top of page

Sosyal İnceleme Raporu Alınmadan Çocuğun Velayeti Anneye Verilir Mi?

  • 26 Oca 2024
  • 4 dakikada okunur

Güncelleme tarihi: 21 Oca


Boşanma davalarında velayet düzenlemesi yapılırken mahkemelerin rehber edindiği en temel ilke çocuğun üstün yararıdır. Geleneksel yargı pratiğinde, özellikle yaşı küçük çocukların anne bakımına ve şefkatine muhtaç olduğu varsayımıyla velayetin otomatik olarak anneye verilmesi sıkça karşılaşılan bir durumdur.


Ancak modern aile hukuku ve Yargıtay'ın güncel içtihatları bu varsayımların tek başına hüküm kurmaya yeterli olmadığını ortaya koymaktadır. Yargıcın vicdani kanaati bilimsel verilerle ve uzman görüşleriyle desteklenmedikçe sadece çocuğun yaşı küçük gerekçesiyle verilen velayet kararları hukuka aykırı kabul edilmektedir.


Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 2018/3662 E., 2018/7547 K. sayılı kararı bu konuda mahkemelere çok net bir yol haritası çizmektedir. Söz konusu uyuşmazlıkta yerel mahkeme 2009 doğumlu çocuğun halihazırda annesiyle kaldığını, yaşının küçük olduğunu ve anne sevgisine ihtiyaç duyduğunu gerekçe göstererek herhangi bir uzman raporu almaksızın velayeti anneye vermiştir.


Ancak Yargıtay bu yaklaşımı eksik inceleme olarak değerlendirmiş ve kararı bozmuştur. Yüksek Mahkeme'ye göre; çocuğun kimde kalacağının belirlenmesi soyut gerekçelerle değil, somut incelemelerle yapılmalıdır. Aile Mahkemeleri velayet davalarında Sosyal İnceleme Raporu (SİR) almalıdır.


Mahkeme bünyesindeki psikolog, pedagog ve sosyal çalışmacıdan oluşan uzmanlar; hem anne hem baba hem de çocukla görüşmeli, tarafların evlerini ziyaret ederek barınma, gelir, sosyal ve psikolojik durumlarını yerinde incelemelidir. Eğer çocuk idrak çağında ise (genellikle 8 yaş ve üzeri), bizzat mahkeme huzurunda dinlenmeli ve kendi tercihi sorulmalıdır. Bu bilimsel ve teknik incelemeler yapılmadan verilen kararlar çocuğun menfaatini tam olarak yansıtmayabilir.



Sosyal inceleme raporu alınmadan çocuğun anne yanında kaldığı, yaşının küçük olduğu ve anne sevgisine ihtiyacı bulunduğu gerekçesiyle velayetin anneye verilmesinin hukuka aykırı olduğuna ilişkin Yargıtay Kararı


Sonuç olarak, bir velayet davasında çocuğun anne yanında kalıyor olması veya yaşının küçük olması sosyal inceleme raporu alınması gerekliliğini ortadan kaldırmaz. Mahkeme ebeveynlerin sunduğu ortamları karşılaştırmalı, çocuğun gelişimsel ihtiyaçlarını raporlamalı ve eğer çocuk kendini ifade edebilecek yaştaysa onun sesine kulak vermelidir.


Bu prosedürler işletilmeden, sadece toplumsal kabullerle veya yetersiz incelemeyle verilen velayet hükümleri Yargıtay denetiminde bozulmaya mahkumdur. Bu nedenle tarafların velayet taleplerini desteklemek adına mahkemeden mutlaka uzman incelemesi talep etmeleri hayati önem taşır.


Sosyal inceleme raporlarını (SİR Raporu) detaylı olarak inceleyen Sosyal İnceleme Raporu (SİR Raporu) isimli makalemizi de okuyabilirsiniz. Daha fazla bilgi için bizimle iletişime geçebilirsiniz.


Sosyal inceleme raporu alınmadan çocuğun anne yanında kaldığı, yaşının küçük olduğu ve anne sevgisine ihtiyacı bulunduğu gerekçesiyle velayetin anneye verilmesinin hukuka aykırı olduğuna ilişkin Yargıtay Kararı


Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2018/3662 E., 2018/7547 K.


Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı kadın tarafından kusur belirlemesi ve tazminat taleplerinin reddi yönünden; davalı erkek tarafından ise kusur belirlemesi, velayet düzenlemesi, reddedilen tazminat talebi ve iştirak nafakasının miktarı yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:


1-Davalı erkeğin temyiz itirazlarının incelenmesinde;


a-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, davalı erkeğin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.


b-Mahkemece, 2009 doğumlu ortak çocuk...'in velayeti davacı anneye verilmiştir. Velayetin düzenlenmesinde asıl olan çocuğun üstün yararıdır. 4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanunun 5. maddesi gereğince Aile Mahkemesi bünyesinde bulunan psikolog, pedagog ve sosyal çalışmacıdan oluşan uzmanlardan, her iki ebeveyn ve çocukla görüşmek suretiyle inceleme ve rapor istenip; tarafların barınma, gelir, sosyal ve psikolojik durumlarına göre çocuğun sağlık gelişimi için velayeti üstlenmeye engel bir durumun bulunup bulunmadığının araştırılması, mahkemece idrak çağında ise, çocuğun bizzat dinlenerek, görüşü alınıp ve diğer deliller de gözönüne alınmak suretiyle ebeveynlerinden hangisi yanında kalmasının çocuğun menfaatine olacağı tespit edilerek velayet konusunda bir karar verilmesi gerekir.


Somut olayda, mahkemece sosyal inceleme raporu alınmadan, çocuğun anne yanında kaldığı, yaşının küçük olması ve anne sevgisine ihtiyacı bulunduğu dikkate alınarak velayeti anneye verilmiştir. O halde yukarıda belirtilen kıstaslar dikkate alınarak anne ve babanın bulunduğu ortamları da içerecek şekilde ve ayrıca çocukla da görüşme yapılarak rapor düzenlenmesi akabinde idrak çağma gelen çocuğun bizzat mahkemece dinlenilmesi ve diğer delillerle birlikte değerlendirildikten sonra, gerçekleşecek sonucu uyarınca karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve araştırmayla velayet yönünden yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olmuş, bozmayı gerektirmiştir.


2- Davacı kadının temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;


a-Mahkemece taraflar eşit kusurlu kabul edilerek tarafların boşanmalarına karar verilmiştir. Yapılan yargılama ve toplanan delillerden davalı erkeğin evdeki bir kısım eşyaları kırdığı, eşine fiziksel şiddet uyguladığı buna karşın davacı kadının herhangi bir kusurunun ispatlanmadığı anlaşılmaktadır. Gerçekleşen bu duruma göre evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına sebep olan olaylarda davalı erkeğin tam kusurlu olduğunun kabulü gerekirken, hatalı kusur belirlemesi sonucu tarafların eşit kusurlu olduğunun kabulü doğru olmamış, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.


b) Yukarıda 2-a bendinde açıklandığı üzere boşanmaya sebebiyet veren vakıalarda davalı erkek tam kusurludur. Erkeğin kusurlu davranışları kadının kişilik haklarına saldırı teşkil edecek nitelikte olup, kadın evliliğin sona ermesiyle eşin maddi desteğinden yoksun kalmıştır. Öyleyse, davacı-karşı davalı kadın yararına Türk Medeni Kanununun 174/1-2. maddesi koşulları oluşmuş olup, tarafların ekonomik ve sosyal durumları, fiilin ağırlığı ve hakkaniyet kuralları gözetilerek davacı kadın yararına uygun miktardar maddi ve manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken, yazılı şekilde reddi doğru olmamıştır.


SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda 1-b, 2-a ve 2-b bentlerinde gösterilen sebeplerle BOZULMASINA, davalının iştirak nafakasının miktarına ilişkin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, bozma kapsamı dışında kalan temyize konu diğer bölümlerinin ise yukarıda l. bentte gösterilen sebeple ONANMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde yatıranlara geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.19.06.2018 (Salı)



Yorumlar


bottom of page