak mümkündür:


  • Banka Dekontları: EFT, havale veya swift işlemlerine ait, açıklama kısmında doğrudan uyuşmazlığa konu senedin vade tarihine, miktarına veya keşidecisine açıkça atıf yapan banka onaylı dekontlar. Açıklamasız olarak yapılan salt para transferleri Yargıtay uygulamasına göre genel kural olarak mevcut bir borcun ifası sayıldığından, senede açıkça atıf yapmayan dekontların ispat gücü tartışmalıdır.


  • İbraname ve Tahsilat Makbuzları: Alacaklı fail tarafından bizzat imzalanmış, senet bedelinin nakden veya hesaben tahsil edildiğini tevsik eden makbuzlar.


  • Senet Üzerindeki Şerhler: Senedin arka yüzüne alacaklı tarafından düşülen ve imza altına alınan kısmi tahsilat veya ödeme şerhleri.


  • Mutabakat Metinleri: Ticari defter kayıtları, cari hesap mutabakat formları ve taraflar arasında asıl borç ilişkisinin sona erdiğini veya takas edildiğini gösteren imzalı protokoller.


Ceza mahkemesinde sanık, senedi takibe koyduğunu kabul edip borcun ödenmediğini savunduğu takdirde mağdur borçlunun "ödemeyi elden ve nakit olarak tanıklar huzurunda yaptım" şeklindeki beyanı dinlenemez. Hukuk yargılamasındaki senede karşı senetle ispat kuralı gereğince tanık dinletilmesi kural olarak yasaktır. Ancak HMK m. 202 uyarınca yazılı bir delil başlangıcı (sanığın elinden çıkmış ve ödemeyi muhtemel gösteren yazılı bir belge) bulunması halinde tanık dinlenmesine cevaz verilir.


İspat kurallarındaki en büyük istisna ise ikrardır. Sanık, savcılık veya mahkeme huzurundaki savunmalarında senedin bedelini kısmen veya tamamen tahsil ettiğini, senedin hatır senedi olduğunu veya teminat senedi olarak verildiği halde asıl ilişkinin bittiğini açıkça ikrar ederse yazılı delil ibrazı zorunluluğu ortadan kalkar ve bedelsizlik olgusu ikrar üzerinden sabit kabul edilerek mahkumiyet hükmü tesis edilebilir.


Bedelsiz Senedi Kullanma Suçunda Hukuk Mahkemesi Kararlarının Ceza Davasına Etkisi, Bekletici Mesele ve Nisbi Muhakeme


Bedelsiz senedi kullanma suçunun yargılama pratiğinde icra takibine maruz kalan borçluların eş zamanlı olarak Hukuk Mahkemelerinde İcra ve İflas Kanunu m. 72 uyarınca Menfi Tespit Davası (borçlu olunmadığının tespiti) açmaları standart bir savunmadır.


Kural olarak ceza davası devam ederken aynı senedin bedelsizliğine ilişkin bir menfi tespit veya istirdat davasının Hukuk Mahkemesinde derdest olduğu anlaşılırsa Asliye Ceza Mahkemesi, Ceza Muhakemesi Kanunu m. 218/1 hükmü uyarınca hukuk mahkemesindeki davanın sonuçlanmasını bekletici mesele yapmak durumundadır. Yargıtay'ın istikrar kazanmış içtihatları, senet yargılamasında uzman ve daha sıkı şekil kurallarına tabi olan hukuk mahkemesi kararının beklenmesi gerektiği yönündedir. Ancak aksi yönde de Yargıtay kararları mevcuttur.


Hukuk Mahkemesinin incelediği yazılı deliller, ticari defterler ve yemin delili çerçevesinde senedin bedelsiz kaldığını tespit edip menfi tespit davasını kabul etmesi ve bu kararın kesinleşmesi ceza mahkemesini maddi vakıanın tespiti yönünden doğrudan bağlar. Kesinleşmiş menfi tespit ilamı, bedelsiz senedi kullanma suçunun maddi unsurunun sübuta erdiğinin en güçlü kanıtıdır.


