Bankanın Haksız İcra Takibi Sebebiyle Manevi Tazminat Talep Edebilir Mi?
- 30 Ağu 2023
- 3 dakikada okunur
Güncelleme tarihi: 2 gün önce
Günümüz finansal sisteminde bankalar nezdindeki kredi sicili (kredi notu) bireylerin ekonomik hayatını doğrudan şekillendiren en önemli unsurlardan biridir. Bir bankanın hatalı işlemi veya sahte belgelerle işlem yapması sonucu masum bir vatandaş hakkında başlatılan haksız icra takipleri telafisi güç mağduriyetlere yol açmaktadır.
Özellikle kişinin haberi dahi olmadan adına kredi kartı çıkarılması, borç tahsili için maaşına haciz konulması ve en kötüsü de risk merkezi kayıtlarında kara listeye alınarak kredi çekemez hale gelmesi, kişinin sadece ekonomik değil, psikolojik bütünlüğünü ve itibarını da zedeleyen ağır bir ihlaldir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 2020/3572 E., 2021/754 K. sayılı kararı, bankaların bu tür ağır ihmalleri neticesinde tüketicilerin uğradığı manevi zararların tazmini konusunda emsal niteliğindedir. Karara konu olan olayda; davacı adına sahte imzayla bir kredi kartı sözleşmesi düzenlenmiş, kart üçüncü bir kişiye teslim edilmiş ve doğan haksız borç yüzünden davacının maaşından kesintiler yapılmıştır.
Her ne kadar sonradan davacının haklılığı ortaya çıksa da bu süreçte davacının banka sicili bozulmuş ve başka bankalardan kredi kullanması engellenmiştir. Yerel mahkeme, bankanın gerekli özeni göstermeyerek davacıyı haksız yere icraya vermesini ve kredi sicilini bozmasını kişilik haklarına yapılmış bir saldırı olarak kabul etmiş ve Yargıtay bu kararı haklı bularak onamıştır.
Yüksek Mahkeme'nin kararında vurgulanan en kritik nokta, bankaların özen yükümlülüğü ve haksız sicil düzeltme sürecinin birey üzerindeki yıpratıcılığıdır. Bankalar, birer güven kurumu olmaları sebebiyle kanunen yüksek bir objektif özen yükümlülüğü altındadırlar.

Kredi kartını bizzat asıl sahibine teslim etmeyen ve imza kontrolünü usulünce yapmayan banka doğan mağduriyetten tam kusurludur. Davacının var olmayan bir borç yüzünden haksız yere icra tehdidi altında kalması, maaşına haciz konulması ve olumsuz sicil kaydının (kara liste) düzeltilmesinin uzun bir zamana yayılması kişinin iç huzurunu derinden sarsacağı için manevi tazminat ödenmesini gerektiren hukuki bir nedendir.
Kararda dikkat çeken bir diğer usul hukuku detayı ise zamanaşımı süresinin başlangıcıdır. Yargıtay bankanın haksız eylemi sonucunda oluşan olumsuz sicil kaydının ilgili mercilerde düzeltildiğinin davacıya bildirildiği tarihi baz almış ve zamanaşımının henüz dolmadığına kanaat getirmiştir.
Sonuç olarak, bankaların ağır kusurları neticesinde haksız yere icralık olan ve finansal itibarı zedelenen vatandaşlar haksız kesilen paralarını iade almanın ötesinde, yaşadıkları stres ve itibar kaybı nedeniyle bankalardan manevi tazminat talep etme hakkına da sahiptirler.
Hukuki danışmanlık ve detaylı bilgi için bizimle iletişime geçebilirsiniz.
Haksız icra takibi sebebiyle bankalar nezdinde olumsuz sicili oluşan borçlunun manevi tazminat talebi hakkında Yargıtay Kararı
Yargıtay 11. HD 2020/3572 E., 2021/754 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :TÜKETİCİ MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada Kocaeli 1. Tüketici Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 05.12.2018 tarih ve 2018/327 E. - 2018/745 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesinin davalı vekili tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı banka tarafından kredi kartı borcunun tahsili amacıyla davacı aleyhine ilamsız takip başlatıldığını, bu borcun davacının maaş hesabından kesintiler yapılmak suretiyle tahsil edildiğini, halbuki davacı adına düzenlenen kredi kartı sözleşmesindeki imzanın davacıya ait olmadığını ve kredi kartının da davacıya değil üçüncü bir şahsa teslim edildiğini, davacının haklılığının anlaşıldığını fakat takipten dolayı bankalar nezdinde olumsuz sicilin oluştuğunu ve bu nedenle bankaların davacıya kredi kullandırmadığını belirterek, 10.000,00 TL manevi tazminatın avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının kusuru nedeniyle davalı bankaya sorumluluk yükletilemeyeceğini, davacının zarara uğradığını ispat etmesi gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Dava, bankacılık işleminden kaynaklı manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece usule ilişkin bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya göre, davalının başlattığı haksız takibin ve davacı aleyhine oluşan olumsuz sicilin düzeltilmesinin uzun bir sürece yayıldığı, davacının bu süreç içerisinde kişilik haklarının zarar gördüğünün sabit olduğu, davalı banka tarafından gerekli özenin gösterilmeyerek davacı adına kredi kartı düzenlenmesi ve kredi kartının davacı dışında başka bir şahsa teslim edilmesi nedeni ile davalı bankanın kusurlu olduğu, davacının herhangi bir kusurunun bulunmadığı gerekçesiyle zararın ve kusurun ağırlığına göre davanın kısmen kabulüne, 3.000,00 TL manevi tazminatın 12/12/2009 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsili ile davacı tarafa verilmesine karar verilmiştir.
Karar, davalı vekili tarafından temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve özellikle davalı banka tarafından davacıya ait ilgili mercilerdeki olumsuz sicil kaydının düzeltildiğinin 08.08.2014 tarihinde bildirilmesi, bu tarihten dava tarihi olan 11.09.2014 tarihine kadar zamanaşımı süresinin dolmamış olmasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 153,70 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, 02.02.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.


Yorumlar