Boşanma Davasında Delil Olarak Kullanmak İçin Eşin Telefon Görüşmelerinin Kaydedilmesi Suç Mudur?
- Hasan Can Uca
- 26 Oca 2024
- 3 dakikada okunur
Güncelleme tarihi: 21 Oca
Boşanma Davasında Delil Amaçlı Casus Yazılım Kullanımı Haberleşmenin Gizliliğini İhlal Suçu Sayılır mı?
Boşanma davalarında, özellikle zina veya sadakatsizlik gibi kusur durumlarının ispatlanması mahremiyetin doğası gereği oldukça zordur. Eşler aldatıldıklarını kanıtlayabilmek adına teknolojik imkanlara başvurmakta, bazen ses kayıt cihazları bazen de telefonlara yüklenen casus programlar aracılığıyla delil elde etmeye çalışmaktadır.
Ancak bu yöntemler, Türk Ceza Kanunu'nun (TCK) özel hayatın gizliliğini koruyan maddeleriyle (TCK m. 132 ve 133) çatışabilmektedir. Eşinin telefonuna gizlice program yükleyip görüşmelerini kaydeden bir kişinin, Haberleşmenin Gizliliğini İhlal suçundan yargılanıp yargılanmayacağı sorusu hukuk pratiğinde sıkça tartışılan ince bir çizgidir.
Yargıtay 12. Ceza Dairesi’nin 2020/974 E., 2021/3641 K. sayılı emsal kararı bu tartışmalı konuya önemli bir hukuki perspektif getirmiştir. Karara konu olayda; eşinin sadakatinden şüphelenen koca, eşinin telefonuna gizlice bir casus program yüklemiş ve eşinin kardeşiyle yaptığı telefon görüşmelerini kayıt altına almıştır.
Savcılık, bu eylemin suç teşkil ettiği iddiasıyla dava açmış olsa da Yüksek Mahkeme, olayın boşanma davasında delil elde etme amacını taşıdığını tespit etmiştir. Yargıtay, bu tür bir kaydın teknik olarak TCK 132. madde kapsamına girse de suçun manevi unsurunun (hukuka aykırı hareket etme bilincinin) oluşmadığına hükmetmiştir.

Yargıtay'ın beraat kararının temelinde meşru müdafaa benzeri bir hak arama özgürlüğü yatmaktadır. Mahkeme; sanığın aile birliğine ve onuruna yönelen haksız bir saldırı (aldatma/sadakatsizlik) altında olduğunu, bu durumu başka türlü ispatlamasının mümkün olmadığını ve kaybolma olasılığı bulunan delilleri muhafaza altına alma amacı güttüğünü belirtmiştir.
Burada en kritik nokta, sanığın elde ettiği bu kayıtları üçüncü kişilerle paylaşmamış, internette yaymamış ve sadece boşanma davasına ibraz etmiş olmasıdır. Kayıtların ifşa edilmeyip sadece mahkemeye sunulması sanığın suç işleme kastıyla değil, hakkını arama kastıyla hareket ettiğini göstermektedir. Ancak elde edilen veriler mahkeme dışında kullanılırsa veya şantaj aracı yapılırsa eylem TCK kapsamında suç oluşturmaya devam edecektir.
Daha fazla bilgi için bizimle iletişime geçebilirsiniz.
Boşanma davasında delil olarak kullanmak için eşinin telefonuna gizlice casus program yükleyerek telefon görüşmelerinin kaydedilmesinin haberleşmenin gizliliğini ihlal suçunu oluşturmayacağına ilişkin Yargıtay Kararı
Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2020/974 E., 2021/3641 K.
Kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması suçundan sanığın beraatine ilişkin hüküm, katılan tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Yapılan yargılamaya, incelenen dosya kapsamına göre, katılanın sanık hakkında mahkumiyet kararı verilmemesinin isabetsiz olduğuna ilişkin sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Şikayet dilekçesi, sanık hakkında düzenlenen iddianame ve dosya kapsamına göre, resmi nikahlı eşi olan tanık Havagül’ün sadakatinden kuşkulanan ve aldatıldığını düşünen sanık ...’ın, eşine ait cep telefonuna gizlice yüklediği casus program aracılığıyla eşi ile eşinin kardeşi olan katılan ...’ın yaptığı telefon görüşmelerini kayıt altına alması nedeniyle TCK’nın 133/1. maddesindeki kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması suçunu işlediğinin iddia edildiği olayda;
Ses kayıtlarının çözümüne ilişkin 26.05.2014 tarihli bilirkişi raporu, dosyada mevcut diğer delillerle birlikte değerlendirildiğinde; katılan ... ile katılanın ablası olan tanık Havagül arasındaki görüşmelerin yüz yüze değil, telefon aracılığıyla gerçekleşmesinden dolayı iddianamede kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması suçu olarak nitelendirilen eylemin, iddianame anlatımı gözetilerek, TCK’nın 132. maddesindeki haberleşmenin gizliliğini ihlal suçu kapsamında değerlendirilebileceği; ancak, katılanın tarafı olduğu haberleşme içeriklerini, üçüncü kişi ya da kişilerle paylaştığı ve/veya çoğaltarak dağıttığına ilişkin hakkında bir iddia ileri sürülmeyen sanığın, kendisine ve aile birliğine yönelen, onurunu zedeleyen, haksız bir saldırı altında ve başkaca şekilde ispatlanması mümkün olmayan bir hal içerisinde iken, kaybolma olasılığı bulunan delillerin muhafazasını sağlayıp, boşanma davasına sunarak, aile içi geçimsizliğin kaynağının, katılanın ablasının yani eşinin güven sarsıcı ve olumsuz davranışları olduğunu ispatlama amacını taşıyan eylemlerinde, hukuka aykırı hareket ettiği bilinciyle davranmaması nedeniyle sanık hakkında CMK'nın 223/2-a maddesi gereğince beraat kararı verilmesi gerekirken, aynı Kanunun 223/2-c maddesi gereğince beraat hükmü kurulması,
Kanuna aykırı olup, katılanın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu nedenle 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi gereğince BOZULMASINA; ancak, yeniden yargılama gerektirmeyen bu konuda, aynı Kanunun 322. maddesi gereğince karar verilmesi mümkün bulunduğundan, aynı maddenin verdiği yetkiye istinaden; hüküm fıkrasının ilk paragrafının “İddianamede TCK’nın 133. maddesindeki kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması suçu olarak nitelendirilen eylemin, iddianame anlatımı ve dosya kapsamı gözetilerek, TCK’nın 132. maddesindeki haberleşmenin gizliliğini ihlal suçu kapsamında değerlendirilebileceği; ancak, yapılan yargılama sonunda, sanığa yüklenen fiilin kanunda suç olarak tanımlanmamış olduğu anlaşıldığından, sanığın, CMK’nın 223/2-a maddesi gereğince beraatine,” olarak değiştirilmesi suretiyle, sair yönleri usul ve kanuna uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 14.04.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.


Yorumlar