Aksine, ortada Hukuk Mahkemesinde açılmış derdest bir dava yoksa Asliye Ceza Mahkemesi bekletici mesele yapacak bir dosya bulamayacağından uyuşmazlığı çözme görevini bizzat üstlenir. Bu duruma usul hukukunda nisbi muhakeme denir. Ceza hâkimi, HMK kurallarını (yazılı delille ispat zorunluluğu) doğrudan uygulayarak senedin bedelsiz kalıp kalmadığını ceza dosyası içerisinde karara bağlar.


Bedelsiz Senedi Kullanma Suçunda Soruşturma, Kovuşturma Şartları ve Zamanaşımı


Bedelsiz Senedi Kullanma Suçunda Şikayet Süresi ve Hakkın Düşmesi


Bedelsiz senedi kullanma suçunda TCK m. 156/1 hükmüyle fiilin cezalandırılabilmesi şikayet şartına bağlanmıştır. Bedelsiz senedi kullanma suçu şikayete tabidir, resen (kendiliğinden) soruşturulabilen suçlardan değildir. Senedin haksız kullanımından zarar gören mağdurun veya yetkili vekilinin adli makamlara müracaatı şarttır.


Kanun koyucu şikayet hakkını TCK m. 73 uyarınca 6 aylık hak düşürücü süreye tabi kılmıştır. İlgililerin hak kaybına uğramaması adına bedelsiz senedi kullanma suçunda 6 aylık şikayet süresini doğru hesaplaması büyük önem taşır.


Bedelsiz senedi kullanma suçunda 6 aylık şikayet süresi, senedin bedelinin ödendiği veya bedelsiz kaldığı tarihte değil, failin senedi hukuka aykırı biçimde tahsile koyduğunu, ciro ettiğini veya kullandığını mağdurun öğrendiği tarihte işlemeye başlar.


Uygulamada bedelsiz senedi kullanma suçunu öğrenme tarihi genellikle, icra dairesi tarafından gönderilen ilamsız veya kambiyo senetlerine mahsus ödeme emrinin borçluya usulüne uygun olarak tebliğ edildiği gün kabul edilmektedir.


Eğer borçlu, icra dosyasından haberdar olmasına veya senedin üçüncü bir kişiye devredildiğini açıkça öğrenmesine rağmen 6 ay içinde Cumhuriyet Başsavcılığına şikayet dilekçesi sunmazsa şikayet hakkı düşer. Şikayet hakkının düşmesi halinde savcılık aşamasında Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Karar (KYOK), mahkeme aşamasında ise Davanın Düşmesi kararı verilir.


Bedelsiz Senedi Kullanma Suçunda Uzlaştırma


Bedelsiz senedi kullanma suçu, şikayete tabi bir malvarlığı suçu olması hasebiyle 5271 sayılı CMK m. 253 uyarınca uzlaştırma kapsamındaki suçlar arasında yer alır. Cumhuriyet Savcısı, iddianame düzenlemeden önce dosyayı Uzlaştırma Bürosuna göndermek zorundadır.


Taraflara uzlaşma teklif edilir; uzlaşma sağlanması halinde (örneğin icra takibinden feragat edilmesi, zararın karşılanması karşılığında) soruşturma aşamasında KYOK kararı ile dosya kapatılır. Uzlaşma girişiminin sonuçsuz kalması durumunda kamu davası açılır.


Bedelsiz Senedi Kullanma Suçunda Görevli Mahkeme ve Dava Zamanaşımı


Bedelsiz senedi kullanma suçunda yasa koyucunun öngördüğü cezanın üst sınırı 2 yıl hapis cezasıdır. 5235 sayılı Kanun m. 11 uyarınca bu ceza miktarını içeren davalara bakmakla görevli mahkeme Asliye Ceza Mahkemesi'dir. Ancak eylemin, örneğin belgede tahrifat yapılarak sahtecilik suçu (TCK 204) ile birlikte işlenmesi durumunda Ağır Ceza Mahkemesinin görev alanına girmesi muhtemeldir.


Bedelsiz senedi kullanma suçunun dava zamanaşımı süresi TCK m. 66/1-e uyarınca 8 yıldır. Zamanaşımı süresinin başlangıç tarihi, senedin icra dairesine verildiği veya ciro edildiği (kullanma fiilinin icra edildiği) tarihtir.


