top of page

Ecrimisil Davalarında Dava Tarihinden Sonraki Dönem İçin Talepte Bulunulabilir Mi?

  • 25 Oca 2024
  • 4 dakikada okunur

Güncelleme tarihi: 22 Oca


Gayrimenkul hukukunun en sık karşılaşılan uyuşmazlıklarından biri olan ecrimisil (haksız işgal tazminatı) davaları genellikle uzun yargılama süreçlerine sahne olmaktadır. Davacılar, dava devam ederken geçen süre zarfında da taşınmazın haksız kullanımının sürdüğü gerekçesiyle bu dönem için de tazminat talep etme eğilimindedir.


Ancak hukuk muhakemesi usulünde genel kural bir davanın açıldığı tarihteki şartlara ve haklara göre karara bağlanmasıdır. Bu temel prensip, ecrimisil taleplerinin zamansal kapsamını belirlemede hayati bir rol oynamaktadır.


Yargıtay 8. Hukuk Dairesi’nin 2018/2813 E., 2019/416 K. sayılı emsal kararı ecrimisil davalarında talep edilebilecek sürenin sınırlarını net bir şekilde çizmiştir. Karara konu olayda; yerel mahkeme, dava tarihinden sonraki dönemi de kapsayacak şekilde (2009'da açılan davada 2013 yılına kadar olan süre için) yapılan ıslah talebini kabul etmiş olsa da Yüksek Mahkeme bu uygulamayı bozmuştur.


Yargıtay'ın yerleşik içtihadına göre; ecrimisil davalarında tazminata ancak dava tarihine kadar geçen süre için hükmedilebilir. Dava tarihinden sonra işleyen ve devam eden haksız işgal bedelleri mevcut davanın konusu yapılamaz.


Uygulamada sıkça başvurulan ıslah kurumu, davanın miktarını artırmak için etkili bir yol olsa da bu yolun sınırları zaman bakımından genişletilemez. Islah, taraflardan birinin yapmış olduğu usul işleminin düzeltilmesi ve tamamlanmasıdır ancak açılan davanın tarihsel kapsamını ileriye taşıyan yeni bir dava açma mekanizması değildir.



Ecrimisil davalarında dava tarihinden sonraki dönem için yeni bir dava açılmadıkça ıslah yolu ile de olsa talepte bulunulamayacağına ilişkin Yargıtay Kararı


Dolayısıyla, dava dilekçesinde belirtilen talep davanın açıldığı tarihteki haksız işgal durumu ile sınırlıdır. Dava tarihinden sonraki dönem için ıslah dilekçesi verilse dahi mahkemece bu yeni dönem (dava tarihi ile ıslah tarihi arası) için hüküm kurulması hukuken mümkün değildir.


Sonuç olarak, haksız işgalin dava açıldıktan sonra da devam etmesi durumunda mülk sahiplerinin izlemesi gereken hukuki yol ıslah ile süreyi uzatmaya çalışmak değil, yeni bir dava açmaktır. Dava tarihinden sonraki dönemde gerçekleşen ecrimisil alacakları ancak müstakil bir davanın konusu edilebilir.


Hak kayıplarının önüne geçmek, karşı taraf vekalet ücreti ile karşılaşmamak ve usul ekonomisine riayet etmek adına ilk davanın açıldığı tarihten sonraki işgal bedelleri için ayrı bir hukuki süreç başlatılması zorunludur.


Daha fazla bilgi için bizimle iletişime geçebilirsiniz.


Ecrimisil davalarında dava tarihinden sonraki dönem için yeni bir dava açılmadıkça ıslah yolu ile de olsa talepte bulunulamayacağına ilişkin Yargıtay Kararı


Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2018/2813 E., 2019/416 K.


Davacı vekili; ... 4.Aile Mahkemesinin 07.04.2009 Tarih ve 2008/625 Esas-2009/319 Karar sayılı ilamı ile tarafların boşandıklarını, boşanma ilamının 19.06.2009 tarihinde kesinleştiğini, davalının tüm ihtarlara rağmen müvekkiline ait taşınmazı terk etmediğini belirterek davalının müdahalesinin men'ine, fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla 1.000TL ecrimisil bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekili, 19/08/2013 havale tarihli ıslah dilekçesi ile 13/07/2009 tarihinden 13/08/2013 tarihine kadar toplam 14.700,00 TL ecrimisil bedelinin tahsilini talep etmiştir.


Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.


