top of page

Yüz Germe Ve Liposuction İşlemlerinde Hekim İşlemin Sonucunu Garanti Eder Mi?

  • 30 Ağu 2023
  • 4 dakikada okunur

Güncelleme tarihi: 24 Şub


Estetik operasyonlarda beklenen sonucun alınamaması hem fiziksel hem de psikolojik olarak son derece yıpratıcı bir süreçtir. Hukuk sistemimiz bu hassasiyeti gözeterek estetik müdahaleleri standart tıbbi tedavilerden ayırmaktadır.


Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 2020/1854 E., 2021/619 K. sayılı kararı, yüz germe ve liposuction (yağ aldırma) gibi estetik amaçlı operasyonlarda hekimin hukuki sorumluluğunun sınırlarını çizen son derece kritik bir emsaldir.


Normal şartlarda bir doktorun uyguladığı hastalıktan kurtarma amaçlı tedaviler vekalet sözleşmesi kapsamında değerlendirilir ve doktor sonucu garanti etmez, sadece tıbbi özen yükümlülüğünü yerine getirmekle sorumludur. Ancak söz konusu müdahale tamamen estetik kaygılarla yapıldığında hukuki ilişki Türk Borçlar Kanunu'nun 470. maddesi uyarınca Eser Sözleşmesi niteliğine bürünür.


Bu karara konu olan olayda, davacı on beş yaş gençleşme vaadiyle yüz germe ve çene altı yağ aldırma ameliyatı olmuş ancak sonrasında yüzünde hissizlik, batma ve işitme kaybı gibi sorunlar yaşamıştır. Yerel mahkeme, Adli Tıp Kurumu'nun "ameliyat tekniği doğrudur, bunlar beklenen komplikasyonlardır" şeklindeki raporuna dayanarak davayı reddetmiştir.


Ancak Yargıtay bu noktada çok önemli bir hukuki yanılgıyı düzeltmektedir: Estetik operasyonlarda hekimin eyleminin sadece tıp kurallarına (komplikasyon standartlarına) uygun olması yeterli değildir. Ortada bir eser sözleşmesi bulunduğundan, hekim hastasına vaat ettiği o daha güzel görünüm sonucunu fiilen yaratmak zorundadır.


Kararın merkezinde yatan garanti verme unsuru, estetik cerrahide hekimin sorumluluğunu ciddi ölçüde ağırlaştırmaktadır. İş sahibi (hasta) bedel ödemeyi, yüklenici (hekim) ise kusursuz bir eser (vadedilen estetik sonuç) meydana getirmeyi taahhüt eder.



Yüz germe ve liposuction işlemlerinde hekim işlemin sonucunu garanti eder mi?


Eğer operasyon sonrasında hissizlik veya elektrik çarpması hissi gibi istenmeyen durumlar (komplikasyonlar) ortaya çıkarsa hekimin yalnızca "ben tıbbi kurallara uydum" demesi onu sorumluluktan kurtarmaz.


Hekim, bu komplikasyon riskleri hakkında hastayı ameliyat öncesinde eksiksiz bir şekilde aydınlattığını (aydınlatılmış onam) ve sorun ortaya çıktığında süreci (komplikasyon yönetimini) doğru idare ettiğini de ispatlamakla yükümlüdür.


Sonuç olarak Yargıtay, yerel mahkemenin sadece genel tıbbi uygunluk raporuyla yetinmesini eksik inceleme sayarak kararı bozmuştur. Yüksek Mahkeme vadedilen estetik sonucun gerçekleşip gerçekleşmediğinin, ifanın ayıplı (hatalı veya eksik) olup olmadığının anlaşılması için, üniversitelerin Estetik Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi anabilim dallarından seçilecek üç kişilik uzman bir heyet tarafından hastanın bizzat muayene edilmesine hükmetmiştir.


Hukuki danışmanlık ve detaylı bilgi için bizimle iletişime geçebilirsiniz.


Yüz germe ve liposuction işlemlerinde hekimin garanti vermesi hakkında Yargıtay Kararı


Yargıtay 15. HD 2020/1854 E., 2021/619 K.


"İçtihat Metni"


MAHKEMESİ:Tüketici Mahkemesi Taraflar arasındaki tazminat davasının bozma ilamına uyularak yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik verilen hüküm süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

- K A R A R -

Dava, eser sözleşmesi niteliğinde estetik amaçlı tıbbi müdahaleden kaynaklanmakta olup, mahkemece davanın reddine dair verilen karar davacı vekilince yasal süresi içerisinde temyiz edilmiştir.

Davacı vekili, davalı ...’nın müvekkilini on beş yaş gençleşme vaadi ile yüz germe ameliyatı için ikna ettiğini, operasyonun 07.11.2013 tarihinde uygulandığını ve müvekkilinin 08.11.2013 tarihinde taburcu olduğunu, ne var ki, yüz germe ameliyatı neticesinde müvekkilinin yaşadığı hissizlik, batma ve duyma kaybı şikayetlerinin geçmediğini ileri sürerek, 6.400,00 TL maddi ve 6.000,00 TL manevi tazminatın 07.11.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.