Bedelsiz Senedi Kullanma Suçu Cezası ve İnfaz


Bedelsiz senedi kullanma suçu cezası, TCK m. 156/1 fıkrasında altı aydan iki yıla kadar hapis ve adli para cezası olarak belirlenmiştir. Bedelsiz senedi kullanma suçu (TCK m. 156) yaptırımı kanunda hapis ve adli para cezası birlikte olarak düzenlenmiştir.


Bedelsiz senedi kullanma suçunda mahkemece tayin edilen hapis cezası kısa süreli (1 yıl veya daha az) olduğu takdirde, yasal şartların oluşmasıyla birlikte TCK m. 50/1-a gereğince hapis cezası adli para cezasına çevrilebilir. Bu durumda sanık hakkında biri doğrudan hükmedilen, diğeri hapis cezasından çevrilen olmak üzere iki ayrı adli para cezası bağımsız olarak infaz edilir.


Bedelsiz senedi kullanma suçunda hükmedilecek adli para cezası, takdir edilecek gün sayısının, failin sosyo-ekonomik durumu gözetilerek kanuni sınırlar içerisindeki bir miktar ile çarpılması suretiyle hesaplanır.


Bedelsiz senedi kullanma suçunda eğer mahkemece sanık hakkında hükmolunan hapis cezası 2 yıl veya daha az süreli ise, sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkum olmamış bulunması ve yeniden suç işlemeyeceği yönünde mahkemede olumlu bir kanaat oluşması şartlarıyla, CMK m. 231 uyarınca Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması (HAGB) kararı verilebilir. Aynı şartlar altında TCK m. 51 uyarınca hapis cezasının ertelenmesine karar verilmesi de ihtimal dahilindedir.


TCK 156 bedelsiz senedi kullanma suçu kapsamında sanık hakkında Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması (HAGB) kararı verilebilmesi için hükmolunan cezanın 2 yıl veya daha az olması ve sanığın sabıkasızlık durumu tek başına yeterli değildir. Malvarlığına karşı işlenen bu suç tipinde, CMK m. 231/6-c fıkrası uyarınca mağdurun uğradığı maddi zararın tamamen giderilmesi (aynen iade, icra takibinden feragat veya tazmin suretiyle) zorunluluktur. Zarar giderimi sağlanmadan sanık hakkında HAGB hükümleri uygulanamaz.


Bedelsiz senedi kullanma suçunda CMK m. 100/4 gereğince üst sınırı 2 yıl olan bu suç bakımından şüpheli veya sanık hakkında tutuklama tedbirine başvurulamaz.


Bedelsiz Senedi Kullanma Suçunda Şahsi Cezasızlık ve Cezada İndirim Yapılmasını Gerektiren Haller (TCK 167)


Türk Ceza Kanunu, malvarlığına karşı işlenen pek çok suçta olduğu gibi bedelsiz senedi kullanma suçunda da aile içi ilişkilere ve akrabalık bağlarına özel düzenlemeler getirmiştir. TCK 167. madde uyarınca, suçun aile bireyleri arasında işlenmesi durumunda ceza hukukunun en son çare olma ilkesi gereği devletin cezalandırma yetkisinden vazgeçtiği veya cezayı indirdiği durumlar mevcuttur.


İlgili akrabalık derecelerine göre uygulanacak hukuki sonuçlar tablodaki gibidir:


Akrabalık Derecesi / Durum

Uygulanacak Yaptırım ve Hukuki Sonuç

Haklarında ayrılık kararı verilmemiş eşler

Ceza Verilmez (Şahsi Cezasızlık Nedeni)

Üstsoy (Anne, Baba, Büyükanne, Büyükbaba) veya Altsoy (Çocuk, Torun)

Ceza Verilmez (Şahsi Cezasızlık Nedeni)

Evlat edinen veya Evlatlık

Ceza Verilmez (Şahsi Cezasızlık Nedeni)

Aynı konutta beraber yaşayan kardeşler

Ceza Verilmez (Şahsi Cezasızlık Nedeni)

Haklarında ayrılık kararı verilmiş olan eşler

Ceza Yarı Oranında (1/2) İndirilir (Şikayete tabi)