Mahkemece, davanın kabulü ile davalının müdahalesinin men’ine, davacının ecrimisil talebi yönünden dava ve ıslah dilekçesindeki taleplerinin kabulü ile toplam 14.700,00 TL alacağın (1.000,00 TL'si için dava tarihi olan 21.07.2009 tarihinden itibaren, 13.700,00 TL'si için ıslah tarihi olan 19.08.2013 tarihinden itibaren olmak üzere) işleyen yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.


Dava, çaplı taşınmaza yönelik elatmanın önlenmesi ve ecrimisil istemine ilişkindir.


1. Dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.


2. Davalı vekilinin ecrimisile ilişkin temyiz itirazlarına gelince;


Gerek öğretide ve gerekse yargısal uygulamalarda ifade edildiği üzere ecrimisil, diğer bir deyişle haksız işgal tazminatı, zilyet olmayan malikin, malik olmayan kötüniyetli zilyetten isteyebileceği bir tazminat olup, 08.03.1950 tarih ve 22/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında; fuzuli işgalin tarafların karşılıklı birbirine uygun iradeleri ile kurduğu kira sözleşmesine benzetilemeyeceği, niteliği itibarı ile haksız bir eylem sayılması gerektiği, haksız işgal nedeniyle oluşan zararın tazmin edilmesi gerekeceği vurgulanmıştır. Ecrimisil, haksız işgal nedeniyle tazminat olarak nitelendirilen özel bir zarar giderim biçimi olması nedeniyle, en azı kira geliri karşılığı zarardır. Bu nedenle, haksız işgalden doğan normal kullanma sonucu eskime şeklinde oluşan olumlu zarar ve kullanmadan kaynaklanan olumlu zarar ile malik ya da zilyedin yoksun kaldığı fayda (olumsuz zarar) ecrimisilin kapsamını belirler. Haksız işgal, haksız eylem niteliğindedir (YHGK'nin 25.02.2004 gün ve 2004/1-120-96 sayılı kararı).Öte yandan;ecrimisile hükmedilebilmesi için,taşınmazdan davacı tarafın ne şekilde ekonomik gelir elde ettiği hususunun ispatı zorunlu olmadığı gibi haksız olarak kullanılan taşınmazın ekonomik tahsis amacı itibariyle gelir getirmeye özgülenmemiş olması dahi sonuca etkili değildir.


Somut olaya gelince, dosya içeriği ve toplanan delillerden; çekişme konusu ada parsel sayılı taşınmazın kayden davacıya ait olduğu, ... 4. Aile Mahkemesinin 07.04.2009 tarih ve 2008/625 Esas-2009/319 Karar sayılı ilamı ile boşandıkları, boşanma ilamının 19.06.2009 tarihinde kesinleştiği, davacının 06/07/2009 tarihinde ihtarname keşide ederek davalının haksız müdahalesinin tebliğden itibaren üç gün içinde giderilmesini ihtar ettiği, ihtarnamenin 10/07/2009 tarihinde muhataba tebliğ edildiği anlaşılmaktadır.İhtarnamenin tebliğinden itibaren davalının iyiniyetli olduğu kabul edilemeyeceğinden 13/07/2009 tarihinden itibaren ecrimisile hükmedilmesi doğru ise de, verilecek ecrimisil bedeli dava tarihini geçemez. Yargılama Hukukumuza göre, yargılama yapılarak hüküm altına alınabilecek talep, dava tarihinde gerçekleşen hakları kapsamaktadır. Hakkın doğması koşulu ile konusu sürekli edime ilişkin; nafaka, kira, dava tarihinden sonra gerçekleşen faize, TBK.122/2 hükmüne göre munzam zarara ilişkin haklar dışında dava tarihinden sonra gerçekleşen hakkın hüküm altına alınması olanağı kural olarak yoktur.


Nitekim, ecrimisil davalarında; alacağa dava tarihine kadar geçen süre için hükmedilebilir. Dava tarihinden sonraki dönem için, yeni bir dava açılmadıkça; ıslah yolu ile de olsa talepte bulunulamaz. Zira, ıslah taraflardan birinin yapmış olduğu hukuki işlemin düzeltilmesidir. müddeabihin artırılması da dava dilekçesindeki talep miktarının ıslahıdır. Dolayısıyla, ıslah edilen dava açılan davanın devamıdır. O nedenle mahkemece, 13/07/2009 tarihinden dava tarihine kadar olan dönem için ecrimisile karar verilmesi gerekirken, dava tarihinden,13/08/2013 tarihine kadar geçen süre için ecrimisil hesabı yapılıp hüküm altına alınmış olması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.


SONUÇ: Yukarıda (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının yerinde olduğundan kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla HUMK'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nun 440/1 maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 16.01.2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

bottom of page