top of page

Sadece Davacı Vekilinin Şirketin İhyası İçin Dava Açmayı Düşünmediklerine Dair İmzasız Beyanlarına İtibar Edilmek Suretiyle Karar Verilemez

  • 23 Oca 2024
  • 3 dakikada okunur

Güncelleme tarihi: 23 Oca


Hukuk davalarında taraf ehliyeti dava şartlarının en başında gelir. Bir tüzel kişiliğin (şirketin) ticaret sicilinden terkin edilmesi (kaydının silinmesi) onun hukuki varlığının sona ermesi anlamına gelir ve bu durum pasif dava ehliyetini ortadan kaldırır.


Yargılama devam ederken davalı şirketin sicilden silinmesi halinde davanın görülebilmesi için şirketin ihya edilmesi (yeniden canlandırılması) ve sicile geçici olarak tescil edilmesi zorunludur. Ancak bu süreçte mahkemenin davacı tarafa tanıması gereken süre ve yapması gereken uyarılar davanın kaderini belirleyen en kritik usul işlemleridir.


Yargıtay 4. Hukuk Dairesi’nin 2019/473 E., 2019/2675 K. sayılı kararı bu usul sürecinde yapılan hataların bozma sebebi olduğunu net bir şekilde ortaya koymuştur. Karara konu olayda; davalı şirket yargılama sırasında ticaret sicilinden silinmiştir. Davacı vekili duruşmada, şirketin ihya edilse dahi malvarlığı bulunmadığını bu nedenle ihya davası açmayı düşünmediklerini beyan etmiştir.


Mahkeme, sadece bu beyana dayanarak şirket hakkında karar verilmesine yer olmadığına hükmetmiştir. Ancak Yargıtay bu uygulamanın usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek kararı bozmuştur.


Yüksek Mahkeme'nin bozma gerekçesindeki temel vurgu, hukuki dinlenilme hakkı ve mahkemenin davayı aydınlatma ödevi üzerinedir. Davacı vekilinin duruşma zaptına geçen ancak imzasız olan beyanlarına dayanılarak usuli bir eksikliğin giderilmesinden vazgeçilemez.


Yargıtay, mahkemenin davacıya şirketin ihyası için kesin ve uygun bir süre vermesi, bu süre içinde dava açılmazsa davanın o davalı yönünden reddedileceği gibi hukuki sonuçları açıkça ihtar etmesi gerektiğini belirtmektedir.



Sadece davacı vekilinin şirketin ihyası için dava açmayı düşünmediklerine dair imzasız beyanlarına itibar edilmek suretiyle karar verilemeyeceğine ilişkin Yargıtay Kararı


Sonuç olarak, bir şirket tasfiye edilmiş olsa bile görülmekte olan bir davada taraf sıfatını koruyabilmesi için ticaret siciline geçici tescili şarttır. Mahkemeler, taraf teşkili sağlanmadan davanın esası hakkında karar veremez veya taraf vekilinin şifahi beyanlarıyla bu zorunluluğu atlayamaz.


Davacı tarafın, şirketin malvarlığı olmadığı gerekçesiyle ihya davasından kaçınma eğilimi olsa dahi mahkeme hukuki prosedürü (süre verme ve ihtar yapma) eksiksiz uygulamakla yükümlüdür.


Daha fazla bilgi için bizimle iletişime geçebilirsiniz.


Sadece davacı vekilinin şirketin ihyası için dava açmayı düşünmediklerine dair imzasız beyanlarına itibar edilmek suretiyle karar verilemeyeceğine ilişkin Yargıtay Kararı


Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2019/473 E., 2019/2675 K.


Davacılar ... ve diğerleri vekili Avukat ... tarafından, davalılar ... Uluslararası Nakliyat Limited Şirketi (tasfiye halinde) ve diğerleri aleyhine 02/11/2000 gününde verilen dilekçe ile destekten yoksun kalma sebebiyle maddi ve manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına dair verilen 03/02/2015 günlü kararın Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.


Dava, destekten yoksun kalma sebebiyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece davalı şirket hakkında esasa yönelik karar verilmesine yer olmadığına kararı verilmiş hüküm, davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.


Davacılar vekili, davalı ... Uluslararası Nakliyat Ltd. Şti.’ye ait tır sürücüsü davalı ... idaresindeki çekici ile seyir halinde iken müvekkillerinin desteği....’un kardeşi tarafından kullanılan kamyonunu tehlike arz edecek şekilde solladığını, desteğin kardeşi tarafından çekici sürücüsünün uyarılması üzerine bahsi geçen davalının araçtan inmek suretiyle desteğin kardeşini yaraladığını ve sonrasında da desteği bıçaklayarak öldürmesi sebebiyle müvekkillerinin destekten yoksun kaldıklarını belirterek maddi ve manevi tazminat isteminde bulunmuşlardır.


Davalılar, davanın reddini savunmuşlardır.


Mahkemece,04/10/2007 tarihli ilk kararında davanın kısmen kabulü ile hükmedilen maddi ve manevi tazminatların davalı ...’den alınmasına, davalı ... Uluslararası Nakliyat Ltd. Şti. ve davalı ... hakkında davanın husumet yokluğu sebebiyle reddine karar verilmiş, hükme karşı davacılar vekilinin temyizi üzerine Dairemizin 20/10/2011 günlü 2010/9216 esas ve 2011/10886 karar sayılı ilamı ile davalı ... Uluslararası Nakliyat Ltd. Şti.’nin de adam istihdam eden durumunda olması sebebiyle müteselsilen sorumlu tutulması gerektiği gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir.


Mahkemece bozma ilamına uyulmuş, davacı vekilinin davalı şirket bakımından ihya davası açmayacağının belirtilmesi üzerine şirketin ticaret sicilinden terkin edildiğinden ve pasif dava ehliyetinin yargılama sırasında ortadan kalktığından bahisle davalı şirket bakımından davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.


Dosya kapsamından; davalı şirketin tasfiyesinin tamamlanmak suretiyle 10/06/2011 tarihinde ticaret sicilinden terkin edildiği, davacı vekilinin 03/02/2015 tarihli celsede şirket ihya edilse dahi hiçbir mal varlığının olmayacağı ve müvekkillerinin alacaklarına kavuşamayacaklarını bu sebeple şirketin ihyası ile ilgili davayı açmayı düşünmediklerini belirttiği ancak, mahkemece davacı tarafa ihya için süre verilmeden ve ihya davası açmamanın sonuçları hatırlatılmadan karar verildiği anlaşılmaktadır. Şu durumda, mahkemece davacı yana davalı ... Uluslararası Nakliyat Ltd. Şti.’nin ihyası için uygun bir süre verilmeli ve davalı şirketin ihya edilmemesi halinde olabilecek hukuki sonuçlar açıklanıp ihtar edilmeli, varılacak sonuca göre karar verilmelidir. Bu yön gözetilmeden, sadece davacı vekilinin ihya için dava açmayı düşünmediklerine dair imzasız beyanlarına itibar edilmek suretiyle dava hakkında karar verilmesine yer olmadığı şeklinde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup kararın bu sebeple bozulması gerekmiştir.


SONUÇ: Temyiz edilen kararın yukarıda açıklanan sebeplerle BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 08/05/2019 gününde oy birliğiyle karar verildi.


Yorumlar


bottom of page