Tahliye Kararına Rağmen Evi Boşaltmayan Sanığın Hakkı Olmayan Yere Tecavüz Suçundan Cezalandırılması Gerekir
- Hasan Can Uca
- 20 Oca 2024
- 4 dakikada okunur
Güncelleme tarihi: 23 Oca
Gayrimenkul hukukunda mülkiyet hakkı anayasal güvence altındadır ve malikin taşınmazını dilediği gibi kullanma yetkisi bulunur. Uygulamada sıkça karşılaşılan sorunlardan biri taşınmazı satın alan yeni malikin veya mevcut malikin içeride oturan haksız işgalciyi tahliye etmekte yaşadığı zorluklardır.
Genellikle tahliye süreçleri hukuk mahkemelerinin görev alanına giren hukuki ihtilaf olarak görülür ve ceza mahkemeleri bu tür dosyalarda beraat kararı verme eğilimindedir. Ancak işgalcinin tahliyesi için kesinleşmiş bir mahkeme kararı bulunmasına rağmen işgalin devam etmesi olayın rengini değiştirmekte ve konuyu ceza hukukunun alanına taşımaktadır.
Yargıtay 8. Ceza Dairesi’nin 2021/4228 E., 2023/162 K. sayılı emsal kararı, bu konuda hukuki ihtilaf savunmasının arkasına sığınan kötü niyetli işgalciler için çok önemli bir uyarı niteliğindedir. Karara konu olayda; mülk sahibi taşınmazı satın aldıktan sonra içeride oturan kişiye karşı müdahalenin men'i (el atmanın önlenmesi) davası açmış ve davayı kazanmıştır.
Kararın kesinleşmesine ve hatta icra takibi başlatılmasına rağmen sanık taşınmazı boşaltmamakta direnmiştir. Yerel mahkeme, taraflar arasında hukuki anlaşmazlık olduğu gerekçesiyle sanık hakkında beraat kararı verse de Yargıtay bu kararı hukuka aykırı bulmuştur.
Yüksek Mahkeme'nin bozma gerekçesindeki en kritik nokta, kesinleşmiş yargı kararının bağlayıcılığıdır. Bir kişi hakkında hukuk mahkemesi tarafından verilmiş ve kesinleşmiş bir müdahalenin men'i kararı varsa, artık o kişinin taşınmazda oturmak için herhangi bir haklı nedeni veya hukuki dayanağı kalmamış demektir.
Hukuk mahkemesi "burada oturmaya hakkın yok" dedikten sonra işgale devam etmek artık basit bir anlaşmazlık değil, Türk Ceza Kanunu'nun 154. maddesinde düzenlenen hakkı olmayan yere tecavüz suçunun unsurlarını oluşturur.

Aleyhine sonuçlanmış ve kesinleşmiş bir tahliye veya el atmanın önlenmesi kararı bulunan kişilerin "nasıl olsa bu özel hukuk meselesi, bana ceza veremezler" düşüncesiyle mülkü işgal etmeye devam etmeleri suçtur.
Yargıtay, taraflar arasında kira sözleşmesi veya mülkiyet iddiası gibi geçerli bir hukuki ilişki kalmadığı andan itibaren yapılan işgali cezai yaptırıma tabi tutmaktadır. Bu karar, mülk sahiplerinin haklarını korumak adına hukuk davasını kazanmalarına rağmen mülklerine kavuşamayanlar için savcılık şikayeti yolunun açık ve etkili olduğunu göstermektedir.
Daha fazla bilgi için bizimle iletişime geçebilirsiniz.
Tahliye kararına rağmen evi boşaltmayan sanığın hakkı olmayan yere tecavüz suçundan cezalandırılması gerektiğine ilişkin Yargıtay Kararı
Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2021/4228 E., 2023/162 K.
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 ... maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 ... maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Mersin Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 25.08.2015 tarihli iddianamesiyle sanık hakkında hakkı olmayan yere tecavüz suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanun'un 154 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca cezalandırılması istemiyle dava açılmıştır.