Aynı konutta beraber yaşamayan kardeşler

Ceza Yarı Oranında (1/2) İndirilir (Şikayete tabi)

Aynı konutta beraber yaşayan amca, dayı, hala, teyze, yeğen

Ceza Yarı Oranında (1/2) İndirilir (Şikayete tabi)

Aynı konutta beraber yaşayan ikinci derece kayın hısımları

Ceza Yarı Oranında (1/2) İndirilir (Şikayete tabi)



Bedelsiz Senedi Kullanma Suçunda Etkin Pişmanlık (TCK 168)


Malvarlığına karşı işlenen suçların büyük bir kısmında failin yargılama aşamasında pişmanlık göstererek mağdurun zararını tazmin etmesi halinde cezada büyük oranda indirim yapılmasını öngören Etkin Pişmanlık kurumu bulunur.


Ancak, TCK 168. maddede etkin pişmanlığın uygulanabileceği suçlar (hırsızlık, mala zarar verme, güveni kötüye kullanma, dolandırıcılık vb.) sınırlı sayıda sayılmıştır. TCK 156'da düzenlenen bedelsiz senedi kullanma suçu, kanunun lafzı gereği bu kapsama dâhil edilmemiştir. Bu sebeple, failin senedi icraya koyduktan sonra pişman olup icra takibini geri çekmesi veya zararı gidermesi,ceza oranında etkin pişmanlık indirimi sağlamaz, bu durum ancak TCK 62 uyarınca takdiri indirim (iyi hal indirimi) sebebi yapılabilir.


Bedelsiz Senedi Kullanma Suçunun Dolandırıcılık Suçu (TCK 157-158) ile Farkları


Dolandırıcılık suçunun temelinde hile vardır. Fail, senedi henüz düzenlenirken mağduru aldatarak hileli davranışlarla iradesini sakatlayıp senedi imzalattırırsa veya sahte bir hukuki ilişki icat ederek senedi alırsa TCK 157 veya 158. maddelerdeki dolandırıcılık suçu oluşur.


Bedelsiz senedi kullanma suçunda ise senedin düzenleniş biçimi hukuka uygundur, taraflar arasında gerçek bir ticari alım-satım veya borç ilişkisi vardır. Senet meşru bir zeminde doğmuş ancak sonradan yapılan ödemelerle bedelsiz kalmıştır.


Yargıtay'ın bir kararında senedin aslını elinde tutan alacaklının borçluya renkli fotokopi iade edip asıl senedi haksızca icraya koyması eylemi dahi dolandırıcılık değil, doğrudan TCK 156 bedelsiz senedi kullanma suçu olarak nitelendirilmiştir.


Bedelsiz Senedi Kullanma Suçunun Açığa İmzanın Kötüye Kullanılması (TCK 209) ile Farkları


Ticari güven ilişkisi çerçevesinde veya bir sözleşmenin teminatı olarak meblağ kısmı boş bırakılarak imza karşılığı verilen senetlerin sonradan aradaki anlaşmaya aykırı rakamlarla doldurularak icraya konulması eylemi TCK 156'yı değil, TCK 209'da düzenlenen Açığa İmzanın Kötüye Kullanılması suçunu oluşturur.


TCK 156'nın uygulanabilmesi için senedin en başından itibaren rakam, tarih ve taraflar itibarıyla eksiksiz ve geçerli olarak düzenlenmiş olması, teminat veya boş senet olmaması gerekir.


Bedelsiz Senedi Kullanma Suçunun Resmi Belgede Sahtecilik (TCK 204) ile Farkları


Türk Ceza Kanunu uygulamasında kambiyo senetleri (bono, çek, poliçe) TCK m. 210 yollamasıyla resmi belge hükmündedir. Bedeli kısmen ödenmiş bir bononun üzerindeki meblağ rakamında tahrifat yapılması (örneğin 10.000 TL yazısındaki '1' rakamının tahrif edilerek '9' yapılıp 90.000 TL'ye çevrilmesi) doğrudan Resmi Belgede Sahtecilik suçunu (TCK 204) oluşturur.