Davalı şirket vekili, aydınlatılmış onam formunda bütün olasılıklar konusunda davacının bilgilendirildiğini, operasyonun usulüne uygun yapıldığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiş, davalı doktor vekili ise cevap dilekçesinde, davacının yüzde kırışıklık ve çene altında yağ birikmesi şikayetleriyle kendisine başvurduğunu, ameliyatla ilgili tüm bilgilerin ayrıntılı şekilde verildiğini, ameliyatın tıbbi usullere uygun ve titizlikle yapıldığını, davacının son kontrol muayenesine gelmediğini ve herhangi bir şikayette bulunmadığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiş, mahkemece de Adli Tıp Kurumu’nun 22.03.2019 tarihli raporuna dayanılarak davanın reddine karar verilmiştir. Taraflar arasında düzenlenen sözleşme 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesi niteliğindedir. Sözleşme ile davacıya estetik müdahalelerde bulunulması kararlaştırılmıştır. Davacı ile davalı arasındaki sözleşmenin niteliği itibariyle hekim ile hasta arasındaki tedaviye ilişkin sözleşmeden farklı olduğu ve eser sözleşmesi hükümlerinin uygulanması gerektiği anlaşılmaktadır. Eser sözleşmesini düzenleyen TBK'nın 470. maddesi uyarınca yüklenicinin edimi bir eser meydana getirmeyi, iş sahibinin edimi ise, karşılığında bedel ödemeyi üstlenmesidir. Eser sözleşmesinin niteliği gereği yüklenici sonucu garanti etmektedir. Komplikasyonlarda ise aydınlatma yükümlülüğü ve komplikasyon yönetiminin doğru yapılması yine yüklenicinin (hekimin) sorumluluğundadır. Davacı, yüz gerdirme ve çene altı yağ alma gayesiyle yani estetik amaçla davalıya başvurmuş olduğuna göre, estetik ameliyat yapılmak suretiyle istenilen ve kararlaştırılan amaca uygun güzel bir görünüm sağlanmasının taraflar arasındaki eser sözleşmesinin konusu olduğu açıktır. Burada sözleşme yapılmasının nedeni belli bir sonucun ortaya çıkmasıdır. Eser yüklenicinin sanat ve becerisini gerektiren bir emek sarfı ile gerçekleşen sonuç olup, yüklenici eseri iş sahibinin yararına olacak şekilde ve ona hiçbir zarar vermeden meydana getirmek yükümlülüğü altındadır.


Somut olayda ise; mahkemece alınan Adli Tıp Kurumu’nun 22.03.2019 tarihli raporunda, kişinin isteği üzerine yapılan submental liposuction ve klasik yüz germe operasyonunun tekniğinin doğru olduğu, operasyondan sonra gelişen yanaklarda hissizlik ve elektrik çarpması hissinin her türlü dikkat ve özene rağmen yüz germe ameliyatlarından sonra gelişmesi beklenen durumlardan olduğu, zaman içerisinde bu yakınmaların gerileyebileceği, yapılan ameliyatın niteliği ve ameliyat sahası dikkate alındığında dava konusu operasyondan sonra geliştiği iddia olunan işitme kaybı ile operasyon arasında neden sonuç ilişkisinin kurulamadığı, dolayısıyla ilgili hekimin eylemlerinin tıp biliminin genel kabul görmüş ilke ve kurallarına uygun olduğu, sağlık hizmetlerinin yürütülmesinde idaresinin organizasyon hatasının tespit edilemediği belirtilmiş ve mahkemece de bu rapor gözetilerek dava reddedilmiş ise de; taraflar arasındaki sözleşmenin eser sözleşmesi niteliğinde olduğu ve yukarıda yapılan açıklamalar gözetildiğinde davacı yanın gerek yüz germe ve gerekse yağ dokusu alınması ile ilgili isteminin davalı doktor tarafından daha güzel bir görünüme kavuşturulacağı yönünde bir garanti verilmesi niteliğinde olduğu gözetildiğinde, hekimin eyleminin tıp kurallarına uygun olduğu yönündeki görüş yeterli olmayıp, ayrıca davacının isteklerinin karşılanıp karşılanmadığı, ayıplı olduğu iddia edilen yüz germe ve yağ dokusu alma ile ilgili olarak; hekimin edimini yerine getirip getirmediği ya da komplikasyon olup olmadığı, komplikasyon konusunda aydınlatma görevinin yerine getirilip getirilmediği ve komplikasyon yönetiminin doğru yapılıp yapılmadığı hususları tartışılıp değerlendirilmek üzere, aralarında üniversitelerden seçilecek akademik kariyere sahip Estetik Plastik ve Rekonstrüktif cerrahisi konusunda uzman 3 kişilik bilirkişi kurulu oluşturulmak suretiyle gerektiğinde davacı da muayene edilerek, dosyadaki belge ve bilgiler incelenerek alınacak rapora yapılacak itirazlar da dikkate alınıp hekim ve istihdam eden sıfatıyla davalı hastane işleticisinin sorumluluğu saptanıp, hasıl olacak sonuca uygun bir karar verilmelidir. Eksik inceleme ve yetersiz rapora dayanılarak karar verilmesi doğru olmamış, kararın bozulması uygun bulunmuştur.


SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan hükmün BOZULMASINA, karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 03/03/2021 gününde oy birliğiyle karar verildi.

Yorumlar


bottom of page