top of page

Uyuşturucu Suçlarında Sadece İkrar Mahkumiyet İçin Yeterli Değildir

  • Yazarın fotoğrafı: Hasan Can Uca
    Hasan Can Uca
  • 10 Oca 2024
  • 2 dakikada okunur

Güncelleme tarihi: 23 Oca


Ceza yargılamasında en temel ilke "şüpheden sanık yararlanır" ilkesidir. Özellikle uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanma ve bulundurma suçlarında bu ilke çok daha katı bir şekilde uygulanır.


Bir kişinin sadece "ben uyuşturucu kullandım" demesi (ikrarı) o kişinin cezalandırılması için tek başına yeterli bir delil kabul edilmemektedir. Hukuk sistemimiz, suçun maddi konusunun (uyuşturucu maddenin) ele geçirilmesini veya kullanımın bilimsel yöntemlerle kanıtlanmasını zorunlu kılar.


Yargıtay 10. Ceza Dairesi’nin 2016/701 E., 2018/9445 K. sayılı kararına konu olayda; sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan dava açılmış ve tedavi/denetimli serbestlik tedbirine uymadığı gerekçesiyle mahkumiyet hükmü kurulmuştur.


Ancak dosya incelendiğinde, sanığın üzerinde veya evinde herhangi bir uyuşturucu madde yakalanmadığı, ayrıca suç tarihinde uyuşturucu kullandığına dair kan veya idrar testi gibi teknik bir raporun da bulunmadığı görülmüştür.


Yüksek Mahkeme'nin bozma gerekçesindeki en kritik nokta suçun konusunun tespit edilememesidir. Sanık, daha önce uyuşturucu kullandığını söylemiş olsa bile kullandığını iddia ettiği madde ele geçirilmediği için bu maddenin gerçekten yasaklı bir uyuşturucu veya uyarıcı madde olup olmadığının (örneğin basit bir ilaç veya zararsız bir ot olup olmadığının) laboratuvar analiziyle belirlenmesi mümkün olmamıştır. Ceza hukukunda kıyas veya varsayımla hüküm kurulamayacağından ele geçmeyen bir maddenin uyuşturucu olduğu kabul edilemez.



Uyuşturucu Suçlarında Sadece İkrar Mahkumiyet İçin Yeterli Değildir


Sonuç olarak, uyuşturucu suçlarında mahkumiyet kararı verilebilmesi için her türlü şüpheden uzak, kesin ve maddi delillerin varlığı şarttır. Sanığın soyut beyanı dışında, maddenin fiziken ortada olmadığı veya tıbbi raporlarla kullanımın sabitlenmediği durumlarda sanığın atılı suçu işlediğine dair kesin delil bulunmadığı gözetilerek beraatine karar verilmesi gerekir.


Yargıtay, bu tür dosyalarda yerel mahkemelerin verdiği mahkumiyet kararlarını bozarak maddi gerçeğin ve ispat yükünün önemini vurgulamaktadır.


Daha fazla bilgi için bizimle iletişime geçebilirsiniz.


Kendisinde herhangi bir uyuşturucu madde ele geçirilemeyen sanık madde kullandığını söylese de bu maddelerin niteliklerinin belirlenmesi mümkün olmadığından beraatine hükmedilmesi gerektiğine ilişkin Yargıtay Kararı


Yargıtay 10. Ceza Dairesi 2016/701 E., 2018/9445 K. Sayılı Karar


Mahkeme : Asliye Ceza Mahkemesi


Suç : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma


Hüküm : Tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine uyulmaması üzerine mahkûmiyet


Dosya incelendi.


GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:


Dosyadaki bilgi ve belgelere göre, kendisinde herhangi bir uyuşturucu ya da uyarıcı madde ele geçirilemeyen, suç tarihi ve öncesi uyuşturucu madde kullandığı teknik yöntemlerle saptanmayan sanığın daha önce kullandığını söylediği maddelerin ele geçmemesi nedeniyle, niteliklerinin belirlenmesi mümkün olmadığından; atılı suçu işlediğine ilişkin her türlü şüpheden uzak, yeterli ve kesin delil bulunmadığı gözetilmeden beraati yerine mahkûmiyetine karar verilmesi,


Yasaya aykırı, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde olduğundan, hükmün BOZULMASINA, 17.12.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.


Yorumlar


bottom of page