2. Mersin 12. Asliye Ceza Mahkemesinin, 27.01.2016 tarihli kararı ile sanık hakkında hakkı olmayan yere tecavüz etme suçundan, 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca beraat kararı verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Katılan vekilinin temyiz istemi katılanın suça konu taşınmazı 31.10.2011 tarihinde satın alıp taşınmazı tahliyesi için noterden sanığa ihtarname göndermelerine rağmen taşınmazı tahliye etmediğine bu sebeple sanık hakkında Müdahalenin meni davası açtıklarına, sanığın müdahalesinin menine karar verildiğine, haksız işgaline devam eden sanığın icraya verilmesine rağmen taşınmazı işgale devam ettiğine,taşınmazı işgal için hiçbir haklı nedeni olmadığına, atılı suçun unsurlarının oluştuğuna ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1. Dava konusu olay, katılanın sanığın oturmuş olduğu taşınmazı satın aldıktan sonra sanığın taşınmazdan tahliyesi için müdahalenin meni davası açıp davanın katılan lehine sonuçlanmasına rağmen sanığın işgaline devam ederek hakkı olmayan yere tecavüz suçunu işlediği iddiasına ilişkindir.
2. Mahkemece suça konu taşınmaz hakkında açılan Mersin 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2012/214 Esas 2014/263 karar sayılı dosyası ve Mersin 6. İcra Müdürlüğü'nün 2014/9309 Esas sayılı dosyası getirtilmiş, söz konusu dosyalar incelenerek 18.08.2015 tarihli dosya inceleme tutanağı tutulmuştur.
3. Mahkemece tutulan inceleme tutanağına göre, katılanın suça konu taşınmazı ... ... isimli şahıstan 30.10.2011 tarihinde satın aldığı ... ilçesi ... Köyün 916 numaralı parselde oturan sanığın müdahalesinin meni için 09.11.2012 tarihinde dava açtığı 16.07.2014 tarihinde davanın kabulü ile sanığın müdahalesinin menine karar verildiği kararın 09.09.2014 tarihinde kesinleştiği,
Mersin 6.İcra Müdürlüğünün 2014/9306 Esas sayılı dosyasıyla sanık hakkında taşınmaz tahliye ve teslimine ilişkin katılan vekilince icra takibine geçildiği, 27.01.2015 tarihinde hacze gidilip alacaklar için haciz yapılıp müdahalenin meni için sanığa 10 ... süre verildiği görülmüştür.
4. Sanık savunmasında suça konu taşınmazın kendisine ait olup vekaletini amcasının oğlu ...'e verdiğini, onunda katılana verdiğini, sorunun parayı ödeyebilmesi için süre istemesinden kaynaklandığını, eve sahiplenme kastı olmadığını, gidecek yeri olmadığını beyan etmiştir.
5. Tanık D.Ş sanığın piyasaya borcu olduğunu, borçları ödemek için evini katılana sattığını, borcu geri ödeyip evi birkaç yıl içinde geri almak için tarafların anlaştığını ancak sanığın borcu ödemediğini, evden de çıkmadığını beyan etmiştir.
IV. GEREKÇE
Katılanın suça konu sanığın oturmuş olduğu taşınmazı ... ... isimli kişiden satın alıp, taşınmazı tahliye etmesi için sanık aleyhine müdahalenin meni davası açtığı, davanın katılan lehine sonuçlanıp kesinleşmesine rağmen, sanığın taşınmazı işgale devam ettiği belirlenmiştir. Mahkemece "... taraflar arasında hukuki ihtilaf bulunduğu..." gerekçesine dayanılmış ise de dava dosyası kapsamında taraflar arasında herhangi bir hukuki ilişkinin bulunduğuna dair bir delil yer almamaktadır. Bu itibarla, sanığın katılanın taşınmazını işgalinin bir hakka dayanmadığı anlaşılmakla yerinde olmayan gerekçeyle kurulan beraat hükmü hukuka aykırıdır.


Yorumlar