Bedelsiz senedi kullanma suçunda fail senedin fiziksel bütünlüğüne, rakamlarına veya imzalarına hiçbir müdahalede bulunmaz, senedi olduğu gibi sadece bedelsizlik olgusunu gizleyerek işleme koyar.


Bedelsiz Senedi Kullanma Suçu Sıkça Sorulan Sorular


1. Ödenen senedin icraya verilmesi halinde borçlu ne yapmalıdır?


Borçlu, senedi ödediği halde kendisine karşı icra takibi başlatıldığını ödeme emrinin tebliği ile öğrendiğinde gecikmeksizin icra dairesine itirazda bulunmalı ve icra mahkemesinden takibin durdurulmasını talep etmelidir. Ayrıca borçlu Hukuk Mahkemesinde İİK m. 72 uyarınca Menfi Tespit Davası açabilir ve 6 aylık hak düşürücü şikayet süresi içerisinde Asliye Ceza Mahkemesinde dava açılması talebiyle Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunmalıdır.


2. Kısmi ödeme yapılan senet tam bedel üzerinden icraya konulursa bedelsiz senedi kullanma suçu oluşur mu?


Kısmi ödeme yapılan senet tam bedel üzerinden icraya konulursa bedelsiz senedi kullanma suçu oluşur. Borçlu, örneğin 200.000 TL'lik senet bedelinin 80.000 TL'sini ödemiş ve 120.000 TL borcu kalmışsa alacaklının 80.000 TL'lik ödemeyi icra takibinden tenzil etmesi yasal zorunluluktur. Bu kısmi ifayı gizleyerek senedin 200.000 TL'lik tam meblağı üzerinden takip başlatılması, senedin kısmen bedelsiz kalmış kısmının haksız kullanımı niteliğindedir ve TCK 156 suçunu oluşturur.


3. Senet bedelsizliği ispatı ceza mahkemesinde tanık dinletilerek yapılabilir mi?


Kural olarak senet bedelsizliği ispatı ceza mahkemesinde tanık dinletilerek yapılamaz. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu'nun yerleşik içtihadına göre, ceza mahkemesi de HMK 200. maddedeki yazılı delille ispat zorunluluğuna uymakla mükelleftir. Borçlu, ödemeyi veya bedelsizliği banka dekontu, tahsilat makbuzu, ibraname gibi yazılı ispat araçlarıyla kanıtlamak zorundadır. Sanığın açık ikrarı (suçu itiraf etmesi) veya yazılı delil başlangıcı bulunması halleri bu kuralın istisnasıdır.


4. Bedelsiz senedi kullanma suçunda görevli mahkeme hangisidir?


TCK m. 156'da bu suç için öngörülen hapis cezasının üst sınırı 2 yıl olduğundan bedelsiz senedi kullanma suçunda yargılama yetkisi ve görevi Asliye Ceza Mahkemelerine aittir. Ancak eylemin, evrakta sahtecilik gibi Ağır Ceza Mahkemesinin görev alanına giren başka suçlarla birlikte işlenmesi durumunda davaya Ağır Ceza Mahkemesinde bakılır.


5. Bedelsiz senedi kullanma suçu cezası adli para cezasına çevrilebilir mi?


Bedelsiz senedi kullanma suçu (TCK m. 156) yaptırımı, kanunda hapis ve adli para cezası birlikte olarak düzenlenmiştir. TCK m. 50/2 uyarınca öngörülen çevirme yasağı yalnızca yaptırımların kanunda seçenekli olarak yer aldığı suç tipleri için geçerlidir. Dolayısıyla, mahkemece tayin edilen hapis cezası kısa süreli (1 yıl veya daha az) olduğu takdirde yasal şartların oluşmasıyla birlikte TCK m. 50/1-a gereğince hapis cezası adli para cezasına çevrilebilir. Bu hukuki durumda sanık hakkında biri doğrudan hükmedilen, diğeri hapis cezasından çevrilen olmak üzere iki ayrı adli para cezası bağımsız olarak infaz edilir.


