Nafaka Borçlusu Tarafından Çocuğun Okul Aidatına İlişkin Olarak Yapılan Açıklamasız Ödemeler Nafaka Ödemesi Sayılır Mı?
- 15 Ağu 2023
- 4 dakikada okunur
Güncelleme tarihi: 6 gün önce
Boşanma sonrasında çocukların masraflarını karşılamak ebeveynler için hem vicdani hem de maddi büyük bir sorumluluktur. Çocuğunuzun okul taksitlerini veya diğer ihtiyaçlarını iyi niyetle kendi cebinizden ödemenize rağmen eski eşiniz tarafından nafaka borcunu ödemediğiniz gerekçesiyle icraya verilmeniz size son derece haksız ve sarsıcı gelebilir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 2022/5396 E., 2022/6165 K. sayılı kararı, nafaka ödemelerinde yapılan iyi niyetli usul hatalarının nafaka borçlularını nasıl mükerrer ödeme riskiyle karşı karşıya bıraktığını çarpıcı bir şekilde ortaya koymaktadır.
Karara konu olan uyuşmazlıkta; nafaka borçlusu baba çocuğunun okul taksitleri için eski eşinin hesabına düzenli paralar yatırmış, anne de bu paraları doğrudan okula aktarmıştır. Baba, bu ödemelerin nafaka borcunu kapattığını savunarak icra takibinin iptalini istemiştir.
Ancak Yargıtay, Türk Borçlar Kanunu'nun 78/2. maddesine dayanarak çok net bir hukuki çizgi çekmektedir. Bir babanın çocuğunun eğitim veya sağlık giderlerini karşılaması, kanunen ahlaki bir ödevin yerine getirilmesi olarak kabul edilir. İştirak nafakası ise sadece okul masrafı değil, çocuğun barınma, beslenme gibi tüm hayati ihtiyaçlarını kapsayan, mahkeme kararına dayalı bütüncül bir borçtur. Bu nedenle, çocuğun özel okuluna veya annenin hesabına yapılan rastgele ödemeler yasal nafaka borcunu otomatik olarak ortadan kaldırmaz.
Yüksek Mahkeme'nin bu içtihadındaki en hayati kural banka dekontlarındaki "açıklama" kısmının hukuki gücüdür. Yargıtay kararına göre; nafaka borçlusu tarafından yapılan ödemelerin dekontunda açıkça "nafaka ödemesi" gibi bir ibare bulunmuyorsa, bu tutarlar nafakaya mahsuben (nafaka borcundan düşülmek üzere) yapılmış sayılamaz.
Dosyadaki olayda da babanın yaptığı açıklamasız ödemeler doğrudan çocuğun eğitimine gitmiş olduğu ispatlanmasına rağmen nafaka borcundan düşülmemiş, yalnızca dekontunda açıkça "nafaka" yazan 4.445 TL'lik kısım borçtan indirilmiştir. Yani, dekonta yazılmayan tek bir kelime on binlerce liralık okul ödemesinin hukuken hediye sayılmasına ve asıl icra borcunun faiziyle birlikte varlığını sürdürmesine neden olmuştur.

Sonuç olarak, boşanma sonrası süreçte iyi niyetli yaklaşımlarınızın ağır hukuki mağduriyetlere dönüşmemesi için kurallara harfiyen uymalısınız. Çocuğunuz için yaptığınız ekstra harcamalar, aldığınız kıyafetler veya ödediğiniz okul taksitleri mahkemece bağlanan resmi iştirak nafakasının yerine geçmez.
Eğer mahkeme kararıyla belirlenmiş bir nafaka borcunuz varsa bu parayı mutlaka banka kanalıyla ve açıklama kısmına "İlgili ay ve yıl iştirak nafakası ödemesi"yazarak göndermeniz elzemdir. Aksi takdirde, çocuğunuz için yaptığınız tüm fedakarlıklar yasal olarak ahlaki bir görevin ifası (bağış) kabul edilecek ve eski eşiniz birikmiş nafaka borcunuz olduğu iddiasıyla evinize icra gönderebilecektir.
Detaylı bilgi almak için bizimle iletişime geçebilirsiniz.
Nafaka borçlusu tarafından çocuğun masrafları için yapılan açıklamasız ödemelerin nafaka ödemesi sayılıp sayılmayacağına ilişkin Yargıtay Kararı:
Yargıtay 2. HD 2022/5396 E., 2022/6165 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Menfi Tespit Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı tarafından temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı, davalı tarafından birikmiş iştirak nafakasının tahsili amacıyla hakkında icra takibi başlatıldığını, ancak kendisinin nafaka borcu bulunmadığını, müşterek çocuk için ödemesi gereken nafaka borcunu davalının talebi üzerine davalıya ait ... Bankası'nın ... Şubesi ile ... Şubesi'ndeki hesaplarına düzenli olarak yatırdığını, hatta zaman zaman da davalının talebi üzerine... Koleji Vakfı'nın ... Şubesi'ndeki hesabına müşterek çocuk ...'ın okul taksitlerini ödediğini, yapılan takibin haksız ve kötü niyetli olduğunu belirterek, icra takibi nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespit edilmesine, davalının haksız ve kötü niyetli takip yapmış olması nedeni ile asıl alacağın %20'si üzerinden kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davacının müşterek çocuğun okul taksitlerinden bir kaçını yatırdığının doğru olduğunu, ancak bu durumun süreklilik arz etmediğini, davacının bu durum dışında müşterek çocuğun geçimine katkı sağlamadığını, nafaka dışında çocuğun ihtiyaçlarının karşılanması durumunun dahi davalıyı nafaka ödeme sorumluluğundan kurtarmayacağını, davalının hesabına yatırdığı bedellerin açıkça okul taksisi olarak görüldüğünü ve bu bedellerin de birkaç gün sonra kendisi tarafından okul taksidi olarak Ted Koleji hesabına aktarıldığını ileri sürerek, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, borçlu tarafından yapılan tüm ödemelerin açıkça alacaklı tarafça nafaka dışındaki bir alacağa ilişkin olduğu ispat edilemediğinden, bu ödemelerin nafaka borcuna mahsuben yapıldığının kabulü gerekeceği ve alınan bilirkişi raporuna göre davacının ödemesi gerekenden çok daha fazla fazla ödeme yaptığının anlaşıldığı gerekçesiyle davanın kabulüne, ... İcra Müdürlüğü'nün 2013/3953 sayılı takip dosyasındaki takibe konu borçtan dolayı davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmiş; hükmün davalı tarafından temyizi üzerine Yargıtay ...Hukuk Dairesinin 6.11 2017 tarihli ilamı ile “, nafaka mahsuben ödediği açıklaması olmadan yapılan ödemelerin nafakaya mahsuben yapıldığının kabul edilemeyeceği, mahkemece, davacı baba tarafından davalı annenin ... hesabına yapılan ödemelerin çocuğun okul taksidine ilişkin olup olmadığının saptanabilmesi için, davalı annenin hesabından ("... abone no düzenli ödeme taksidi, "... okul ödemesi", "... eğitim bedeli" açıklamaları ile) yapılan para çıkışlarının müşterek çocuğun eğitim gördüğü kurum hesabına aktarılıp aktarılmadığının, ilgili banka şubesinden ve müşterek çocuğun okulundan sorularak, hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmediği” gerekçesi ile bozulmasına karar verildiği, mahkemece bozmaya uyulmasına karar verilerek gerekli araştırma yapıldıktan sonra davanın tümden reddine karar verildiği görülmüştür. Hükme karşı davacı taraf temyiz başvurusunda bulunmuştur.
TBK'nun 78/2. (BK'nun 62/2) maddesi gereğince, ahlaki bir ödevin yerine getirilmiş olmasından kaynaklanan zenginleşmelerin geri istenemeyeceği açıklanmıştır. Babanın çocuğunun eğitimi ile ilgilenmesi, giderlerini karşılaması ahlaki bir görevin ifası mahiyetindedir. İlamda hüküm altına alınan iştirak nafakasının alacaklısı velayet hakkı kendisine verilen eş olup, nafaka alacağı sadece eğitim giderlerinden ibaret değildir. Zira, TMK.'nun 182/2. maddesine göre; "Velayetin kullanılması kendisine verilmeyen eşin çocuk ile kişisel ilişkisinin düzenlenmesinde, çocuğun özellikle sağlık, eğitim ve ahlak bakımından yararları esas tutulur. Bu eş, çocuğun bakım ve eğitim giderlerine gücü oranında katılmak zorundadır." Buna göre, ilke olarak, nafaka borçlusu tarafından müşterek çocuğun, okul aidatına ilişkin olarak yapılan ödemelerin, nafakaya mahsuben ödediğine dair açıklama bulunmadan nafakaya mahsuben yapıldığı kabul edilemez.
Somut olayda bozma sonrası aldırılan bilirkişi raporuna göre davacı baba tarafından davalı annenin...ve ... hesabına birbirini takip eden aylarda belli miktar ödemeler yapıldığı sabittir. Davacı tarafından davalının...ve ... hesabına yapılan açıklamasız ödemeler dışında ... hesabına yapılan ve nafaka ödemesi açıklaması olan 4.445,00.TL olduğu anlaşılmaktadır. Açıklamasız yapılan ödemelerin anne tarafından çocuğun okul taksidine yönelik çocuğun eğitim gördüğü kuruma aktarıldığı, babanın yaptığı bu ödemelerin ahlaki ödevin ifası niteliğinde olduğu, dolayısı ile bu ödemelerin nafakaya mahsuben ödendiği kabul edilemez ise de, nafaka borçlusu davacı babanın davalı annenin hesabına nafaka açıklaması ile yaptığı 4.445,00.TL ödeme nedeniyle bu miktarın nafaka borcundan mahsup edilmesi ve bu miktar nafaka borcundan sorumluluğunun ortadan kalkması gerekmektedir. Hal böyle iken mahkemece nafaka açıklaması ile yapılan ödeme olan 4.445,00TL yönünden davanın kısmen kabulü ile bu miktar yönünden nafaka borcu bulunmadığına, açıklamasız yapılan ödemeler ahlaki ödev niteliğinde kabul edilerek o miktara yönelik davanın reddine karar verilmesi gerekirken davanın tümüyle reddine karar verilmesi doğru görülmemiş ve bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda gösterilen sebeple BOZULMASINA , temyiz peşin harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, iş bu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.22.06.2022(Çar.)


Yorumlar