6. Etkin pişmanlık hükümleri bedelsiz senedi kullanma suçunda uygulanır mı?


Etkin pişmanlık hükümleri bedelsiz senedi kullanma suçunda uygulanmaz. Malvarlığına karşı suçlarda etkin pişmanlığı düzenleyen TCK 168. maddede bu kurumdan faydalanılabilecek suç tipleri (hırsızlık, dolandırıcılık, güveni kötüye kullanma vb.) sayma yoluyla belirlenmiştir. TCK 156 bu madde kapsamına alınmadığından, senedi icraya veren kişinin sonradan pişman olup takibi geri çekmesi cezada TCK 168 kapsamında bir indirim sağlamaz.


7. İcra faizi veya avukatlık ücreti ödenmeyen senedin icraya verilmesi suç mudur?


İcra faizi veya avukatlık ücreti ödenmeyen senedin icraya verilmesi suç oluşturmaz. Yargıtay içtihatlarına göre, senedin sadece anapara bedelinin ödenmesi o senetten kaynaklanan hukuki sorumluluğun tamamen bittiği anlamına gelmez. Vadesinde ödenmeyen senetler nedeniyle oluşan temerrüt faizi, icra masrafları ve avukatlık vekalet ücreti ödenmediği takdirde alacaklının bu feri alacakları tahsil amacıyla senedi takibe koyması suç işleme kastı taşımadığından beraat kararı verilir.


8. Senedi icraya koymadan evde saklamak veya yırtmak bedelsiz senedi kullanma suçu sayılır mı?


Senedi icraya koymadan evde saklamak veya yırtmak bedelsiz senedi kullanma suçu sayılmaz. Suçun maddi unsurunun gerçekleşmesi için belgenin fiilen kullanılması (icraya verilmesi, dava edilmesi, ciro edilmesi, bankaya verilmesi) şarttır. Bedeli ödenmiş senedi borçluya iade etmekten kaçınmak, evde tutmak, yırtmak veya kaybetmek bu suçu oluşturmaz; bu durumlar Hukuk Mahkemelerinde çözülecek iade talepli özel hukuk uyuşmazlıklarıdır.


9. Hukuk Mahkemesinde açılan Menfi Tespit Davası ceza yargılamasını nasıl etkiler?


Uygulamada genellikle borçlunun aynı senede ilişkin Hukuk Mahkemesinde açtığı ve devam eden bir menfi tespit davası varsa, Asliye Ceza Mahkemesi CMK m. 218 gereğince bu davanın sonucunu bekletici mesele yapar. Hukuk mahkemesinin senedin bedelsizliğine karar vermesi ve kararın kesinleşmesi, ceza davası açısından kesin delil ve bağlayıcı bir nitelik taşır.


Ancak ceza yargılaması devam ederken, aynı senede ilişkin hukuk mahkemesinde açılan menfi tespit veya istirdat davalarının asliye ceza mahkemesi tarafından bekletici mesele yapılması yasal bir zorunluluk değildir. CMK m. 218/1 hükmü, ceza hakimine bu hususta geniş bir takdir yetkisi tanır. Ceza mahkemesi, maddi gerçeğin ortaya çıkması için hukuk davasının sonucunu bekleyebileceği gibi, yargılamanın sürüncemede kalmaması adına beklemeye gerek görmeyerek nispi muhakeme usulüyle senedin bedelsizliği uyuşmazlığını bizzat çözebilir.


10. Ciro edilerek üçüncü kişiye devredilen senetlerde suç nasıl oluşur?


Alacaklı, bedelini bizzat tahsil ettiği senedi borçluya iade etmek yerine ticari ciro silsilesine sokarak bir üçüncü kişiye devrettiğinde bedelsiz senedi kullanma suçu oluşur. Senet ticari hayata sürüldüğü an suç tamamlanır. Senedi devralan üçüncü kişi durumu bilmiyorsa (iyiniyetli ise) o kişi açısından suç kastı oluşmaz, cezai sorumluluk senedi bedelsiz olduğunu bilerek ilk ciro eden faildedir.


Hukuki süreçlerin karmaşıklığı karşısında hak kaybı yaşamamak için her somut olayın kendine has detayları güncel mevzuat ve içtihatlar ışığında titizlikle analiz edilmelidir. Hukuki danışmanlık ve detaylı bilgi için bizimle iletişime geçebilirsiniz.


Yorumlar


bottom of page